Sayın Okuyucu , aşağıdaki yazıyı okuma zahmetinde bulunursanız, yazıyı yazaninda şahsını " insan suretli varlik" sınıfı içinde kabul ettiğini sana şahitlik eder.
Yeryüzünde bugün için sekiz buçuk milyar insanın yaşadığını düşünürsek ( rakam kesin değildir. ) insan diye bahsettiğimiz varlığın aslında " insan suretli" olduğu sadece bunun en fazla on kişinin aslinda insan olduğunu hiç düşündün mü?
Insan ile Insan suretli varlıklar arasındaki makas aralığı çok fazla içeriği ise çok derindedir .
Kendi türünün kanını içen, etini yiyen , yalan söyleyen, hırsızlık yapan v.s bu türün yapmış olduklarının sonrasında yada bunlara şahitlik ederken hiç birşey olmamış gibi davranıyor olması düşündürücüdür. Hatta bazı bölgelerde/ tarikatlarda bunlar meşrulaştırır/ normalleşir. Buna karşın sayısal olarak az bir o kadar da etkisi büyük olan bahsettiğimiz "insan" insan sıfatlı varlıkların dışında doğayla/ kainatla / canlı/ cansız tüm varlıkla birebir iletişim kurarken bizler bu insanlarla nasıl aynı kabin içinde yer alabiliriz ?
Birbirimizi aşağılarken aslında kendimizi asagiladigimizin farkında dahi olmadan meçhule çaresizce sürüklenerek dolu dolu yaşadığımız hayatin aslında boş bir tenekeden gelen ses olduğunun farkında degiliz.
Yukarıda bahseden yazıyı yazan boş tenekenin o samimiyetsiz tınısını dinlerken tanrının yeryüzünde yarattığı o insan denilen varlığın, varlığını hissederek bir nebze huzur bulma hevesindedir