Bugun...


Şaban KUMCU

facebook-paylas
Gittiler… Kaldılar… Dal Budak Saldılar…
Tarih: 01-06-2022 22:43:00 Güncelleme: 01-06-2022 22:49:00


 

                                               Ne mektubun gelir ne de selamın,

                                               Hasret kaldım, bizim elin gülüne,

                                               Gözleri görmüyor gayri anamım,

                                               Nasıl oldu yolum düştü Kölün’e…

                                              

                                                                                         ŞABAN KUMCU

         İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa Kıtası harap olmuştu. En büyük hasar da Almanya’daydı. Elli milyon insan ölmüş, şehir ve sokak savaşlarından sonra, bütün binalar yıkılmış, şehirler enkaz yığınına dönmüştü. Ülkede erkek nüfus kalmamıştı. “Trümmerfrau” denilen, “enkaz kadınları” el arabaları ile, işe yarayan demirleri, tuğlaları bir kenara topluyorlardı. Toplanan bu malzemeler ileride şehirlerin inşasında kullanılacak, Alman ev kadınlarının bu hizmetleri unutulmayacaktır.                                                                                                            

             Doğu ve batı olmak üzere fiilen ikiye bölünen Almanya, 1947 Marshall yardımı ile yeniden kalkınmaya başlamış, çok acil iş gücüne ihtiyaç duyulmaya başlanmıştı. İspanya, iç savaşla yıkıntılar içindeydi. Yunanistan savaş sonrası karışmış, paramparça olmuştu. Yugoslavya’da ve Balkanlarda, işsizlik, fakirlik had safhadaydı. Sosyalizm vadetmiş, ama bir şey verememişti. Fas bölünmüş, çatışma vardı. İşverenlere ise, acil işçi lazımdı.

Almanya öncelikle, aynı dine ve aynı kültüre sahip Hristiyan ülkelerden işçi getirmek istiyordu. Bütün karışıklıklara ve iç savaşlara rağmen, önce İtalyanlar sonra İspanyollar geldiler. Zamanla ekonomileri düzelmeye başlayan bu ülkelerin vatandaşları için Almanya, cazibesini kaybediyordu.  Alman firmaları kendi çabalarıyla işçi arayışına çıkmış ve işçi getirmeye başlamışlardı. Türkiye’den İlk olarak, İkinci Dünya Savaşı’nda ülkemizde sığınmacı olarak yaşayan, Alman bilim adamı Prof. Baden’in girişimiyle, erkek sanat okulu mezunu on bir Türk, Bremen ve Hamburg’a çalışmaya gitti.                                                                                 

1954 yılında Menderes döneminde Türk Alman ilişkileri gelişti. Yüz elli sanat okulu mezunu staj için Almanya ya gitti. Sonra, genç Türk işçileri kaçak yollarla Almanya’ya gitmeye başladılar. Genç bir nüfusa sahip olan Türkiye bu sırada, Almanya’ya anlaşma teklif etti. Kültür ve din farkından dolayı, Türkler önce istenmedi. Alman Ekonomi Bakan’ı anlaşma teklifini reddetti. NATO, Türk, ABD ilişkileri ve ABD’nin desteğiyle, Almanya Dış İşleri Bakanı, 30 Ekim 1961’de Türkiye ile” İşgücü Alımı Anlaşmasını” imzaladı.

Johnn Berger’in yazdığı ve Jean Mohr’un fotoğrafladığı “Yedinci Adam” kitabında, Johnn Berger, Almanya’dan gelen doktorların Türkiye’de işçi seçimini şöyle anlatır. “Tanımadığı insanların önünde çırılçıplak soyunmalarını istemelerinin verdiği utanç, komut veren görevlilerin konuştukları anlaşılmaz dil, göğüslerine ve bileklerine keçe uçlu kalemle yazılan sayılar, erkek gibi tulum giymiş kadınlar, kendisi gibi bir sürü insanın sessizliği… Çoğunun yüzünde dinginlik içinde ya da dua eden kimselerinkine benzemeyen, dehşetli içe dönük bakış…Kapitalist dünyada, aşağılanmanın tüm çeşitlerini hak etmek için, yoksul olmak, yeterli bir sebepti.” Yıllar sonra, Münih yakınlarında Dachau toplama kampını ve burada insanlara yapılan uygulamaları görünce, şaşılacak bir şey olmadığını anladım. Orada da insanlar, bileklerine ve göğüslerine keçe uçlu kalemle yazılan sayılarla numaralandırılmışlardı. Ölüm kampında, duvarlara yazılan slogan, bilinç altına işlenen düşünce şuydu. “Çalışmak özgürlüktür…” Özgürlük yani ölüm…

 Dört yüz elli kişilik ilk işçi kafilesi Haydarpaşa tren istasyonundan Almanya’nın Düsseldorf kentine hareket etti. Bir yıl ikamet ve rotasyon şartı vardı. Aile birleşmesi ve sosyal haklar yoktu. Almanya’ya geldiklerinde çalışacakları yerlere götürülen vatandaşlarımız, işlerinde yarışırcasına, ölesiye çalışmaya başladılar. Firmalar çok memnundu. Makinalara alışmış ve verilen işe dört elle sarılmışlardı.  Alman işverenler önce, süresi biten Türk işçilerini geri göndermek istemediler ve onların kontratlarını uzattılar. Üç yıl, beş yıl uzatma derken, ikametleri kalıcı olmaya başlamıştı. Yıllar içinde de Almanya’ya olan Türk işçi göçü, artmaya devam etti. 1967’ e kadar bu sayı iki yüz kırk bini buldu. İşçilerimizi yaşadığı en büyük güçlük barınma problemiydi. Çalıştıkları işe en yakın yerlerde, hayımlarda (işçi evleri) kalmak zorundaydılar. Hayımlar kimi yerlerde, domuz damından bozma odalar, bazen üç beş metre karelik yurtlar veya altlı, üstlü barakalardı. Askeri kışlalar gibiydi. Güneş doğmadan işe gidiliyor, akşam hava karardıktan sonra geliniyordu. İşçilerimiz, gün ışığını görmeden yaşıyorlardı.

1964’ten sonra, Almanya’ya, beyaz eşya, kablo, elektrik, jilet konserve ve tekstil işlerinde çalıştırılmak üzere Türkiye’den, yoğun kadın işçi göçü oldu. Almanlar çevre ülkelerdeki kadınların elleri ve parmakları üzerinde inceleme yapmış, sonunda; Türk kadınlarının parmaklarını daha ince ve bu yapılacak işler için daha uygun olduğunu tespit etmişlerdi.  Erkek işçilerimiz, erkek hayımlarında, bir göz odada, iki kişi kalırken, kadın işçilerimiz, kendi hayımlarında, bir odada dört kişi kalmak zorundaydılar. Yemek, bulaşık ve temizlik için iş bölümü yapılıyor, hafta sonları da çamaşırlar yıkanıyordu. Yirmi, otuz odalı hayımlarda, mutfak ve banyo ortak kullanılıyordu. Zor bir hayattı. Yıllar hep böyle ev ile iş arasında geçip giderken, dertler, acılar ve hasret de katlanıp gidiyordu.

Almanya’da, işçilerimizden istenen; en düşük ücrete, en yüksek verimdi. Daima en alttakiler olmak zorundaydılar. Almanların yapmadığı yer altı ve yer üstü en zor işler, pis işler, demir, kömür, maden işleri, şehirlerin alt yapılarının kurulması, her türlü sağlıksız temizlik işleri bizimkileri bekliyordu.  Nitelikli işlerle yöneticilik pozisyonları Almanlarındı.  1. Dünya Savaş’ından sonra da binlerce Osmanlı Türkü, “kalfa ve çırak” olarak Almanya’ya çalışmaya gelmiş, bugüne sadece mezarları kalmıştı…                      

Türk işçileri, çalışkan, düzenli, dürüst, temiz, dakikti. Almanya soğuk, Almanlar soğuk, çalışkan disiplinli ve kuralcıydılar. Türkler, sıcak bir dostluk ve kendilerine olağanüstü olumlu bakan, bir toplum beklentisi içindeydiler. Ancak böyle bir kaynaşma olmadı. Bu durum işçilerimizde hayal kırıklığına sebep oluyordu. Almanlarla aralarında din ve kültürel farklılıkları vardı. Türk işçilerinin sayıları arttıkça, Almanlar, yeni bir durum olduğunu fark etmeye başladılar. Onların gözünde belirli bir süre çalışmaya gelenler, GASTARBEİTER “misafir işçiydi.”  Misafir işçi gelir, çalışır, işi bitince de “raus” dışarı gider, yani evine dönerdi. Resmi ağızlarca, “Almanya bir göç ülkesi değildir”, denilmeye başlanmıştı. Bu gelenler, “İşçi, misafir, farklı ve ötekiydiler.”  “Bir ömürlük” misafir işçi istemiyorlardı. Zaman geçtikçe de verimli işçi, uyumsuz misafir oldular. Halkın duygu ve düşünceleriyle, iş verenlerin menfaatleri birbirine uymuyordu.                                                                                                                 

Türk işçilerinin dört temel problemi vardı. Türkçe ’den uzak kalmak, Almanca bilememek, memleketten haber alamamak ve Müslümanca yaşayamamak.  Gelirken tek düşünceleri, bir ev, bir tarla ve bir traktör alıp, geri dönmekti, fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Sürekli memlekete dönüş hayali, vardığı yerdeki yaşadığı şok, Almanya’yı asla kendi vatanı gibi görmeseler de gittiği yer sayesinde, birey olabilmiş, düzenli ekmek parası kazanmanın gururu ile, yeni hayaller kurmaya başlamışlardı. 

Günler geçtikçe, gurbetçilerimizi memleket hasreti yakıp kavuruyor, sılada eşler, çocuklar ve akrabalar onlardan haber bekliyorlardı. Gurbetin derdi, mihneti, ağırlığı hem gidenlerin hem de bekleyenlerin, yüreğine dinmez bir sızı düşürmüştü. Bu milletin evlatları buna benzer birçok acılar yaşamıştı ama, bu göç çok faklıydı, “yaban ellerdi” gidilen yerler. Onlardan tek istenen şey çalışmaktı. Makine gibi çalışıyor, en ağır işlerin altından kalkıyorlardı fakat, bekleyenleri vardı, sorumlulukları vardı, bir ailenin, belki bir köyün yükü onların sırtına binmişti. Çalışıp para biriktirmek ve bir an önce Türkiye’ye dönmekten başka hiçbir düşünceleri yoktu. İş dışındaki kalan zamanlarında; evlerine küçük alışveriş yapmak için markete, ekmek almak için fırına, bir de Türkiye’ye para göndermek için postaneye gidilirdi. Uzun yıllar hayat böyle devam etti…

1980 yılında, İlk göçten yirmi yıl sonra, Almanya’ya gittiğimde, hala bu hayımlarda ve rutubetli evlerin bodrum katlarında, badanalı odalarda yaşayan, ellili yaşlarına gelmiş, aile birleşimi yapıp, hanımlarını, çocuklarını getirememiş gurbetçilerimizle oturup bir kahvaltı yapınca; acı manzara yüzüme tokat gibi çarpmıştı. Kahvaltı soframızın zenginliği şuydu; herkese altışar yedişer tane zeytin, ikişer üçer dilim beyaz peynir, margarin yağı, ekmek ve çaydan ibaretti… Çünkü hepsi Mark ile alınıyordu. Bölüşülen ev kirası, küçük market masrafları ve ekmek alımı için, her bir sent milim milim hesaplanıyor, kalan paranın yarısı Türkiye’ye gönderiliyor, yarısı da bir senti eksiltilmeden biriktiriliyordu. Bu odada, sanki yüz yıl önceki bir hikâyeyi, yeniden yaşıyor gibiydim. Saçlar ağarmaya başlamış, yüzlerinde eksilmeyen hüzün kırışıklıklarıyla, gözlerinin içi gülmüyor, küçük şakalaşmalarla, bir şeyleri unutturmaya çalışıyorlardı…

                                                    Han Duvarları

                                    ………………  

                                    Bir noktada toplanmış, vatanın dört bucağı,                                                                                      

                                    Gurbet çeken gönüller, kuşatmıştı ocağı.

                                    ……………..                                                                                                                                                    

                                    Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı,                                                                                                                    

                                    Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı.

                                    Ne zaman yolda bir han görsem irkilirim

                                    Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim

                                    ……………..                                                      

                                    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları

                                    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları

                                                                                    Faruk Nafiz Çamlıbel

 

Almanya’ da bir başka dertte kiralık ev bulma derdiydi. Yabancılara kolay kolay kiralık ev vermek istemezlerdi. 2001 yılında, ilk göçten tam kırk yıl sonra, rahmetli Ozan Arif şiirlerinde; işçilerimizin dertlerini şöyle dillendiriyordu.

                                                Almanya Adresim

 

                                    Almanya’ya ayak bastım basalı,

                                    Ev arıyorum bulamadım gardaşım.

                                    …………….

                                    Son bulduğum ev bir bodrum kattı,

                                    Zil çaldım, sahibi kaşını çattı.

                                    “Nayın” dedi, kapısını kapattı,

                                    Ev arıyorum bulamadım gardaşım.

 

 Özlemler büyüdükçe büyüyor, ucu telli mektuplar da birbiri ardınca gelip gidiyor, gurbet şiirleri yürekleri dağlıyordu…

                                                        Gurbet

 

                                    Ne kadar anlatsam tükenmez bitmez,

                                    Bu benim bağrımda vatan hasreti.

                                    Anlatmaya zaten takatim yetmez,

                                    On yıldır yakamdan tutan hasreti.

 

                                               Acı Gurbet

 

                                    Çilelerim köprü oldu Tuna’ya,

                                    Dilimden anlamaz kulun Almanya.

                                    Döneceğim günü hep saya saya,

                                    Ömrümü tüketti yılın Almanya.

 

                                    Ne çıkardın beni ne de batırdın,

                                    Emeğimi yiye yiye bitirdin,

                                    Gençliğimi benden aldın götürdün,

                                    Bana mı kalacak malın Almanya.

                                    ……………

                                    El gibi sıraya katışamadım,

                                    Evlat oldum elden tutuşamadım,

                                    Anam babam öldü yetişemedim,

                                    Köyüme çok uzak yolun Almanya

                                                                           Ozan Arif

 

                                     Göçmen İşçiler Ağıdı

 

                                    Ey ayrılık çalıp durma kapımı,

                                    Hasretlere dayanmıyor, bu yürek.

                                    Neyleyeyim bu dünyanın malını,

                                    Bana vatan gerek, bana il gerek.

                                   

                                    Geldi Hazan, Yine Hüzün, Yine Gam,

 

                                    Tipi bize, boran bize, kar bize,

                                    Feryat bize, figan bize, zar bize,

                                    Hicran bize, Fizan bize, har bize,

                                    Yine firkat, yine gurbet, yine hasret, ey ozan.

 

                                    Dinmez bir sızı düşer, yüreğine ne yapsan,

                                    Gönüllere elem konuk, her akşam.

                                                                                       

                                                                                           

               30 Nisan 1964’te Almanya ile Sosyal Güvenlik Anlaşması yapıldı. Artık işsizlik parası ve çocuk parası almaya başlayan işçilerimiz, aile birleşimi hakkı alıp, Türkiye’den eş ve çocuklarını getirmeye başladılar. Aile birleşimi, çok sancılı oluyordu. Öncelikle bir parçasını gurbete göndermiş anne ve babalar, diğer parçalarını; gelinlerini, kızlarını, hele hele torunlarını, “canlarını” göndermeye sıra gelince; yürekleri parçalanıyordu. Çok tedirgindiler, birçok aile bu ayrılığa karşı çıkıyordu. Varılacak yerde yaşanacak sayısız güçlükler vardı. Dini ve kültürel farklılıkların getireceği hiç bitmeyecek sıkıntılar, onları bekliyordu. Ev, okul, dil, uyum gibi, her biri ayrı bir dert olan, problemler dağ gibi sıralanmıştı…

                                    Dinler yabancıdır, diller yabancı,

                                   Hele hor görülmek sargısız sancı,

                                    Sıla uzaklarda, gurbetse acı,

                                    Türküden türküye yakıldık balam.

                                                                                        Nuri Can

 1964 yılında, büyük gayretlerin sonunda, her gün yarım saat Türkçe yayın yapan Köln Radyosu, işçilerimizin dünyaya açılan tek penceresi oldu. Her akşam yapılan Türkçe yayın sırasında işçilerimiz, radyoların başında toplanır, heyecanla, pür dikkat haberleri dinler, adeta ruhları sılaya gidip gelirdi.   İşçilerimizin içinden hocalık yapabilecek kadar dini bilgisi olanlar, hafta sonlarında, hayımlarda ve Türk işçilerinin toplu bulunduğu yerlerde imamlık yapıyor, dini sohbetlerle, birbirlerini uyarıyorlardı. İbadetlerini aksatmamaları, haramdan uzak durmaları, evi, aileyi, sılayı unutmamaları, tutumlu olup para biriktirmeleri, “nasıl olsa memlekete dönüleceği için “, paralarını, çarçur edip, gurbet ellerde sefil kalmamaları öğütleniyordu. Özellikle memlekette bıraktıkları yakınlarını asla unutmamalıydılar.

                                    Akşam oldu gün dağlardan çekildi,

                                    Değişti çehresi yüzü gurbetin,

                                    Hayallerim birer birer döküldü,

                                    Yalanmış ikrarı sözü gurbetin

                                                           Ozan Yusuf Polatoğlu           

 Artık imkanlar ölçüsünde cuma namazları cemaatle kılınıyor, farklı eyaletlerde, köy ve kasabalarda çalışan vatandaşlarımız bayram namazı vesilesiyle bir araya gelip, hasret gidermek istiyorlardı. Bir gün, Yaşar Topçu isimli bir işçimiz, gurbetçilerimizin bazı isteklerini iletmek için Köln Belediye Başkanına müracaat eder. Bonn Büyükelçiliğimiz de devreye girerek, Köln Dom Katedrali’nde bayram namazı kılınıp kılınamayacağını resmi bir yazıyla, şehrin belediye başkanına sorar. Belediye başkanı, yazıyı kardinale gönderip izin ister. Kardinal ’de bu isteği, doğrudan Papa’ya iletir. 31 Ocak 1965‘te, Köln ve civar illerde yaşayan gurbetçilerimiz, Ramazan’ın son günlerinde büyük bir heyecanla, Papa’dan gelecek izni beklemeye başlarlar. Bayrama kavuşmanın mutluluğu olsa da kalplerde bir hüzün ve endişe hakimdir. Yıllar sonra, toplu bayram namaz kılmak mümkün olacak mıdır?  Dom Katedrali Almanya’nın en büyük tarihi kilisesidir, böyle bir izin çıkacak mıdır?

Papalık, bir defaya mahsus izin verir. Sevinçle karşılanan bu haberden sonra, bir ilan verilir. “Aziz muhterem gurbetçi kardeşlerimin nazarı dikkatine, 3 Şubat 1965 Mübarek Ramazan Bayram Namazı Dom Kilisesi’nde kılınacaktır. Mümkün mertebe, gazete, namazlık ve battaniyelerinizle, tedarikli gelmeniz rica olunur” diye duyuru yapılır. Dışarıda otuz kırk santim kar olmasına rağmen, altı veya yedi yüz vatandaşımız bayram namazı kılmak için bir araya gelirler. Kilisede bulunan resim ve heykellerin üzeri brandalarla örtülür. Sımsıcak duygularla, gurbet ellerde bu bayram namazı kılınır. Namaz çıkışında, sevgi, hasret ve gözyaşlarıyla yapılan bayramlaşma, gurbetçilerimize çok duygulu anlar yaşatır. Bu hasret giderme, bu kucaklaşma ve bu bayramlaşma yüreklerde büyük izler bırakmış ve yıllarca hiç unutulmamıştır…

                                    Süleymaniye’de Bayram Sabahı

                                    Dili bir, gönlü bir, imanı bir, insan yığını

                                    Görüyor varlığının bir yere toplandığını.

                                    Büyük Allah’ı anarken bir ağızdan herkes,

                                    Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses.

                                    Yükselen bir nakarattan büyüyen velvelesi,

                                    Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi

 

                                    Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri,

                                    Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir’i

                                    Ne kadar saf idi siması, bu mümin neferin.

                                    ……………..

                                    Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu,

                                    Bu nefer miydi, derin gözleri yaşlarla dolu,

                                    Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;

                                    ………………

                                    Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher!

                                    ……………

                                    Çok şükür Allah’a, gördüm, bu saatlerde yine,

                                    Yaşayanlarla beraber bulunan ervahı.

 

                                    Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.

 

                                                                                   Yahya Kemal Beyatlı 

 

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 15 11 1 3 32 11 36 +21
2 Trabzonspor 15 10 1 4 27 13 34 +14
3 Fenerbahçe 15 9 0 6 32 14 33 +18
4 Göztepe 15 7 3 5 18 9 26 +9
5 Samsunspor 15 6 2 7 22 16 25 +6
6 Beşiktaş 14 7 4 3 24 17 24 +7
7 Gaziantep FK 14 6 4 4 21 22 22 -1
8 Kocaelispor 15 5 6 4 12 15 19 -3
9 Başakşehir FK 15 4 6 5 20 17 17 +3
10 Alanyaspor 14 3 4 7 14 15 16 -1
11 Konyaspor 15 4 7 4 20 24 16 -4
12 Çaykur Rizespor 15 3 6 6 17 23 15 -6
13 Gençlerbirliği 15 4 9 2 17 21 14 -4
14 Kasımpaşa 15 3 7 5 14 21 14 -7
15 Antalyaspor 14 4 8 2 14 25 14 -11
16 Eyüpspor 15 3 8 4 10 18 13 -8
17 Kayserispor 15 2 6 7 15 32 13 -17
18 Fatih Karagümrük 15 2 11 2 13 29 8 -16
Takım O G M B A Y P AV
1 Pendikspor 15 9 1 5 29 9 32 +20
2 Amed SK 16 10 4 2 37 24 32 +13
3 Esenler Erokspor 16 9 3 4 39 18 31 +21
4 Bodrum FK 16 9 4 3 36 15 30 +21
5 Iğdır FK 16 8 4 4 27 22 28 +5
6 Erzurumspor FK 16 6 2 8 28 15 26 +13
7 Bandırmaspor 16 7 4 5 20 14 26 +6
8 Çorum FK 15 7 4 4 23 18 25 +5
9 Serik Belediyespor 16 7 5 4 21 23 25 -2
10 Boluspor 16 6 5 5 25 17 23 +8
11 Keçiörengücü 16 5 5 6 25 19 21 +6
12 Van Spor FK 16 5 5 6 20 18 21 +2
13 Sivasspor 16 5 6 5 20 17 20 +3
14 Sakaryaspor 16 5 7 4 28 34 19 -6
15 İstanbulspor 16 3 4 9 17 25 18 -8
16 Sarıyer 16 5 9 2 16 22 17 -6
17 Manisa FK 16 4 8 4 23 29 16 -6
18 Ümraniyespor 16 4 9 3 13 26 15 -13
19 Hatayspor 16 0 11 5 15 42 5 -27
20 Adana Demirspor 16 0 14 2 12 67 22 -55
Takım O G M B A Y P AV
1 Mardin 1969 Spor 14 10 2 2 34 11 32 +23
2 Bursaspor 14 10 3 1 35 13 31 +22
3 Aliağa Futbol A.Ş. 14 9 3 2 37 9 29 +28
4 Kahramanmaraş İstiklalspor 14 9 3 2 31 12 29 +19
5 Güzide Gebze Spor Kulübü 14 7 2 5 24 12 26 +12
6 Ankara Demirspor 14 7 2 5 23 15 26 +8
7 Isparta 32 Spor 13 6 2 5 23 12 23 +11
8 Muş Spor Kulübü 14 6 4 4 28 16 22 +12
9 Menemen FK 14 6 4 4 26 17 22 +9
10 68 Aksaray Belediyespor 14 4 3 7 18 13 19 +5
11 1461 Trabzon FK 14 5 5 4 24 22 19 +2
12 Arnavutköy Belediye 14 4 7 3 16 18 15 -2
13 Kırklarelispor 14 3 5 6 15 22 15 -7
14 Fethiyespor 14 3 7 4 24 23 13 +1
15 Yeni Mersin İdman Yurdu 14 3 9 2 14 35 11 -21
16 Somaspor 14 1 10 3 12 34 6 -22
17 Adanaspor 13 0 12 1 4 64 1 -60
18 Yeni Malatyaspor 12 0 10 2 8 48 40 -40
Takım O G M B A Y P AV
1 Galata 12 7 2 3 20 8 24 +12
2 K.Çekmece Sinopspor 12 7 2 3 19 10 24 +9
3 Etimesgut Spor 12 7 2 3 13 4 24 +9
4 Bursa Yıldırımspor 12 6 2 4 14 10 22 +4
5 Çorluspor 1947 12 6 3 3 18 11 21 +7
6 Yalova FK 12 6 4 2 22 15 20 +7
7 İnegöl Kafkas GK 12 5 3 4 18 13 19 +5
8 Beykoz İshaklıspor 12 5 3 4 18 17 19 +1
9 Çankaya SK 12 4 4 4 15 14 16 +1
10 Bulvarspor 12 5 6 1 17 20 16 -3
11 Silivrispor 12 4 6 2 18 20 14 -2
12 Polatlı 1926 Spor 12 4 8 0 8 16 12 -8
13 İnkılap FSK 12 2 5 5 8 17 11 -9
14 Bursa Nilüfer FK 12 2 7 3 9 18 9 -9
15 Kestel Çilekspor 12 3 9 0 11 21 9 -10
16 Edirnespor 12 2 9 1 10 24 7 -14
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/12/2025 Alanyaspor vs Antalyaspor
 08/12/2025 Beşiktaş vs Gaziantep FK
 12/12/2025 Kasımpaşa vs Gençlerbirliği
 13/12/2025 Çaykur Rizespor vs Eyüpspor
 13/12/2025 Kayserispor vs Alanyaspor
 13/12/2025 Antalyaspor vs Galatasaray
 14/12/2025 Gaziantep FK vs Göztepe
 14/12/2025 Fatih Karagümrük vs Kocaelispor
 14/12/2025 Samsunspor vs Başakşehir FK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 08/12/2025 Çorum FK vs Pendikspor
 12/12/2025 Adana Demirspor vs Boluspor
 13/12/2025 Sarıyer vs İstanbulspor
 13/12/2025 Serik Spor vs Manisa FK
 13/12/2025 Sivasspor vs Çorum FK
 13/12/2025 Amed SK vs Bandırmaspor
 14/12/2025 Erzurumspor FK vs Bodrum FK
 14/12/2025 Keçiörengücü vs Esenler Erokspor
 14/12/2025 Van Spor FK vs Ümraniyespor
 14/12/2025 Pendikspor vs Iğdır FK
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/12/2025 Adana 01 Futbol Kulübü vs Erbaaspor
 12/12/2025 Batman Petrolspor vs Sincan Belediye Ankaraspor
 12/12/2025 Beyoğlu Yeniçarşıspor vs Bucaspor 1928
 12/12/2025 Karacabey Belediye Spor vs Muğlaspor
 12/12/2025 Karaman Futbol Kulübü vs GMG Kastamonuspor
 12/12/2025 Elazığspor vs İnegölspor
 12/12/2025 MKE Ankaragücü vs Kepezspor FAŞ
 13/12/2025 24Erzincanspor vs İskenderunspor A.Ş.
 13/12/2025 Altınordu vs Beykoz Anadolu
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 12/12/2025 Çankaya SK vs İnkılap FSK
 12/12/2025 Bursa Yıldırımspor vs Beykoz İshaklıspor
 12/12/2025 Edirnespor vs Çorluspor 1947
 12/12/2025 İnegöl Kafkas GK vs Galata
 12/12/2025 Yalova FK vs Etimesgut Spor
 13/12/2025 Bulvarspor vs Bursa Nilüfer FK
 13/12/2025 K.Çekmece Sinopspor vs Polatlı 1926 Spor
 13/12/2025 Silivrispor vs Kestel Çilekspor
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Henüz anket oluşturulmamış.
NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI