beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...


İshak PEKGÖZ

facebook-paylas
ÜNVANLARI ÜÇ BEDEN BÜYÜK GELENLER
Tarih: 18-08-2026 23:35:00 Güncelleme: 18-08-2026 23:37:00


Değerli okurlarım,
Gardırobumuzun en büyük yanılgısıdır, üzerimize bol gelen kıyafetleri "nasıl olsa büyürüm" ya da "salaş moda" diyerek taşımaya çalışmak. Oysa insan hayatında bundan çok daha ağır bir gardırop kazası vardır: Ruhuna, kalibresine ve kapasitesine üç beden büyük gelen unvanlar.
Öyle koltuklar, öyle etiketler var ki; oturanı yüceltmek bir yana, içine giren insanı tamamen yutar. Geride koca bir tabela, kalkan bir toz bulutu ve ne idüğü belirsiz bir gölge kalır. Bilgi ve birikim eksikliği, cafcaflı sıfatlarla örtülmeye çalışıldığında ortaya çıkan manzara acıklı olduğu kadar düşündürücüdür.
İşte tam bu noktada, sarsıcı sorular düşer zihnimize: Bizi bu bol elbiseye kim, neden, nasıl soktu? Ehliyetin ve derinliğin ardında bırakıldığı bir düzende, altı boş sıfatlarla donatılmış insanlar bu devasa elbiseyi kendi arzularıyla mı sırtlandılar, yoksa düzenin ezberleri mi onları bu kalıplara hapsettiler?
Daha da acısı, işin vicdan muhasebesidir: Aslında başkasına ait olan, başkasının hakkı ve alın teri olan o bol elbiselere biz nasıl da koşa koşa, ses çıkartmadan girdik? Hangi kulun hakkına girdik, kimin emeğini ve geleceğini çiğneyip geçtik? Ve belki de bu tablonun en trajik boyutu, o yanlış elbisenin tesiri altında kalan binlerce, yüzlerce insanın yaşadığı savrulmadır. Gerçek bir sorumluluk duygusuna ve liyakate sahip olduğu halde, yanlış bir otoritenin gölgesinde kalmaya mecbur bırakılan o kitleler hem kendi emeklerinin zayi olmasının hem de çarpık bir işleyişin parçası olmanın ağır yüküyle sınanırlar. Bir makamın altının boş olması, sadece o koltuğu haksız yere işgal edenin değil, onun kararlarıyla yön bulmak zorunda kalan masum kalabalıkların da geleceğini gölgeler.
Oysa bizim sarsılmaz bir inancımız, köklü bir düsturumuz var: "Emanet, işin ehline verilmelidir." Bu ilkeyi dillerden düşürmeyiz; lakin söz konusu kendi hırslarımız, kendi konforumuz olduğunda bu kutsal emaneti unutup, o bol elbiseleri üzerimize geçirmekte bir beis görmeyiz.
Gerçek ağırlık, makamın verdiği rütbeden değil, insanın kendi içsel genişliğinden süzülür.
Bu elbiseyi taşıyamayanlar, sessizliğin asil ahengini de taşıyamazlar. Üstlendikleri unvanların ve ahlaki sorumlulukların manevi ağırlığı altında ezilenler; asıl gayeleri olan maddi kazancı, dünyalık menfaatleri ve parayı ceplerinde taşımakta ise hiç zorlanmadılar. Boşluklarını gürültüyle, yetersizliklerini tahakkümle, sığlıklarını ise buyurgan bir kibirle örtmeye çalışırlar. Geniş salonlarda yankılanan sert adımlar, aslında içerideki derin sessizliğin ve korkunun perdesidir. Çünkü bilirler ki, o unvan bir rüzgarla sıyrıldığında ellerinde kalacak tek şey, kendi yankısız isimleridir.
Nihayetinde, derin bir tefekkürle idrak ederiz ki; asıl mesele yüksek bir kürsüye çıkmak değil, o kürsüyü kendi ruhunun hakikatiyle doldurabilmektir. Kimi insan unvanıyla var olur, kimi ise unvanına nefes üfler. Birinciler rüzgârda savrulan yapraklardan farksızdır; ikinciler ise gölgesinde sığınılan birer ulu çınar. Belki de erdem, o bol elbiseyi üzerimizden çıkarıp atmakta, inancımızın gereği olarak ruhumuza dar gelen hiçbir etiketle hakikati kirletmemektedir





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI