Yazıyı yazanın tıfıl delikanlılık döneminde Ankara / olgunlar sokağında sonradan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olacak , emekli albay ve eşinin bulunduğu aile sohbetinde sohbette geçen bir konuya sert tepki vermesi üzerine kendisine " pişkin " olması salık verilmiştir. Politikayla uğraşanlarda özellikle günümüzde " piskin" kelimesi daha anlamlı hale geldi . Ve yazıyı yazan "bu kadarına da pes!" Demek zorunda kalmıştır.
Puşlukla, pişkinlik arasında ilginç gizli bağ var. Puştlarin, pişkin hallerine bakarak vatandaşın sesinden çıkan can çeken iniltiyi orgazm olarak algilayanlarin günün sonunda ne olacağı kafamda büyük soru işareti oluyor .
Pişkinlik ile saygıyı anlayamayan insan sıfatına bürünmüş varlıklar ikliminde yaşadıklarına " alın yazısı " diyecek kadar körelmiş topluluklar günün getirdiğine boyun büküp geçip gitmektir.
Yazıyı yazan soruyor , asıl pişkinlik/ puşluk icratı yapan mı? Yoksa yaşadığı sancıyı keyifle orgazm halinde kabul eden toplum mu kabul etmiştir?