Bir zamanlar hasat sonrası günlerce hububat öğütülen değirmenler, gelişen teknoloji ve market sistemi münasebeti ile gözden düştü. Ancak tüm olumsuzluklara rağmen 3 kuşaktır çarkları dönen değirmenler organik sevenler ve hazır un tüketmek istemeyenlerin ilk adresi oluyor.
Aksaray’ın Kılıçaslan Mahallesi’nde ilk un değirmenlerinden birisi 1975 yılından beri zamana karşı direnmeye devam ediyor. Dedesinden babası Ramazan Ateş’e kalan un değirmen mesleğini sürdüren Recep Ateş (32), un değirmeni ile ilgili gazetemize yaptığı açıklamada un değirmenine halen ilgi gösterildiğini söyledi.
“Teknolojiye direniyoruz”
Un değirmenlerinin yaşadığı sıkıntılara değinen Recep Ateş, “Eski un değirmenlerini kullanmak çok zordu taş değirmeni kullanılıyordu ve insanlar buğdaylarını una dönüştürebilmek için büyük çaba sarf ediyorlardı. Dedem ilimizin böyle bir değirmene ihtiyacı olduğunu düşünerek bir ilki gerçekleştirerek un değirmenini burada bulunan dükkanında kurdu. Dedemden mesleği alan babam Ramazan Ateş ile birlikte devraldığımız mesleği sürdürüyoruz. Bizden sonra civar Aksaray’da yaklaşık 5 tane un değirmeni kuruldu. Bundan 10 yıl öncesine kadar bütün un değirmenleri iyi çalışıyorlardı. Daha önce ilimizde buğday üretimi yaygındı. Teknolojinin gelişmesi ve üretimin azalması ile insanlar hazıra koşmaya başladı. Bu yüzden diğer un değirmenlerinin hepsi kapatmak zorunda kaldı” dedi.
Deden Toruna Kalan Meslek
Kendisinin 3. kuşak olduğunu ve işini severek yaptığını dile getiren Recep Ateş, “Dedem uzun yıllar ilimize hizmet ettikten sonra babama devretti. Şimdi babamla birlikte mesleği sürdürüyoruz. Çocukluğumdan beri bu işi yapıyorum. İşimi severek ve zevkle yapıyorum. Burada hem bir tarihi yaşatmanın onuru hem de kendi halkınıza hizmet etmenin gururunu yaşıyorsunuz. Aksaray’da ilk ve iki değirmenden birisi olarak tarihe ışık tutmaktayız. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Katkısız ve bütün doğallığıyla en güzel un, un değirmeninden çıkan undur. Halkımızı her zaman dükkanımıza bekleriz” diye konuştu. Özel Haber: Ziya Koçak