Meclis iç tüzük değişikliğinin TBMM’de görüşülmesi esnasında AK Parti grubu adına söz alan Milletvekili Aydoğdu kürsüde yaptığı konuşmada; “Esasında, İç Tüzük konularını konuşurken millî iradenin tecelli ve tasarruf tarzına dair bir konu konuştuğumuzu ve teknik bir konu konuştuğumuzu, millî iradenin tecelli tarzını konuşmakla beraber işin tekniğini konuştuğumuzu bilmeliyiz. Bu anlamıyla Parlamento, yönetim tekniğinin, yönetme tekniğinin, müzakere tekniğinin sağduyuyla denetlenmesidir. İç Tüzük'te de hâkim olan ruh o olmalıdır” dedi.
Parlamentoların toplumları yönetim katına taşıdığına dikkat çeken Aydoğdu, “Bu anlamda yönetimin, devletin tekelini kırar, ona milleti ortak eder. Devlet katındaki hâkimiyeti sahaya indirir, millete de indirir. Parlamentoların amacı halkları millet kılmaktır. Burası çok önemli. Bir halk parlamentoda temsil edildiğinde ve bu temsil yönetim hâline geldiğinde, sahaya intikal ettiğinde o halk milletleşir” diye konuştu
“Bu iki unsurdan vazgeçemeyiz”
Parlamentonun iki vazgeçilmez unsuru bulunduğunu ifade eden Aydoğdu “Parlamentonun iki vazgeçilmezi vardır kıymetli arkadaşlar. Bir, müzakere; ikincisi, kamusal açıklık. Bu müzakerenin aleni yapılması. Müzakere devletin yönetim kabininin kamusal alana, halka açılmasıdır; devletin mahrumiyetinin çözülmesidir. Parlamentodaki müzakerenin amacı budur. Yani egemenin buyruğuna karşı halkın kendi ortaya koyduğu normu koymaktır; onu dengelemek, bir şekilde, millî iradeyle, halkın iradesiyle egemenin buyruğunun çarpıştığı yerde yönetimin oluşmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
“Kuvvetler ayrılığının yansımasıdır”
İç Tüzük’ün demokrasinin özü olduğunu söyleyen Aydoğdu, “İç Tüzük dediğimiz şey de bir anlamıyla bu demokrasinin özünün halka intikalidir ya da halkın ortaya koyduğu iradenin devlete intikalidir, karşılıklı bir alışveriş. Dünyanın demokratik bütün anayasalarının tamamında iç tüzük düzenlemesi parlamentolara bırakılır. Bunu hukuk dilinde "yöntemsel bağımsızlık" diye tercüme etmiş hocalarımız. Mithat Hocam burada. Yöntemsel bağımsızlığın Türkçesini ben pek sevimsiz buldum. Belki usul bağımsızlığı diyebiliriz, usule dair bir bağımsızlık, yönteme dair bağımsızlık diyebiliriz ya da başka bir kelime bulabiliriz ama her ülkenin parlamentosu kendi tarihsel uygulamalarına, teamüllerine, yazılı ve sözlü idari kaynaklarına, gelenek, görenek, kültürlerine dayanarak kendi iç tüzüğünü yapabilir. Bu, parlamentoların iradi özgürlüğü, kendi usulüne, sistemine hâkim olması, hatta kuvvetler ayrılığının da bir yansımasıdır” şeklinde konuştu. Haber Merkezi