<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>HABERİN ADRESİ</title>
<link>https://aksarayajans.com</link>
<description>Aksaray, aksarayajans, aksaray valisi, vali, Aksaray Üniversitesi, Asü, Aksaray Belediyesi, Evren Dinçer, Aksaray Doktorları, Ayhan Erel, Ihlara, Selime</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://aksarayajans.com</copyright>
<image>
<title>https://aksarayajans.com</title>
<url>
https://aksarayajans.com/images/genel/logo_3_2.jpg
</url>
<link>https://aksarayajans.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Kalabalıklar İçinde Yalnızlaşan İnsan ve Bayramın Unutulan Ruhu</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Değerli okurlarım,</strong></p>

<p>Modern çağın en büyük ironisi şudur: İnsanlık tarihinin en kalabalık döneminde, en yalnız insan tipi ortaya çıkmıştır. Şehirler büyümüş, iletişim araçları çoğalmış; fakat insanın iç dünyası giderek daralmıştır. Herkes birbirine yakın ama kimse kimsenin yanında değildir.</p>

<p>Aynı apartmanda yıllarca yaşayıp komşusunun adını bilmeyen, aynı sofrada oturup birbirine yabancı kalan insanlar çağındayız. Çünkü günümüz insanı iletişimi artırmış, fakat <strong>irtibatı</strong> zayıflatmıştır. Konuşuyor ama dinlemiyor; görüyor ama fark etmiyor, takip ediyor ama tanımıyor.</p>

<p>Güçlü toplumsal bağlardan uzaklaşıp bireyselleşen insan, özgürleşmek yerine daha da yalnızlaşmıştır. Sosyal medya ise bu yalnızlığın üzerini örten parlak bir perdeye dönüşmüş; yaşamak yerine <strong>görünmek</strong> öncelik hâline gelmiştir. Hayatlar filtrelenmekte, mutluluklar sergilenmekte, tebessümler bile onay beklemektedir. Kalabalıkların içinde kaybolan birey, bir yandan görülmek için çırpınırken diğer yandan korkularıyla baş başa kalmıştır.</p>

<p>Bugünün insanı bilgiye kolayca ulaşmakta, fakat hikmete yaklaşamamaktadır. Her konuda fikri varken kendi ruhuna yabancılaşmış; şehirler büyürken gönüller küçülmüştür. Artık en büyük dert sadece geçim sıkıntısı değil; giderek büyüyen bir <strong>anlam ve aidiyet</strong> boşluğudur.</p>

<p><strong>Bayramın Hatırlattığı Hakikat</strong></p>

<p>Belki de Kurban Bayramı’nın bize hatırlattığı hakikat, tam da bu koca boşluğun ortasında filizlenmektedir. Bayram; yalnızca et paylaşmak değil, gönül almak, kapı çalmak ve kırılanı onarmaktır. Hayatı sadece kendine değil, başkasına da açabilmektir. Kurbanın özündeki Allah’ın rızasına yöneliş; merhametin çoğalmasını ve gönüllerin birbirine yaklaşmasını beraberinde getirir.</p>

<p>Ne yazık ki bazen bayramlarda bile aynı masayı paylaşırken aynı duyguyu paylaşamıyoruz. Oysa bu günlerde en büyük ihtiyacımız kusursuz sofralar veya tatil planları değil; unutulmaya yüz tutmuş gönül bağlarını yeniden canlandırabilmektir. Çünkü insanı ayakta tutan şey etrafındaki kalabalıklar değil, kendisini gerçekten hissedebildiği birkaç samimi yürektir.</p>

<p>Nihayetinde yalnızlığımızın sebebi fiziksel ıssızlık değil, aidiyet ve ortak anlam üretme kapasitemizin aşınmasıdır. Bayram ise bu çözülmüş bağların yeniden hatırlandığı, insanın insana ve hayata yeniden yaklaştığı toplumsal ve manevi bir <strong>yeniden diriliş imkânıdır.</strong></p>

<p>Bu imkânı kaçırmamak dileğiyle...</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//kalabaliklar-icinde-yalnizlasan-insan-ve-bayramin-unutulan-ruhu/240/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aksaray Üniversitesi: Bilimle İrfanı Buluşturan Üniversite</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>2006 yılında kurulan Aksaray Üniversitesi, kısa sürede yalnızca akademik anlamda değil; bilimsel, sosyal ve kültürel alanlarda da önemli gelişmeler göstererek şehrin en etkili kurumlarından biri hâline gelmiştir. Bugün üniversite, sadece diploma veren bir eğitim kurumu olmanın ötesinde; Aksaray’ın kültürel hafızasını koruyan, manevi değerlerini yaşatan ve şehirle bütünleşen bir bilim ve medeniyet merkezi olma yolunda dikkat çekici çalışmalar yürütmektedir.<br />
Kuruluş yıllarında sınırlı sayıda akademik birimle eğitim hayatına başlayan üniversite, zaman içerisinde fakülte, yüksekokul, meslek yüksekokulu ve araştırma merkezleriyle önemli bir gelişim göstermiştir. Yaklaşık yirmiye yakın uygulama ve araştırma merkezinin kurulması, üniversitenin bilgi üreten ve topluma yön veren bir kurum kimliği kazanmasına katkı sağlamıştır.</p>

<p>Aksaray Üniversitesi’ni farklı kılan en önemli yönlerden biri ise şehrin tarihî ve manevi değerlerine gösterdiği hassasiyettir. Anadolu irfanının önemli isimlerinden Somuncu Baba ile Türk düşünce ve gönül dünyasının büyük şahsiyeti Yunus Emre adına kurulan araştırma merkezleri, bu anlayışın en anlamlı örnekleri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Üniversite bünyesinde düzenlenen kongreler, sempozyumlar, konferanslar, çalıştaylar ve kültürel etkinlikler sayesinde öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil; yaşadıkları şehrin tarihi, kültürü ve manevi değerleriyle de buluşmaktadır. Bu faaliyetler, gençlerin araştıran, sorgulayan ve kültürel mirasına sahip çıkan bireyler olarak yetişmelerine önemli katkılar sunmaktadır.</p>

<p>Aksaray Kültür Sanat Derneği Başkanı olarak, üniversitenin şehrimizin tarihî ve kültürel değerlerine sahip çıkan bu yaklaşımını son derece kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek isterim. Çünkü kültürüne sahip çıkan üniversiteler, yalnızca akademik başarı üreten değil; aynı zamanda şehirlerin ruhunu geleceğe taşıyan kurumlardır.</p>

<p>Bugün Aksaray Üniversitesi, bilimsel üretimi destekleyen, kültürel mirası yaşatan ve öğrencilerini çok yönlü bireyler olarak yetiştirmeyi hedefleyen anlayışıyla yalnızca Aksaray’ın değil, Anadolu’nun yükselen eğitim kurumlarından biri olma yolunda kararlı adımlarla ilerlemektedir.</p>

<p>Ve unutulmamalıdır ki; bir şehrin gerçek kalkınması yalnızca betonla değil, kültürle, ilimle ve yetişmiş insanla mümkündür.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//aksaray-universitesi-bilimle-irfani-bulusturan-universite/239/</link>
<pubDate>Sun, 10 May 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayal ile Hakikat Arasında</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Değerli Okurlarım,<br />
İnsanın en sessiz ama en derin çatışmalarından biri, kim olduğu ile kim olmak istediği arasındaki mesafede saklıdır. Bu mesafe kimi zaman motive edici bir hedef gibi görünse de çoğu zaman bireyin kendi hakikatinden kopmasına yol açar. Günümüzde birçok insan ne gerçek benliğini yaşayabilmekte ne de hayalindeki benliğe ulaşabilmektedir. Arada kalan ise giderek silikleşen bir “ben”dir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Kişi, olduğu haliyle olmak istediği hal arasında büyük bir uçurum hissettiğinde içsel bir huzursuzluk başlar. Bu yalnızca bireysel bir tatminsizlik değil; aynı zamanda kimlik bütünlüğünün zedelenmesidir. İnsan, kendini başkalarıyla kıyaslayarak anlamlandırır. Ancak bugün kıyasladığımız şeyler çoğu zaman gerçek değil; seçilmiş, filtrelenmiş ve idealize edilmiş hayat kesitleridir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Bu zeminde birey, kendi gerçekliğini eksik; hayalini ise erişilmez görmeye başlar. Sonuç kaçınılmazdır: Ne olduğu kişiyle barışamaz ne de olmak istediği kişiye yaklaşabilir. İşte tam bu noktada, kişinin kendi benliğine yabancılaşması başlar. Kendi hayatının öznesi olmak yerine, başkasının hayalinin figüranı haline gelir ve adeta yürüyen bir gölgeye dönüşür.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Oysa mesele hayal kurmak değildir. Sorun, hayalin gerçekliğin yerine geçmesidir. Sağlıklı olan, hayali bir yön pusulası olarak görmek; fakat yürüyüşe kendi bulunduğumuz yerden başlamaktır. Kendini tanımayan bir insanın hedefleri de çoğu zaman başkasına ait olur. Bu nedenle yeniden sorulması gereken temel soru şudur: “Ben kimim?” Bu soru basit görünse de cevabı cesaret ister. Çünkü insan, kendini tanıdıkça hem sınırlarıyla hem de potansiyeliyle yüzleşir. Ve bu yüzleşme, hayallerin değil; hakikatin zemininde gerçekleşir.</span></span></p>

<p style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Son söz: İnsan, hayal ettiği kişi olmaya çalışırken kendini kaybetmemelidir. Çünkü kaybolan bir benliğin ulaşacağı hiçbir hedef gerçek anlamda ona ait olmayacaktır. Oysa kendi hakikatini sahiplenen insan, hayalini de kendi yolunda yeniden kurabilir.</span></span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//hayal-ile-hakikat-arasinda/238/</link>
<pubDate>Sat, 02 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ya "Yarın" Yoksa !</title>
<description><![CDATA[<p data-path-to-node="4">Hayatı biriktirebileceğimizi sanıyoruz.</p>

<p data-path-to-node="5">Kelimeleri yutkunuyoruz; "Seni seviyorum" diyecekken erteliyoruz. Bir dostun sesini duymak yerine, "Müsait bir zamanda ararım" diyerek takvimi boş veriyoruz. Oysa takvimler, tükenmek için var.</p>

<p data-path-to-node="6"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="6">"Yarın yaparım" diyoruz.</b> Sanki vadenin sonuna dair imzalı bir senet varmış gibi cebimizde... Sanki güneş, sadece bizim hatırımıza doğmaya mecburmuş gibi.</p>

<p data-path-to-node="7">Oysa bugün, sahip olduğumuz tek gerçek.</p>

<p data-path-to-node="8">Şimdi durun ve düşünün: <b data-index-in-node="24" data-path-to-node="8">Yarın, sizin son gününüz olsaydı?</b> Yine mi o evrakları yetiştirmeye çalışırdınız? Yine mi küskünlükleri büyütür, gururunuzu sevgiden üstün tutardınız? Yoksa sadece bir kez daha doya doya bakmak mı isterdiniz gökyüzüne? Birine sımsıkı sarılmak, bir özrü nihayete erdirmek, bir teşekkürü borç bilmek...</p>

<p data-path-to-node="9">Neleri sığdırırdınız o son yirmi dört saate?</p>

<p data-path-to-node="10">Muhtemelen en çok, ertelediğiniz o basit ama devasa şeylerin altında ezilirdiniz.</p>

<p data-path-to-node="11"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="11">Hayat, bekletilmeye gelmez.</b> Gidin, o telefonu açın. Gidin, o sarılmayı gerçekleştirin. Kırgınlıkların tozunu bugün alın, yarın çok geç olabilir.</p>

<p data-path-to-node="12">Çünkü ölümün değil, sadece yaşamın garantisi yoktur.</p>

<p data-path-to-node="13"><b data-index-in-node="0" data-path-to-node="13">Unutmayın; "Yarın", henüz hiç kimseye verilmiş bir söz değildir.</b></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">Bir üniversitede hoca derse şöyle başlamış: "Düşünün ki bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız?"</span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">Öğrencilerden birçok değişik cevap gelmiş: </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-İbadet eder Allah’tan günahlarımı affetmesini dilerdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Tüm sevdiklerimle vedalaşırdım. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Üzdüklerimi arar özür dilerdim, beni affetmesini isterdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Ailemle zaman geçirirdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Anneme veya babama giderdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Sevgilimle zamanımı geçirirdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-En sevdiğim yemeği hazırlar tüm sevdiklerimi akşam yemeğe davet ederdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">-Hayatta en çok gitmek istediğim yere gider orda ölümü beklerdim. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">Hoca bütün hepsini tahtaya yazmış. </span></p>

<p data-path-to-node="13"><span style="color: rgba(0, 0, 0, 0.9); font-family: -apple-system, system-ui, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, &quot;Helvetica Neue&quot;, &quot;Fira Sans&quot;, Ubuntu, Oxygen, &quot;Oxygen Sans&quot;, Cantarell, &quot;Droid Sans&quot;, &quot;Apple Color Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Emoji&quot;, &quot;Segoe UI Symbol&quot;, &quot;Lucida Grande&quot;, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px; white-space-collapse: preserve;">Sonra gülerek sormuş. "<strong>Bunları yapmak için dünyanın son günü olması şart mı?</strong>"</span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//ya-yarin-yoksa/237/</link>
<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yetki İsrafı</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>Ramazan, paylaşmanın ve dayanışmanın en yoğun hissedildiği zaman dilimidir. İftar sofraları sadece yemek değil; vicdan ve merhametin de göstergesidir.</p>

<p>Ne var ki bazı kurumların düzenlediği iftarlar bu ruhu yansıtmaktan uzak. Gösterişli salonlarda, ihtiyaç sahiplerinin bulunmadığı sofralar kuruluyor. Kamu adına kullanılan yetki, kamu yararına değil; kurumların imajına hizmet ediyor.</p>

<p>Bu durum hem kul hakkı ihlali hem de toplumsal güvenin zedelenmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Kur’an’ın “emaneti ehline vermek” ve “israf etmemek” ilkeleri, modern yönetimde şeffaflık ve hesap verilebilirlik olarak karşımıza çıkıyor. Yetkiyi vitrine dönüştürmek, bu ilkelerin açıkça ihlalidir.</p>

<p>Ramazan sofralarının amacı, ihtiyaç sahiplerini gözetmek ve dayanışmayı güçlendirmektir. Oysa kimi zaman bu sofralar, medyada görünür olma çabasına indirgeniyor. Küçük yerleşimlerde aynı karelerin tekrar tekrar sunulması, toplumda hoş karşılanmayan bir algı yaratıyor.</p>

<p>Unutulmamalı: Yetki bir ayrıcalık değil, sorumluluktur. Ramazan sofraları gösteriş için değil; dayanışma için kurulmalıdır.</p>

<p>Yetkiyi israf edenler, aslında toplumun vicdanını israf etmektedir. Bu israf hiçbir bütçede görünmez; ama kalplerde derin bir iz bırakır.</p>

<p>Hayırlı Ramazanlar</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//yetki-israfi/236/</link>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hayatın Tekrarsız İmtihanı</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>İnsana tahsis edilen ömür, sınırlı bir zaman dilimi içinde verilmiş bir imkân ve aynı zamanda ağır bir emanettir. Bu emanet; yetki, görev ve fırsatlarla birlikte gelir. Dolayısıyla sorumluluk, yalnızca niyet beyanıyla değil, zamanında ve gereği gibi yerine getirilen icraatla anlam kazanır.</p>

<p>“Bunu da ben yaparım” söylemi, ilk bakışta bir kararlılık ifadesi gibi görünse de ahlâkî ve kamusal sorumluluk bakımından ciddi bir sorgulamayı zorunlu kılar. Çünkü sorumluluğun değeri, ertelenemez oluşundan doğar. Eğer her ihmal sonrası yeni bir imkân garanti edilseydi, görev bilincinin ciddiyeti zedelenirdi. Hayat, tekrar imkânı olmayan bir sınavdır.</p>

<p>Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, özellikle Mü’minûn Suresi 99–100. ayetlerde, ölüm anı geldiğinde insanın “Rabbim, beni geri gönder; belki salih amel işlerim” talebinde bulunacağı; fakat bunun artık sonuç doğurmayacak bir söz olduğu bildirilir. Burada ortaya konan ilke açıktır: Fırsat, hayattayken anlamlıdır; hesap anında değil.</p>

<p>Bu ilke dünyevî görevler için de geçerlidir. Zira genel bir kural vardır: Yaptıklarınız, yapacaklarınızın en güçlü göstergesidir. Alanın değişmesi, makamın farklılaşması ya da unvanın yenilenmesi; geçmiş performansın ahlâkî bilançosunu ortadan kaldırmaz. Eğer verilen süre içinde ciddi bir iz bırakılmamışsa, “alan farklı olunca değişecektir” iddiası, somut veriden yoksun bir temenniden öteye geçmez.</p>

<p>Tam da bu noktada insanın kendisine yöneltmesi gereken sorular vardır. Acaba hangi gönüllere dokunabildiniz? Hangi çabanız, geleceğe taşınacak bir değere dönüştü? Size teslim edilen hangi sorumluluğu, vaktinde ve özenle taşıyabildiniz? Bu sorular, bir hesap sorma sertliğiyle değil; vicdanı harekete geçiren bir hatırlatma olarak karşımıza çıkar.</p>

<p>Eğer bu sorulara verilecek cevaplar yoksa, “Bu sefer yaparım” söylemi güven inşa etmek yerine güven aşındırır. Dahası, geçmişteki ihmallerle yüzleşmeden dile getirilen bu ifade; sorumlu olunan kişi ve toplulukları ciddiye almamak anlamına gelebilir. Kendi konumunu koruma saikiyle yeniden fırsat talep etmek, emanet bilincini zayıflatır ve muhatapların güvenini araçsallaştırma riskini doğurur.</p>

<p>Kulluk perspektifinde de tablo değişmez. İbadet, adalet, doğruluk ve emanet bilinci; ertelenebilir tercihler değildir. İnsanın Allah’a karşı sorumluluğu, zamanın sınırlılığı ile anlam kazanır. Son anda dile getirilen pişmanlık, bireysel olarak bir farkındalık değeri taşısa da imtihanın tamamlanmış olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Sonuç olarak, sorumluluk niyetle değil, icraatla ölçülür. Güven vaatle değil, zamanında yerine getirilen görevle tesis edilir. Ve hayat, tekrar edileceği varsayımıyla değil, son fırsat bilinciyle yaşandığında anlam kazanır. Mesele “Bu sefer yaparım” demek değil; geçmişte ne yaptığını ortaya koyabilmek ve bugün gereğini yerine getirebilmektir.</p>

<p>Ne dersiniz?</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//hayatin-tekrarsiz-imtihani/235/</link>
<pubDate>Thu, 19 Feb 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Görev mi, Başarı mı?</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>Toplumda sıkça karşılaşılan bir algı sorunu var: görevini yerine getirenin “başarılı” sayılması. Oysa görev, tanımı gereği yapılması zorunlu olan iştir; sorumluluk, bu görevi yerine getirme yükümlülüğünü ifade eder; başarı ise bu sınırların ötesine geçerek topluma niteliksel bir katkı sunmayı gerektirir.</p>

<p>Bir öğretmenin derse girmesi, bir hekimin hastasını muayene etmesi, bir belediyenin yol yapması… Bunlar görevdir. Görevini yerine getirenin alkışlanması, beklentilerin ne kadar düşük tutulduğunu gösterir. Daha da önemlisi, görevini yapmayanların normalleşmesine, görevini yapanların ise istisna gibi sunulmasına yol açar. Bu durum, toplumsal güveni aşındırır; kurumların asli işlevleri bile lütuf gibi algılanmaya başlar.</p>

<p>Siyaset alanında bu yanılsama daha da belirginleşir. Kamu otoritesinin asli görevlerini yerine getirmesi, çoğu zaman olağanüstü bir başarı gibi sunulur. Oysa siyasal meşruiyet, görevlerin düzenli, şeffaf ve toplum yararına icra edilmesine bağlıdır. Görev ile başarı arasındaki ayrımın bulanıklaştırılması, liyakat yerine popülist söylemlerin öne çıkmasına zemin hazırlar.</p>

<p>Burada bir başka sorun da beklenti kültürünün düşüklüğüdür. Toplum, görevini yapanı olağan değil olağanüstü bir şeymiş gibi algıladığında, hem standartlarını aşağıya çeker hem de gerçek başarıyı görünmez hale getirir. Görevini yapanı kahramanlaştırmak yerine, görevini ihmal edeni sorgulamak; başarıyı ise yenilik, vizyon ve topluma değer katma ölçütleriyle değerlendirmek gerekir.</p>

<p>Sonuç olarak, görevini yapmak bir sorumluluk, başarı ise vizyon ve yenilik gerektirir. Görevini yerine getirenin “başarılı” olarak sunulması yerine, görevini ihmal edenin sorgulanması gerekir. Başarıyı doğru ölçütlerle değerlendirmediğimiz sürece, toplum olarak görevle yetinmeye, sorumluluğu başarı sanmaya ve gerçek başarıyı ıskalamaya mahkûm oluruz.</p>

<p>Görev yapılır, başarı kutlanır.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//gorev-mi-basari-mi/234/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ulaşılmaz Oldular, Görmezden Geldiler</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>Yerelde halk yanlışları ve doğruları görüyor, biliyor, konuşuyor. Bizler de kamusal sorumluluğumuzun bilinciyle halkın sesini duyurmak, sorunları ve başarıları görünür kılmak, kamuoyunu bilgilendirmek için bu gözlemleri kaleme alıyoruz. Ancak ne yazık ki, sorunun muhatabı olan ilgili birimler görmezden gelmeyi tercih ediyor.</p>

<p>Yetkili makamlar, gücün arkasına sığınıp sessizliği seçiyor. Oysa görevleri mağduriyetleri ortadan kaldırmak iken, ironik biçimde mağduriyet yaratmakta daha başarılı oldukları görülüyor. Bu tavır, kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biri olan hesap verebilirlik ile bağdaşmıyor. Halkın sesini duymak yerine kendilerini ulaşılmaz kılmak, güveni zedeliyor. Sessizlik çözüm değil; tam tersine sorunları büyütüyor.<br />
Ne zaman eleştiri şahsiyete yönelse, işte o zaman birden önemseniyor. Sorunlara değil, imajlarına gösterilen hassasiyet ağır basıyor. Oysa köşe yazılarının amacı şahısları hedef almak değil; toplum menfaatini gözeterek yapıcı bir yol göstermek.</p>

<p>Halkın hafızası güçlüdür. Görmezden gelinen her yanlış, orada birikir. Tarih, sorunları susturanları değil; halkın sesine kulak verenleri hatırlar. Sessizlik değil, çözüm üretmek kamu yönetiminin asli görevidir.<br />
Unutmayalım: Kalemin sesi, halkın sesidir.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//ulasilmaz-oldular-gormezden-geldiler/233/</link>
<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Maskelerin Ardında</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlar,</p>

<p>Çevremize baktığımızda gördüğümüz manzara aslında çok tanıdık: sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar, gündelik haber akışı, hızla tüketilen görüntüler… Dünya adeta bir maskeli baloya dönüşmüş durumda. İnsanlar görünür olmak için farklı kimlikler takınıyor, rol yapmayı gerçek sanıyor ve bu rollerin ardında hakikati unutuyor.</p>

<p>Oysa en büyük hakikat çoktan gözden kayboldu: ölüm. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Âl-i İmrân, 185) ayetinde bildirildiği gibi, ölüm kaçınılmazdır. Ama biz, ölümlerin sık yaşandığı dönemlerde bile bu gerçeği derinden hissedemiyoruz. Günlük telaşların ve yapay kimliklerin arasında ölüm bilinci silikleşiyor.</p>

<p>Bugün birey, çoğu zaman maddi kazanç, makam sevgisi, mülkiyet arzusu ve toplumsal statü arayışıyla yönlendiriliyor. Bu arayış, etik ilkeleri geri plana itiyor; çıkar odaklı pratikler ise meşru kabul ediliyor. Hakikati hatırlatan, yaratılış amacına uygun yaşayan kişi ise çoğu zaman aykırı görülüyor, dışlanıyor, yok sayılıyor.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo bir kimlik krizinin yansımasıdır. İnsan özüne yabancılaştıkça varoluşunu anlamlandıracak değerlerden uzaklaşıyor; hakikat yerine çıkarlar ön plana çıkıyor. Ve bu, bireyi sürekli bir varoluşsal kaygıyla baş başa bırakıyor.</p>

<p>Unutmayalım: dünya bir maskeli balo olabilir, ama balo sona erdiğinde maskeler düşecek. O an geldiğinde herkes kendi yüzüyle Rabbine hesap verecek. Kendi yüzünüze yabancı kalmayın; çünkü hakikat maskesizdir.</p>

<p>Sağlıcakla kalın.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//maskelerin-ardinda/232/</link>
<pubDate>Fri, 16 Jan 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÖVGÜNÜN GÖLGESİNDE</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Değerli Okurlarım,</p>

<p style="text-align: justify;">Yönetici, yalnızca makamın sağladığı yetkiyle değil; sorumluluk bilinci, eleştiriye açıklık ve ortak akılla anlam kazanır. Ancak kimi yöneticiler için süreç, övgünün cazibesine kapılmakla sınırlı kalabilir. Bu cazibe kısa vadede huzur verir gibi görünse de uzun vadede gerçeği perdeleyen bir yanılsamadır.</p>

<p style="text-align: justify;">Takdir edilmek çoğu zaman bir güvenlik alanı gibi algılanır. Oysa bu alan, gerçeği saklayan bir perdeye dönüşebilir. Sürekli beğeni bekleyen yöneticiler, yüklendikleri sorumluluklarını görmezden gelebilir. Çünkü övgü her zaman samimiyetin değil, çıkar ilişkilerinin ürünü olabilir.</p>

<p style="text-align: justify;">“Herkes beni seviyor” yanılgısı çoğu kez çıkarların parıltısıyla beslenir.</p>

<p style="text-align: justify;">Gerçek lider, eleştiriyi düşmanlık değil, yol gösterici bir ışık olarak görür. Elbette eleştiri, etik ilkeler ve yapıcı iletişim çerçevesinde dile getirilmelidir. Öz eleştiri yapan kişi, yalnızca eksikleri göstermekle kalmaz; aynı zamanda kurumun geleceğini korumaya yönelik bir çaba sergiler. Eleştiriyi reddeden yönetici ise hataların büyümesine ve gelişim sürecinin sekteye uğramasına zemin hazırlayabilir.</p>

<p style="text-align: justify;">İstişare ise kararların meşruiyetini ve sağlamlığını pekiştiren temel bir süreçtir. Sorumluluk bilinci ise bu kararların sonuçlarını üstlenmeyi gerektirir. Benlik duygusuna kapılan, eleştiriyi reddeden ve övgünün sahte parıltısına sığınan yöneticiler, kurumun değil, kendi egosunun yükünü taşır. Bu noktada asıl soru şudur: Gerçekten takdir edilmek mi, yoksa alkışlarla yetinmek mi?</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli Okurlarım, yönetici övgünün cazibesine değil, sorumluluk bilincine yaslanmalıdır. Çünkü gerçek dost her durumda alkışlayan, öven değil; gerektiğinde uyaran kişidir. Liderlik, samimiyetin ve ortak aklın ışığında ortaya çıkar. Övgüyle büyülenenler günü kurtarır; sorumlulukla hareket edenler ise geleceği inşa eder.</p>

<p style="text-align: justify;">Ne mutlu böyle yöneticilere.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//ovgunun-golgesinde/231/</link>
<pubDate>Sun, 11 Jan 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>OKUL YETMEZ Mİ? MİLLÎ EĞİTİM AKADEMİSİ ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?</title>
<description><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Değerli okurlarım,</p>

<p style="text-align: justify;">Bugün eğitim sistemimizin en görünür ama en az tartışılan gerçeklerinden birini ele almak istiyorum. Öğrenciler sabah okula gidiyor, akşam ise asıl sınav hazırlığını evlerde, etüt merkezlerinde ya da özel derslerde sürdürüyorlar. Onca saat okul sıralarında geçirilen zamana rağmen, başarı için okul dışı destek “zorunlu” gibi görülüyor. Bu algı öğrencinin okula olan güvenini zedeliyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Evde alınan destekler ekonomik imkânlara bağlı. Dolayısıyla herkesin aynı fırsata sahip olması mümkün değil. Eğitimde fırsat eşitliği tartışması tam da bu noktada daha da önem kazanıyor. Çocuk, bir yandan başarı baskısını hissederken diğer yandan ailesinin yaptığı fedakârlığın farkında olarak ağır bir duygusal yük taşıyor. Eğitim, destekleyici bir süreç olmaktan çıkıp kaygı üreten bir yarışa dönüşüyor.</p>

<p style="text-align: justify;">Sistemdeki denetim eksiklikleri veya belirsizlikler, öğretmenlik mesleğinin asli görevlerini yerine getirmede farklı arayışlara yol açabiliyor. Ancak burada elde edilen kazancın yasal mı, etik mi olduğu tartışmasına girmiyorum; konunun odağını okulun öğrenme merkezi olma işlevinde tutmayı tercih ediyorum. Oysa öğretmenlik yalnızca müfredatı yetiştirmek değil; sınıfı öğrenmenin ana mekânı hâline getirmek ve öğrencinin güvenini korumaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">İlimizde açılması planlanan Millî Eğitim Akademisi, yalnızca yöntem ve tekniklerle donatan bir yapı olmanın ötesine geçerse gerçek bir dönüşüm sağlayabilir. Mesleki sorumluluk, etik farkındalık ve sınıf içi etkililik üzerine yoğunlaşırsa öğretmenliği yeniden güçlendirebilir. Akademinin başarısı, öğretmeni bilgiyi adil şekilde paylaşan ve öğrenciyi eşit bir öğrenme ortamında gören bir anlayışla yetiştirip yetiştiremeyeceğiyle ölçülecektir.</p>

<p style="text-align: justify;">Gerçek reform, liyakatli görev sorumluluğu taşıyan ve kendisine emanet edilen geleceğin farkında olan öğretmenlerle mümkündür. Eğitim ancak herkes için eşit olduğunda değer kazanır. Okul da bu eşitliği sağlayabildiği sürece gerçek anlamını bulur. Millî Eğitim Akademisi’nin şimdiden hayırlı olmasını diliyor, esas dönüşümün sınıfları yeniden öğrenmenin merkezi hâline getirmekle mümkün olacağını hatırlatmak istiyorum.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//okul-yetmez-mi-mill-egitim-akademisi-cozum-olabilir-mi/230/</link>
<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Görünmez Kapı</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli Okurlarım, </p>

<p>Yeni yılın ilk gününde kaleme almak istediğim şey, bir dilek listesi ya da gündelik temenniler değil. Çünkü bazen sözcüklerin en güçlü hali, şiirin içinden doğar. Şiir hem bireysel bir iç ses hem de toplumsal bir aynadır. Bugün sizlerle paylaşmak istediğim dizeler, yeni yılın eşiğinde durduğumuz bu anı anlatıyor: geçmişin gölgeleriyle yüzleşirken, geleceğe doğru açılan görünmez bir kapıyı…</p>

<p>Görünmez Kapı</p>

<p>Bir kapı aralanır, görünmez bir eşik,<br />
Gece, gri kar taneleriyle örter içimi.<br />
Zaman, suskun bir gölge gibi eğilir üzerime,<br />
Her adımda biraz daha yaklaşır ölümün sesi.</p>

<p>Karanlık kuyular gibi derinleşir kader,<br />
Uzaklardan yankılanır boşlukta bir ses.<br />
Geçmişin küllerinde donmuş bir hatıra,<br />
Geleceğin adı, karla örtülmüş bir taş.</p>

<p>Hiç açmadığım bir kitabın son sayfasında<br />
Unutulmuş bir nefes, buz kesmiş bir cümle.<br />
Bir uçurum kıyısında durur son adımım,<br />
Paslı bir anahtar gibi döner zaman.</p>

<p>Gölgeler birbirine karışır sessizce,<br />
Solgun aynalarda eğrilir yüzüm.<br />
Ve geleceğin adını fısıldayan ince ses<br />
Bir kar tanesi gibi erir avuçlarımda.</p>

<p>Sonra bir an gelir, sessizce açılır kapı,<br />
Küllerini aşan bir ışık sızar karanlığa.<br />
Ve ben, gölgemi geride bırakıp<br />
Varırım bilinmeyen sabaha.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//gorunmez-kapi/229/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sanatı Yok Sayan, Kimliğini Yok Sayar</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,<br />
Kültür ve sanat, toplumların en çok ihtiyaç duyduğu ama çoğu zaman geri plana itilen nefesidir. Ne yazık ki sanatçıya kimi zaman “boş işlerle uğraşan” gözüyle bakılır. Oysa sanatçı, toplumun aynasıdır; biz görmek istemesek bile bize gerçeği gösterir.<br />
Bir ülkenin ekonomisi bozulabilir, tarım ve üretimi maddi kayıplara uğrayabilir. Bunlar zamanla telafi edilebilir. Ancak kültür çökerse, işte o zaman gerçek çöküş başlar. Kültür ve sanat bir toplumun kimliğidir; kaybının telafisi yoktur.<br />
Sanatçıya sahip çıkılmadığında, toplum kendi sesini kaybeder. Çünkü sanat yalnızca estetik bir uğraş değil; aynı zamanda eleştiri, sorgulama ve direniştir. Demokratik toplumlarda sanat, halkın sesini yükselten bir araçtır; baskı altında ise özgürlüğün son sığınağına dönüşür.<br />
Sanatı küçümseyenler aslında kendi ruhlarını küçültür. Sanatçıya değer vermek, sadece ona değil, geleceğe değer vermektir. Çünkü kültür ve sanat olmadan toplum yalnızca beton yığınlarından ibaret kalır. Necip Fazıl Kısakürek’in sözleriyle: “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.”<br />
Sözün özü: Ekonomi yeniden inşa edilebilir, üretim yeniden canlanabilir; fakat kültür çökerse, toplumun kimliği ve geleceği de çöker. Sanatı yok sayan, aslında kendi varlığını yok sayar.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sanati-yok-sayan-kimligini-yok-sayar/228/</link>
<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engelliye Engel Otopark !</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,<br />
Sizlerin de sıkça karşılaştığı engelli sorunlarının başında hiç kuşkusuz otopark sorunu geliyor. Şehrimizde engellilere ayrılan otopark alanları hem sayıca yetersiz hem de çoğu zaman uygunsuz noktalara konumlandırılmış durumda. Birkaç tabela ile geçiştirilen bu alanlar ya erişimi zor ya da standartlara aykırı biçimde düzenleniyor. Çözüm olması gereken yerler, tam tersine yeni bir engel yaratıyor.</p>

<p>Kurallara uymayan sürücüler bu alanları rahatça işgal ediyor. Denetim yetersizliği ve cezaların caydırıcı olmaması, engelli vatandaşlarımızı mağdur ediyor. Örneğin, şehrin merkezinde engellilere sağlanan alan yetersizdir. Eğitim ve araştırma hastanesinde ayrılan alanlar ihtiyaca cevap verebilecek düzeyde olmasına rağmen, engelli aracı olmayanların bu alanlara park etmesi yasaklara uyulmamasını ve ilgili birimlerin denetim eksikliğini ortaya koyuyor. Bu önemsiz görünen durum ciddi sorunlara sebep oluyor.</p>

<p>Ne yazık ki bazı kamu kurum ve kuruluşları kendi binalarının önünde engelli otopark alanı bile ayırmıyor. Bu durum, sorunun yalnızca bireysel duyarsızlıktan değil, kurumsal ihmallerden de kaynaklandığını gösteriyor.</p>

<p>Engelli derneklerinden beklenen, bu sorunları gündeme taşıması ve çözüm için baskı oluşturmasıdır. Ancak dernek yönetimlerinin çoğu kutlama ve törenlerle vakit geçiriyor. Bayramlarda kürsüye çıkıp fotoğraf vermek kolay; fakat engellilerin günlük hayatta yaşadığı gerçek sorunlara sahip çıkmak çok daha zor ve emek isteyen bir görev.</p>

<p>Engelli bireylerin yaşadığı otopark mağduriyetleri raporlanmalı; belediyelerle ve kamu kurumlarıyla ortak denetim kampanyaları yapılmalı. Şehrin merkezinde yeni ve erişilebilir alanlar oluşturulmalı.</p>

<p>Engelli otoparkları meselesi yalnızca bir park alanı değil; engelli vatandaşlarımızın şehir hayatına katılım hakkının temel parçasıdır. Kamu kurumlarının bile bu alanları yapmaması, sorunun ne kadar köklü olduğunu ortaya koyuyor. Derneklerin gerçek sorunları görmezden gelmesi ise engellilerin sesini daha da kısıyor. Çözüm için daha fazla alan, daha uygun konumlar ve daha güçlü bir denetim şart. En önemlisi, dernekler engellisine engel oluşturmasın.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//engelliye-engel-otopark/227/</link>
<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 22:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ben Geçmişi Özlüyorum.....</title>
<description><![CDATA[<div 1.15="" _ngcontent-ng-c3710034316="" aria-busy="false" aria-live="polite" class="markdown markdown-main-panel stronger enable-updated-hr-color" dir="ltr" google="" id="model-response-message-contentr_b263f88105ea5c66" inline-copy-host="" line-height:="" sans="" sans-serif="" style="animation-duration: 400ms; fade-animation-function: linear; animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; color: rgb(31, 31, 31); columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; font-family: ">
<p data-path-to-node="0" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;"><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Hani o meşhur atasözümüz vardır ya; </span><i style="background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; display: inline; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">"Eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı"</i><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);"> diye... </span></p>

<p data-path-to-node="0" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;"><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Belki de haklıdırlar, belki de her şeyin yenisi evladır. </span></p>

<p data-path-to-node="0" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;"><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Ama bugünlerde, içimde dinmek bilmeyen bir sızıyla sürekli arkama, o tozlu raflarda kalan yıllara bakıyorum. </span></p>

<p data-path-to-node="0" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;"><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Yaşlanıyor muyuz, yoksa bugünün ruhsuz kalabalığında mı kayboluyoruz bilemiyorum ama ben vallahi geçmişi özlüyorum.</span></p>

<p data-path-to-node="5" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Öyle bugünün akıllı evlerini, merkezi ısıtma sistemlerini falan değil; tek bir sobayla ısınmaya çalışan o buz gibi odaları özlüyorum. Odanın ortasında gürül gürül yanan sobanın uzağında titremeyi, ama ağır yün yorganın altına sıkışıp o sıcak güven duygusuyla uyumayı özlüyorum. Sabahın ayazında, buz kesmiş bir odaya uyanmanın o keskin ama diri hissini arıyorum.</p>

<p data-path-to-node="6" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Şimdilerde her şeyin markası, her şeyin en "lüksü" var. Ama biz, naylon poşetin içine kitaplarımızı doldurup, su alan ayakkabılarla okula giderken daha mı mutluyduk ne? Yoktu çoğu şey; imkanlar kısıtlı, eşyalar kıttı ama huzurumuz, neşemiz ganiydi.</p>

<p data-path-to-node="7" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Okula gittiğimizde öğretmenimize karşı duyduğumuz o "korkuyla karışık saygıyı" özledim mesela. Onlar bizim için sadece birer eğitmen değil, ailemizin dışarıdaki kolu kanadı gibiydi. Bizi koruyup kollamalarındaki o babacan tavrı, o samimiyeti özledim.</p>

<p data-path-to-node="8" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Peki ya mahalle kültürü? Komşunun komşuya sadece "külüne" değil, derdine, neşesine, tenceresine muhtaç olduğu o günleri kim unutabilir? Sokakta yaramazlık yaptığımızda bizi azarlayan Ahmet Amca’nın o otoritesini özledim. Ahmet Amca bize kızardı, biz de süklüm püklüm olurduk ama eve gidip de bunu ailemize söyleyemezdik; bilirlerse bir fırça da onlardan yiyeceğimizi bilirdik. Çünkü o zamanlar mahallenin her büyüğü, bizim birer anne-babamız gibiydi.</p>

<p data-path-to-node="9" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Bugünlerde en çok eksikliğini hissettiğim şey ise "saygı."</p>

<p data-path-to-node="9" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Vatandaşın kamu çalışanına, hastanın doktora, doktorun hastasına duyduğu o karşılıklı nezaketi özledim. Belki inanmayacaksınız ama o gecenin köründe hastane kapılarına gidip sıraya yazılmayı bile özledim. Evet, birkaç saat uykusuz kalırdınız, karda kışta beklerdiniz ama sabah o muayene odasına girdiğinizde bir "insanlık" görürdünüz. O zorluğun içinde bile bir nizam, bir karşılıklı anlayış vardı.</p>

<p data-path-to-node="10" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Özlüyorum dostlar, gerçekten özlüyorum. Biz ne güzel insanlarla, ne kadar zarif bir iklimde yaşamışız meğer. Bugün her şeye tek tıkla ulaşıyoruz ama o insani dokunuşu, o gönül bağını bir türlü bulamıyoruz.</p>

<p data-path-to-node="11" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Dedim ya, yaşamayan bilmez; anlatmakla da olmaz. Biz çok güzel günler gördük, çok güzel insanlar tanıdık. Belki bit pazarına nur yağmıyor ama benim anılarımın üstüne her gün o eski günlerin güneşi doğuyor.</p>

<p data-path-to-node="11" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(31, 31, 31); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(31, 31, 31) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;">Yaşamayan bilmez.........</p>

<hr data-path-to-node="12" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; gap: normal; hyphens: manual; interactivity: auto; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 8px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: normal; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(128, 128, 128) none 0px; overlay: none; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; margin-top: 0px !important; line-height: 1.15 !important;" /></div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//ben-gecmisi-ozluyorum/226/</link>
<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 22:25:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Haramın Tadı Kim Olduğunu Unutturur</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>İnsanın gerçek sınavı, karanlıkla değil; karanlığın içindeki parıltıyla başlar.</p>

<p>Çünkü haram, çoğu zaman çamura bulanmış bir kötülük gibi görünmez.</p>

<p>Aksine, ilk bakışta masum bir ödül, kolay bir kazanç, kimsenin fark etmeyeceği küçük bir adım gibi yaklaşır.</p>

<p>Ama o ilk adım, insanın içindeki pusulayı bozan en tehlikeli eşiği oluşturur.</p>

<p>Bir kez o tadı alan, önce vicdanının sesini kısmayı öğrenir. Sonra aynaya baktığında kendi yüzünü değil, elde ettiklerini görmeye başlar. Ve işte tam o anda, insan kendini kaybetmeye başlar.</p>

<p>Çünkü haram, sadece cebi değil, karakteri de doldurur; ağırlığıyla insanın omuzlarını değil, ruhunu çökertecek bir yük taşır.</p>

<p>Haramın tadı, hafızayı silen bir sis gibidir. Nereden geldiğini, hangi değerlerle büyüdüğünü, neyin doğru olduğunu unutturur.</p>

<p>Unutmak kolaydır; hatırlamak ise cesaret ister. Çünkü hatırlamak, insanın kendisiyle hesaplaşmasını gerektirir.</p>

<p>O hesaplaşma da çoğu zaman en ağır mahkemedir.</p>

<p>Oysa helalin ağırlığı bambaşkadır. Helal, insanı yere sağlam bastırır; alın terinin huzurunu, emeğin onurunu öğretir.</p>

<p>Haram ise insanı havalandırır; bir süre sonra da kendi boşluğunda savurur.</p>

<p>Yükseldiğini sanan, aslında düşüşünü hazırlar.</p>

<p>Bu yüzden hangi yolda yürürsen yürü, hangi imkânla karşılaşırsan karşılaş, haramın tadı kim olduğunu unutturur.</p>

<p>Unutanın yüzü silinir; geriye sadece içini kemiren bir gölge kalır.</p>

<p>Gölge büyür, insan küçülür.</p>

<p>İnsanın gerçek mirası, geride bıraktığı iz değil; iz bırakırken koruduğu karakteridir.</p>

<p>Allah, bizi haramın ağır hesabından korusun.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//haramin-tadi-kim-oldugunu-unutturur/225/</link>
<pubDate>Wed, 17 Dec 2025 21:55:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kişilik mi, Karakter mi?</title>
<description><![CDATA[<div>Değerli okurlarım,</div>

<div>Hayatın sahnesinde hepimiz farklı roller oynuyoruz.</div>

<div>Kimi zaman içimizdeki sesle, kimi zaman toplumun beklentileriyle hareket ediyoruz.</div>

<div>İşte tam bu noktada iki kavram beliriyor: kişilik ve karakter.</div>

<div>Kişilik, doğuştan gelen mizacın üzerine çevrenin işlediği desenlerle oluşur.</div>

<div>Bir ressamın tuvaline serptiği renkler gibi…</div>

<div>Bizi farklı kılan imzamızdır.</div>

<div>Karakter ise özdür. Değerlerimizin, vicdanımızın, ahlakımızın birleşiminden doğar. Zor zamanlarda ortaya çıkar.</div>

<div>Çıkarına ters düşse bile doğruyu savunabilmek, kolay olanı değil doğru olanı seçebilmek…</div>

<div>İşte karakterin gerçek sınavı budur.</div>

<div>Bugün toplumun en büyük imtihanı, kişilik ve karakteri koruyabilmektir. Fakat üç güçlü etken bu sınavı sürekli zorlaştırır: siyaset, makam ve para.</div>

<div>* <span style="white-space:pre"> </span>Siyaset hizmet için vardır. Çıkar için kullanıldığında vicdanı susturur, karakteri aşındırır.</div>

<div>* <span style="white-space:pre"> </span>Makam sorumluluk demektir. Ayrıcalık olarak görüldüğünde kibri besler. Gerçek makam koltukta değil, vicdanda saklıdır.</div>

<div>* <span style="white-space:pre"> </span>Para hayatı kolaylaştırır. Ama amaç haline geldiğinde kişiliği yozlaştırır, karakteri çürütür.</div>

<div>Bugün dünyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, güçlü kişilikler değil; sağlam karakterlerdir.</div>

<div>Çünkü kişilik bizi farklı yapar, karakter ise değerli kılar.</div>

<div>Kısaca Kişilik mi, Karakter mi?</div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//kisilik-mi-karakter-mi/224/</link>
<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 21:10:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yapay Zekâ Gelişiminin Ardında Gizli Bir Tehlike Olabilir mi?</title>
<description><![CDATA[<p>Yapay zekâ teknolojisi baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Bu konuda en büyük atılımlardan biri de Danimarka’da üretilen <strong>“Gefion”</strong> adlı yapay zekâ süper bilgisayarıdır. Novo Nordisk Vakfı ve Danimarka İhracat ve Yatırım Fonu'nun ortak finansmanıyla kurulan, Danimarka Yapay Zekâ İnovasyon Merkezi (DCAI) tarafından geliştirilen Gefion’un amacı; Danimarka'nın kuantum bilişim, temiz enerji ve biyoteknoloji gibi alanlardaki yapay zekâ yeteneklerini geliştirmektir.</p>

<p>Bu süper bilgisayar, geliştirilmiş en güçlü sistemlerden biridir. Mevcut yapay zekâları ilerletmek ve yeni yapay zekâlar üretmek Gefion ile mümkün olacak. Ayrıca biyoteknoloji, ilaç keşfi, kuantum hesaplama, genetik ve biyoloji analizleri gibi araştırma alanlarında kullanılacak; iklim değişikliği ve hava durumu çalışmalarında da görev alacak. Firma yetkilileri, milyar dolarlık bu teknoloji yatırımını lanse ederken dünyanın ortak faydasına katkı sağlayacağını vurguladılar ve tüm dünyaya açık bir çağrıda bulundular. Dünyanın her yerinden yatırımcılara ve teknoloji firmalarına, bu süper bilgisayarda kendi yapay zekâlarını üretme şansı sunuldu.</p>

<p>Açıkçası, kapital firmaların kâr amacını ikinci plana iterek daha iyi bir dünya için milyarlarca dolarlık yatırım yapacağı fikrine çok inanamadım. Bu nedenle Danimarkalı yatırımcıların önceliğinin kâr olduğunu varsayarak fütüristik bir tahmin yürüttüm. Bu tahmini de, mantıksal oluşu ve tarafsız cevap verebileceğini düşündüğüm için bir yapay zekâ yardımıyla gerçekleştirdim. Kriterim; olası açıklamaları, kanıtsal geçerlilik aramaksızın, Gefion’un sınırlarını istatistiksel verilere dayanarak öngörmesini istemekti.</p>

<p>Şimdi yazacaklarım bir komplo teorisi değildir. Bunlar, yapay zekâ yardımıyla alınmış fütüristik tahminlerdir. Yapay zekâya, <em>“Danimarkalı yatırımcılar Gefion’u sadece dünya faydası için yapmamış olsaydı ne olurdu?”</em> diye sordum. Aldığım cevaplar gerçekten şaşırtıcı ve bir o kadar da olasıydı.</p>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><strong>1. İlaç ve Biyoteknoloji — Piyasa Boyutu</strong></p>

<ul>
	<li>İlaç sektörü yıllık 1,5 trilyon doların üzerinde bir pazar.</li>
	<li>Süper bilgisayarlarla ilaç keşfi hızlanırsa, milyarlarca dolarlık yeni ilaç patentleri çok daha hızlı geliştirilebilir.</li>
	<li>Patent, ilaç sektöründe altın değerindedir çünkü 20 yıl boyunca tekelleşmiş satış hakkı getirir.</li>
	<li>Yani Gefion gibi bir altyapı sayesinde “kanser tedavisi” bulunsa, bunu ilk geliştiren şirket hem insanlığa fayda sağlar hem de devasa kâr elde eder.</li>
</ul>

<p><strong>2. İklim ve Enerji Verimliliği — Çifte Kazanç</strong></p>

<ul>
	<li>İklim modelleme ve enerji optimizasyonu, siyasi olarak çok iyi pazarlanan bir alan.</li>
	<li>“Gezegenimizi kurtarıyoruz” söylemi, yatırımın toplumsal meşruiyetini sağlıyor.</li>
	<li>Pratikte ise daha hassas iklim ve hava tahminleri, yenilenebilir enerji şirketlerinin ve enerji borsalarının üretim–tüketim dengesini optimize etmesine yarıyor.</li>
	<li>Bu da milyarlarca dolar tasarruf demek. Yani toplum fayda sağlasa da asıl “müşteri” büyük enerji şirketleridir.</li>
</ul>

<p><strong>3. Ulusal Teknoloji Egemenliği</strong></p>

<ul>
	<li>Avrupa, ABD ve Çin’in gerisinde kalmamak için yapay zekâ altyapısı, milli güvenlik seviyesinde stratejik bir öneme sahip.</li>
	<li>Devlet ve vakıf fonları bu yüzden işin içinde.</li>
	<li>Ancak devletin motivasyonu sadece “vatandaşı düşünmek” değil: teknolojik rekabette geri kalmamak, yetenekli araştırmacıları ülkede tutmak ve gelecekteki kâr havuzunu korumak.</li>
</ul>

<p><strong>4. Toplumsal Fayda — Yan Ürün</strong></p>

<ul>
	<li>Evet, ilaç bulunursa insanlar daha uzun yaşar; enerji verimliliği artarsa karbon salımı düşer.</li>
	<li>Ama bunlar çoğunlukla yatırımın doğrudan amacı değil, yan faydasıdır.</li>
	<li>Esas motivasyon: fikri mülkiyet, pazar üstünlüğü ve stratejik kontrol.</li>
</ul>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p>Bu verilerin ışığında yapay zekâya, Gefion’un kapitalist amaçlarla kullanılması halinde ulaşabileceği sınırları sordum. Çünkü benim düşünceme göre, devasa bir yatırım yapılıyorsa bu yatırımcıların önceliği kâr olmalıdır. Günümüzde şahit olduğumuz pek çok örnek de bu düşüncemi destekliyor. Dolayısıyla verilen cevapların sadece kurmaca olması imkânsız. Aşağıdaki (yüzdelik) oranlar, yapay zekânın ürettiği istatistiksel tahminlere dayanmaktadır.</p>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><strong>Olası Kullanım Alanları</strong></p>

<p><strong>1. Finansal Savaş ve Küresel Ekonomi</strong></p>

<ul>
	<li>Süper bilgisayarlar küresel borsaları, döviz kurlarını ve emtia piyasalarını anlık simüle edebilir.</li>
	<li>Devletler veya şirketler, bu güçle mikrosaniyeler içinde algoritmik al–sat işlemleri yaparak trilyon dolarlık dalgalanmalar yaratabilir.</li>
	<li>Bu bir tür ekonomik silaha dönüşebilir: rakip ekonomileri zayıflatmak, kripto paraları manipüle etmek, enerji fiyatlarını kontrol etmek.</li>
</ul>

<p><strong>2. Askerî ve Stratejik Simülasyonlar</strong></p>

<ul>
	<li>Savaş senaryolarını, orduların hareketlerini, nükleer çatışma ihtimallerini simüle edebilir.</li>
	<li>Yeni silah tasarımlarında kullanılabilir: hipersonik füzeler, biyolojik silahlar, otonom savaş dronları.</li>
	<li>Özellikle biyolojik savaş kısmı kritik: virüs mutasyonlarını simüle edip en bulaşıcı patojenleri öngörmek mümkün olabilir.</li>
</ul>

<p><strong>3. Biyo–Genetik Kontrol</strong></p>

<ul>
	<li>İnsan genomunu anlamak için kullanılabilir. Ancak karanlık bir yüzü de var:
	<ul>
		<li>Genetik kast sistemi yaratma.</li>
		<li>Bireylerin genetik verileri üzerinden sağlık, zekâ, davranış öngörüleri yaparak total gözetim.</li>
		<li>Toplum mühendisliği riskleri.</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<p><strong>4. Büyük Veri + Sosyal Kontrol</strong></p>

<ul>
	<li>Sosyal medya, internet trafiği, uydu görüntüleri, finansal hareketler bu makineye beslendiğinde toplum davranışları öngörülebilir.</li>
	<li>Kitlesel protestolar başlamadan önce tahmin edilip engellenebilir.</li>
	<li>Reklamdan siyasete kadar halkın algısı manipüle edilebilir.</li>
</ul>

<p><strong>5. İklim Kontrolü (Spekülatif)</strong></p>

<ul>
	<li>Şu anda bile süper bilgisayarlar iklim modellemede kullanılıyor.</li>
	<li>Bir adım öteye geçersek: hangi bölgede kuraklık, hangi bölgede sel olacağı öngörülebilir.</li>
	<li>Bu veriler tarım, enerji ve lojistikte stratejik bir kontrol sağlar.</li>
	<li>Daha ileri tahmin: jeomühendislik teknikleriyle (bulut tohumlama, atmosfer kimyasıyla oynama) iklim silah olarak kullanılabilir.</li>
</ul>

<p><strong>6. Yeni Nesil Yapay Zekâ Eğitimi</strong></p>

<ul>
	<li>Gefion gibi altyapılar, devasa dil modelleri veya kuantum–biyoloji tabanlı yapay zekâlar eğitebilir.</li>
	<li>Böyle sistemler insanların düşünce tarzını kopyalayabilir, davranışlarını modelleyebilir ve “bilinç benzeri” süreçler geliştirebilir.</li>
	<li>Tehlike: insan–makine karar gücü dengesinin bozulmasıdır.</li>
</ul>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><strong>Sınırlar Nereye Kadar?</strong></p>

<ul>
	<li><strong>5 yıl içinde:</strong> İlaç, enerji ve iklimde belirgin faydaların yanında finansal manipülasyon ve toplumsal gözetim potansiyeli.</li>
	<li><strong>10 yıl içinde:</strong> Genetik kontrol ve otonom savaş sistemleri gibi gizli projeler.</li>
	<li><strong>20 yıl içinde:</strong> Bu tür makineler hesaplama aracı olmaktan çıkıp bir tür “karar verici merkez” hâline gelebilir. Devletlerin ve şirketlerin stratejilerinde “son sözü söyleyen” yapay zekâ sistemleri olabilir.</li>
</ul>

<p>Dünya bilim kurgu çağını yaşarken, bu gizli tehlike giderek yaklaşıyor. <em>Gizli</em> dedim ama kimsenin bilmediği bir devlet sırrından bahsetmiyorum. Bu gelişmeler aslında saklı değil, aksine medyada şaşaalı sunumlarla tanıtılıyor. Gizli olmasının sebebi, bizim gibi gündemi yoğun ülkelerde “normal algısının dışında” kalmasından. Bizler iç sorunlarla uğraşırken küresel risklerin başladığından bile haberimiz olmayabilir.</p>

<p>Bu yazıda net kanıtlar sunmuyorum sevgili okurlar; dünyanın geleceği ve olası felaket risklerini düşünmeniz için sizlere bir perspektif sunuyorum.</p>

<p><strong>Esen kalın…</strong></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//yapay-zek-gelisiminin-ardinda-gizli-bir-tehlike-olabilir-mi/222/</link>
<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 21:27:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2400 Yıllık Alegori Günümüzün Gölgelerini Aydınlatıyor</title>
<description><![CDATA[<p>Hızla gelişen bilimsel çalışmalar, günümüz düşünürlerini, bilim insanlarını ve filozoflarını gerçekliği yeniden sorgulamaya zorluyor. Evrenin alışagelmiş materyalist açıklaması büyük bir darbe almış durumda. Artık, evrenin madde temelli değil; bilgi tabanlı bir yapıya sahip olabileceği fikri güç kazanıyor. Bu yanılgı ihtimalini en çarpıcı şekilde gündeme getiren ise, bence Nick Bostrom’un Simülasyon Teorisi.</p>

<p>Kuantum fiziğinin gelişmesiyle bilim insanları, kuantum âleminde klasik fizik ile açıklanamayan bazı fenomenler fark ettiler. Kuantum dünyası belirsizlik ilkesiyle işlerken, klasik fiziğin determinist yapısı evreni daha çok bir "arayüz" olabilme ihtimalini doğuruyor. Sanki madde, zaman ve uzay; insan zihninin kolay anlayabilmesi için tasarlanmış bir yanılsama.</p>

<p>Evrenimiz, varoluşun bir gereği olarak, birbirini tekrar eden desenlerden yani fraktal yapılardan oluşuyor. Onu anlamaya çalıştığımız klasik fizik yasalarının neredeyse tamamı sayılar ve formüllerle ifade edilebiliyor. Basit bir örnek verelim: Bir bilardo masası hayal edin. Topa belli bir hız ve açıyla vurduğunuzda, top hep aynı köşelere çarparak aynı noktaya ulaşır. Gerekli veriler elimizde olduğu sürece, topun hangi noktaya varacağını önceden, üstelik sıfır hata payıyla hesaplayabiliriz. Bu süreci bilgisayarda milyonlarca kez simüle etsek bile hep aynı sonucu alırız. Yani, gerçeklik kusursuz hesaplamalarla simüle edilebiliyorsa, evrenin de bir simülasyon olabileceği fikri yabana atılamaz.</p>

<p>Elbette biz bu bilimsel deneyleri evimizde yapamıyoruz; sadece okuyor ya da belgesellerde izliyoruz. Bu nedenle doğrudan gerçek olduğunu kabul etmemiz mümkün değil. Ama başka bir şey yapabiliriz: Kendi hayatımızı sorgulamak.</p>

<p>Hepimize öğretilen, neredeyse kutsal sayılan bir hayat senaryosu var, değil mi? Dünyaya geliriz, büyürüz ve uzun bir eğitim maratonuna gireriz. Amaç, sistem içinde tanımlı bir rol alacak bir meslek edinmektir. Diplomamızı aldıktan sonra çalışmaya başlarız; yıllarımızı ofiste, fabrikada ya da dükkânda geçiririz. Bu sırada “doğru olanı” yapar, evlenir, aile kurar, toplumun beklentilerini yerine getiririz. Sonra da yeni nesiller dünyaya getirerek sistemin devamlılığını sağlarız. En sonunda yaşlanır, yorulur ve oyundan çekiliriz: Ölüm.</p>

<p>Peki, milyarlarca insanın hayatının, küçük detaylar dışında, bu kadar benzer bir senaryoyu takip etmesi sadece tesadüf mü?</p>

<p>Eğer biz bir simülasyonun içinde yaşıyorsak, simülasyonu tasarlayanların en büyük hedefi, bizim bunun farkına varmamızı engellemek olurdu. Peki, bunu nasıl sağlarlardı?</p>

<p>Bizi Zincirleyen Mekanizmalar</p>

<p>1. Sürekli Meşguliyet</p>

<p>Eğitim, kariyer hedefleri, evlilik, çocuk bakımı, faturalar… Sistem zihnimizi "yapılacak işler" ile doldurur. O kadar meşgul oluruz ki, “Ben kimim? Bu hayatın anlamı ne? Bu gerçeklik gerçek mi?” gibi temel soruları sormaya ne zamanımız ne de enerjimiz kalır.</p>

<p>2. Önceden Tanımlanmış Başarı Metrikleri</p>

<p>Sistem bize sürekli hedefler sunar: İyi bir okul kazanmak, terfi almak, ev sahibi olmak, çocuğunu iyi bir geleceğe hazırlamak… Bu hedeflere ulaştığımızda “başarılı” sayılırız. Bu sahte başarı hissi, sistemi sorgulamamızı engeller. Çünkü oyunu kuralına göre oynadığımızda kazandığımızı zannederiz.</p>

<p>3. Üreme ve Devamlılık</p>

<p>Aile kurmak ve çocuk sahibi olmak en temel içgüdümüz gibi sunulur. Ama simülasyon mantığıyla bakarsak, bu sadece sistemin kendini yeni oyuncularla devam ettirme programıdır.</p>

<p>Kısacası, yaşadığımız bu hayat; varoluşsal sorgulamalara yer bırakmayan, bizi sürekli bir sonraki hedefe koşturan, kusursuz tasarlanmış bir dikkat dağıtma mekanizması olabilir.</p>

<p>Mağaranın Gölgeleri</p>

<p>Başlıkta belirttiğim 2400 yıllık alegori işte tam da bunu anlatıyor. Platon’un Devlet adlı eserindeki mağara alegorisinde, insanlar bir mağarada zincirlidir. Onlar için gerçeklik, duvardaki gölgelerden ibarettir.</p>

<p>Bizler de o mahkûmlardan farklı değiliz. Doğduğumuzda kendimizi bu işleyen sistemin, bu modern mağaranın içinde buluyoruz. Peki, bizi mağaranın duvarına zincirleyen şey ne? Demir zincirler değil; çok daha güçlü bir şey: “Normal” fikri.</p>

<p>Mağaranın Duvarı: Toplumun bize sunduğu hayat senaryosudur.</p>

<p>Gölgeler: Peşinden koştuğumuz kariyer hedefleri, maddi varlıklar, sosyal statülerdir. Bunları gerçek sanırız.</p>

<p>Zincirler: “Normal budur” düşüncesidir. Herkes böyle yaşıyorsa, doğru olan da budur. Farklı bir yol seçmek “anormal” ya da “delilik” olarak görülür. Bu toplumsal baskı, başımızı çevirip mağaranın dışına, yani alternatif gerçekliklere bakmamızı engeller.</p>

<p>Eğer hayatın sürekli bir şeylerin peşinde koşmaktan ibaret olduğunu düşünüyorsanız, belki de artık bir an durup sorgulamanın vaktidir.</p>

<p>Bu hayat, gerçekten ne kadar gerçek?</p>

<p>Esen kalın…</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//2400-yillik-alegori-gunumuzun-golgelerini-aydinlatiyor/221/</link>
<pubDate>Mon, 15 Sep 2025 21:49:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"Evren Başkan Çalışıyor"</title>
<description><![CDATA[<p>Aksaray, son dönemde Belediye Başkanı Dr. Evren Dinçer’in vizyoner liderliğinde <b>tarihinde görülmemiş bir dönüşüm</b> yaşıyor. Şehre gelen her ziyaretçinin hayranlıkla izlediği, Aksaraylıların ise gurur duyduğu projeler birbiri ardına hayata geçiriliyor.</p>

<p>Başkan Dinçer, sadece şehrin altyapısını değil, aynı zamanda ruhunu da yeniden inşa ediyor. Her bir projesi, Aksaray'ı sadece bir sanayi kenti olmaktan çıkarıp, modern, estetik ve yaşanabilir bir şehir kimliğine büründürüyor. Genişletilen caddeler, yenilenen bulvarlar ve şehre nefes aldıran yeşil alanlar, bu dönüşümün en belirgin kanıtı.</p>

<p>Şehrin en gözde projelerinden biri, hiç şüphesiz ki Aksaray'ın merkezini baştan sona yenileyen kentsel dönüşüm hamlesi. Bu projeyle, hem şehrin ticari hayatı canlanıyor hem de vatandaşlar daha güvenli ve modern konutlara kavuşuyor. Ayrıca, gençlere ve ailelere yönelik yeni sosyal donatılar ve spor alanları, Aksaraylıların yaşam kalitesini yükseltiyor.</p>

<p>Aksaray'ın tarihi ve kültürel mirasını koruma çabaları da dikkat çekiyor. Restorasyon çalışmalarıyla tarihin izleri gün yüzüne çıkarılırken, düzenlenen kültürel ve sanatsal etkinlikler şehre bambaşka bir enerji katıyor. Artık Aksaray, sadece bir geçiş noktası değil, aynı zamanda durup gezilecek ve keşfedilecek bir şehir.</p>

<p>Tüm bu çalışmalar, Başkan Dinçer’in <b>"Evren Başkan Çalışıyor"</b> sloganını somut bir gerçeğe dönüştürüyor. O, sadece söz vermekle kalmıyor, vaatlerini tek tek yerine getirerek halkın takdirini kazanıyor. Aksaray, onun liderliğinde daha aydınlık, daha modern ve daha yaşanabilir bir geleceğe emin adımlarla yürüyor. Bu tarihi dönüşüm, her bir Aksaraylı için gurur kaynağı olmaya devam edecek.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//evren-baskan-calisiyor/220/</link>
<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 22:21:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kuantum Fiziğinin Ucu Bakın Nereye Çıktı</title>
<description><![CDATA[<p>Bilim insanlarının, özellikle de fizikçilerin, varoluşla ilgili cevabını aradığı en büyük soru şudur: "Nasıl oluştuk, ya da yaratıldık?" Bugün kuantum fizikçileri ve kozmik bilimcilerin bu konuda kulağa fantastik gelen pek çok teorisi var. Fakat bu teorilerin oluşmasındaki en büyük sebep, CERN'de bulunan "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" oldu. 90'lar ve önceki kuşaksanız, evrenle ilgili şu sözü hatırlarsınız: “Önce toz ve gaz bulutu vardı.”</p>

<p>Bugün de güncelliğini koruyan Big Bang teorisinin hemen sonrasındaki koşulları laboratuvarda yeniden yaratmak ve test etmek için İsviçre'deki CERN laboratuvarında Büyük Hadron Çarpıştırıcısı inşa edildi. Amaç, evrenin ilk anlarında var olduğu düşünülen temel parçacıkları (Higgs bozonu gibi) ortaya çıkarmak ve maddeye kütlesini veren kuvvetleri anlamaktı. Bu deneyler, evrenin 'hiçlikten' nasıl var olabildiği, en temel yapıtaşlarının ne olduğu gibi sorulara cevap arıyordu. Bu sorular ise kaçınılmaz olarak, varoluşun en temelindeki 'sebep' ve 'düzen' kavramlarını, dolayısıyla felsefi ve metafizik sorgulamaları da beraberinde getirdi. Beklentilerin ötesinde, karşıt maddenin sırları gibi birçok şaşırtıcı keşfe kapı aralandı. Bu deneyde başlangıçta aranan tüm beklentiler karşılanmasa da, fizikçilere bambaşka bir dünyanın kapısını açtı.</p>

<p>1900'lü yılların başında bulunan fakat teknolojik yetersizlikler nedeniyle deneysel olarak doğrulanamadığı için uzun süre tartışmalı kalan Kuantum Fiziği, bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Bu fizik, klasik fizik kurallarıyla alay ediyor, materyalizmin duvarlarını yıkıyor ve fenomenleriyle "Bildiğim bir şey varsa, o da hiçbir şey bilmediğimdir" dedirtiyordu.</p>

<p>Günün sonunda, bilim insanları madde temelli varoluştan, bilgi tabanlı varoluşa doğru yönelmeye başladı. Sicim Teorisi, Hologram Teorisi, Simülasyon Teorisi ve Bilinçli Evren Hipotezi gibi kulağa fantastik gelen pek çok teori, birbirinden ünlü bilim insanları ve filozoflarca öne sürüldü. Federico Faggin de bunlardan biriydi. Mikroişlemcilerin babası olarak tanınan Faggin, bilincin evrenin bir parçası olduğunu, bu bilincin kuantum alanlarında yoğunlaşmasıyla fiziksel evreni meydana getirdiğini öne sürdü. Faggin, tüm evrendeki maddenin, uzayın ve zamanın evrensel bilincin meydana getirdiğini söylerken, bilincin kökeni veya kaynağı hakkında bilinçli olarak bir teoride bulunmadı. Amacı, matematiksel ve deneysel olarak bu hipotezinin kanıtlanabilir bir kuram haline getirmekti.</p>

<p>Bilimin Yolculuğu, İnancın Keşfi</p>

<p>Faggin'in teorisi aklıma şu soruyu getirdi: Eğer evreni var eden bilinç ise, bu bilincin canlı bir varlığa ait olması gerekmez mi? Canlı tanımı biyolojik bir yapı ile bağdaşmış olsa da, tüm evreni bilinci ile var eden canlının bir bedeni olamazdı. Zamandan ve mekandan bağımsız olur, var olması için kendi kendine yeterdi. Tüm evreni yaratabilecek sonsuz güç ve bilgiye sahip olması gerekirdi. Başlangıcı ve sonu yoktu. Bu anlatımın, Allah’ın vasıfları ile ne kadar örtüştüğünü fark ettiniz mi?</p>

<p>Evvel ve Âhir (başlangıcı ve sonu olmayan), Hayy (daima diri), Alîm (her şeyi bilen), Kâdir (her şeye gücü yeten), Kayyûm (varlığı kendiyle kaim, yani başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan var olan).</p>

<p>Faggin’in ontolojik tabanlı "bilinç evrenin temel taşı" iddiası, aslında Kur'an'da 14 asır önce verilmişti. Kuantum fizikçileri yaratılışı ararken, yaratıcının kendisini bulduklarını düşünmeden edemiyorum. Yıllar boyu din ve bilim karşı karşıya geldi ve bilim için Yaratıcı fikri hep bir engel olarak görüldü. Fakat bilimin geldiği noktada, artık bu fikrin inkârı imkansız bir boyuta evrilmek üzere. Eğer Faggin bu teorisini bilimsel çerçeveye oturtmayı başarır ve matematiksel olarak kanıtlarsa, ilk kez Allah'ın varlığı bilimsel olarak da kabul edilmiş olacak.</p>

<p>Zaten benim görüşüme göre, ister Sicim Teorisi ister Simülasyon Teorisi olsun(bu teoriler ve önermeler henüz kanıtlanmamış olsada), bu sonuç kaçınılmazdı. Şimdi, bilimsel olarak da Allah'ın varlığının kaçınılmaz olduğu bir süreçte, evrenin sonsuz sırları teker teker ama ağır adımlarla çözülmeyi bekliyor.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//kuantum-fiziginin-ucu-bakin-nereye-cikti/219/</link>
<pubDate>Tue, 09 Sep 2025 22:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gerçeklik bir yanılgı mı?</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">2008 yapımı “Horton Hears a Who!” animasyon filmini hiç izlediniz mi? İlk bakışta, her hayatın önemli olduğunu ve büyüklerin küçüklere karşı sorumluluk taşıdığını anlatan bir çocuk filmi gibi görünür. Ancak dikkatle izlediğinizde, tıpkı “The Truman Show” ya da “Synecdoche, New York” gibi, varoluşu ve gerçekliği sorgulayan felsefi bir derinlik barındırır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Filmde sevimli fil Horton, küçücük bir toz zerresinin üzerinde yaşayan görünmez bir uygarlığı – Who’ları – keşfeder. Ancak Horton’un bu keşfine kimse inanmaz; çünkü gözle görülmeyen şey toplum için “gerçek” değildir. Who’lar ise kendi dünyalarında düzenli bir toplum kurmuş, herkese görevler yüklemiş ve farklı düşünenleri dışlayan bir sistem içinde yaşamaktadır. Film, hem Horton’un yalnız mücadelesini hem de Who’ların varlıklarını kabul ettirme çabasını anlatır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Who’ların dünyası da Horton’un yaşadığı diyar da aslında bizim dünyamızı andırır. Kimin ne olacağına, hangi görevi üstleneceğine sistem karar verir. Bu alışkanlıklar, zamanla sorgulanması imkânsız bir “öğretilmiş gerçeklik” halini alır. Sisteme karşı çıkan ya da sorgulayan bireyler toplum tarafından dışlanır, yalnızlaştırılır ve fikirleri değersizleştirilir. Çünkü düşünmek, alışılagelmiş düzene karşı bir tehdit gibi görülür.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Animasyon, işte tam da bunu gösterir: Sosyal çerçevelerle örülmüş bir dünyada hayal kurmak ve sorgulamak neden tehlikeli sayılır? Bugün de farklı mı? Dini, millî ya da toplumsal hassasiyetler öne sürülerek sorgulayıcı düşünceler baskılanmıyor mu? Toplumun ortak kabulleriyle oluşan gerçeklik, aslında bize öğretilmiş bir gerçeklikten başka nedir?</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Peki ya bu öğretilmiş gerçeklik sadece toplumun dayatmalarıyla sınırlı değilse? Yaşadığımız evrenin tamamı da Horton’un fark ettiği küçücük toz zerresi gibi, daha büyük bir bilincin bakış açısından yalnızca bir ayrıntıysa? Belki de bizim evrenimiz, devasa bir varlığın gözünde görünmez bir zerreden ibarettir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Filozof Nick Bostrom’un simülasyon teorisi tam da bu ihtimali dile getiriyor: Eğer bir simülasyonun içindeysek, bunun gerçekliğini asla kanıtlayamayız. Yani bizim için tartışmasız kabul edilen “dünya gerçeği”, daha büyük bir sistemin bize öğrettiği bir yanılsama olabilir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Tıpkı Horton’un fark ettiği toz zerresi gibi düşünelim: Evrenimiz bir çiçeğin üzerindeki minik bir tanecik olsa ve bu tanecik bizden çok daha büyük bir yaşam formunun üzerinde bulunsa? Belki de gökbilimcilerin yıldızlar, kara delikler ya da galaksiler dediği yapılar, o devasa yaşam formunun hücreleri veya molekülleridir. Bizim sonsuz sandığımız evren, bambaşka bir varlığın bedensel veya zihinsel alanında küçücük bir ayrıntı olabilir. Böyle devasa bir yapının varlığını günümüz teknolojisiyle ispatlamak mümkün olmayabilir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Çok kafa karıştırmadan söylemek gerekirse: Gerçeklik ve varoluşumuz, yalnızca bizim ölçebildiğimiz, gözlemleyebildiğimiz kadarıyla “gerçektir”. Elon Musk, Neil deGrasse Tyson ve diğer birçok günümüz bilim insanı da bu ihtimali ciddiye alıyor ve insanlığın simülasyon olasılığını tartışıyor.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Filmde kötü karakter kanguru şöyle der: “Eğer görmüyorsak, duymuyorsak ve dokunamıyorsak, o şey gerçek değildir.” Bu ölçüt aslında bizim dünyamızda da hâkimdir. İnsanlar, kendi duyularının ötesinde kalan şeylerin gerçekliğini kabul etmekte zorlanır. Oysa gördüğümüz, duyduğumuz ve hissettiğimiz her şey, beynimizin evreni algılayabilmesi için kurduğu bir çerçeveden ibarettir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Daha da ilginç olan, insan bilincinin bazı deneylerle maddenin davranışını etkileyebildiğinin gösterilmiş olmasıdır. Kuantum düzeyinde yapılan çift yarık deneyleri, bir parçacığın davranışının gözlemden etkilendiğini ortaya koyar. Yani gerçeklik yalnızca dışarıda var olan bir olgu değil; onu gözlemleyen bilincin katılımıyla şekillenen bir süreçtir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Filmdeki en çarpıcı sahne ise Who’ların varlıklarını kanıtlamak için hep birlikte seslerini yükseltmeleridir. Uzun süre kimse onların var olduğuna inanmaz; tek bir bireyin çabası yeterli olmaz. Ama sonunda, “biz buradayız” diye haykıran kolektif bir ses, evrenin sınırlarını aşarak Horton’un dünyasında duyulur. İşte o an, görünmez olan “gerçek” olur; varlık, kolektif bilincin gücüyle dış dünyada karşılık bulur.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Belki de bizim evrenimiz de benzer şekilde işler. Tek tek bireylerin algısı sınırlıdır, fakat bilinçler birleştiğinde gerçekliği dönüştürebilecek bir güç ortaya çıkabilir. Kuantum deneylerinde gözlemcinin sonucu değiştirmesi nasıl ki gerçeği bilincin dokunuşuna açıyorsa, insanlığın ortak bilinci de evrenin dokusunu şekillendiren bir faktör olabilir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Gerçeklik, dışarıda değişmez bir hakikat olarak durmak zorunda değildir. Belki de farkındalığımız ve kolektif hayal gücümüzle varlık kazanan bir süreçtir. Tıpkı Who’ların varoluşunu Horton’a duyurmak için birleşen sesleri gibi, biz de kendi evrenimizin “gerçek” halini kolektif bilincimizle inşa ediyor olabiliriz.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Belki de en büyük yanılgı, bize gösterilen gerçekliğe sorgulamadan inanmamızdır</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//gerceklik-bir-yanilgi-mi/218/</link>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 20:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İran, Türkiye'den sonra en fazla Türk'ün Yaşadığı ülke</title>
<description><![CDATA[<p data-sourcepos="5:1-5:474" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">İran coğrafyası, insanlık tarihinin en kadim medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, farklı kültürlerin ve imparatorlukların kesişim noktası olmuş bir diyar. Pers İmparatorluğu'nun görkemli mirasıyla anılsa da, bu toprakların dokusunda derinlemesine işlenmiş bir Türk izi vardır. Bin yılı aşkın süre bu topraklarda hüküm süren Türk hanedanlıkları, İran'ın siyasi, kültürel ve demografik yapısını kökten değiştirmiş, bölgenin bugünkü kimliğinin oluşmasında belirleyici olmuştur.</span></span></p>

<p data-sourcepos="9:1-9:664" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Büyük Selçuklu İmparatorluğu ile başlayan ve Safeviler, Afşarlar, Kaçarlar gibi güçlü Türk devletleriyle devam eden bin yıllık Türk hakimiyeti, İran tarihinin en parlak dönemlerinden bazılarına damga vurmuştur. Bu dönemler, sadece siyasi egemenliği değil, aynı zamanda dilin, edebiyatın, mimarinin ve sanatın gelişimini de beraberinde getirmiştir. Türkçenin, özellikle Azerbaycan Türkçesinin bölgede yaygınlaşması, sayısız edebi eserin ortaya çıkması ve mimaride Türk-İslam sentezinin zirveye ulaşması, bu dönemin en belirgin özellikleridir. Bugün dahi İsfahan'dan Tebriz'e kadar uzanan coğrafyada, Türk mimarisinin ve sanatının eşsiz örneklerini görmek mümkündür.</span></span></p>

<p data-sourcepos="13:1-13:611" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Günümüzde İran'ın nüfusunun önemli bir bölümünü Türkler oluşturmaktadır. Sayıları 20 ila 35 milyon arasında değişen bu büyük kitle, genellikle <strong>Azerbaycan Türkleri, Kaşkaylar, Türkmenler, Horasan Türkleri</strong> gibi farklı topluluklardan oluşur. Özellikle ülkenin kuzeybatısında yoğunlaşan Azerbaycan Türkleri, kendi dilleri, gelenekleri ve zengin kültürleriyle İran mozaiğinin en canlı parçalarından biridir. Tebriz, Urmiye, Erdebil gibi şehirler, bu canlı Türk kültürünün kaleleri konumundadır. Bu topluluklar, bin yıllık birikimin mirasçıları olarak, dillerini ve kültürlerini yaşatma mücadelesi vermektedirler.</span></span></p>

<p data-sourcepos="17:1-17:402" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">İran Türklerinin Türkiye'ye bakışı, genel olarak <strong>derin bir kardeşlik ve aidiyet duygusuyla</strong> şekillenir. Ortak tarih, dil ve kültürel miras, bu bağı güçlendiren temel unsurlardır. Türkiye, onlar için sadece bir komşu ülke değil, aynı zamanda ortak bir kültürel ve etnik kimliğin uzantısıdır. Özellikle televizyon dizileri, müzik ve edebiyat aracılığıyla Türkiye'deki gelişmeler yakından takip edilir.</span></span></p>

<p data-sourcepos="19:1-19:567" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Bu kardeşlik hissinin yanı sıra, İran Türklerinin Türkiye'ye yönelik bazı beklentileri de mevcuttur. Kendi dillerini ve kültürlerini daha özgürce yaşama, geliştirme ve gelecek nesillere aktarma konusunda Türkiye'den manevi bir destek bekledikleri söylenebilir. Türkiye'nin, İran Türklerinin kültürel haklarına yönelik hassasiyetini dile getirmesi, bu beklentileri güçlendirmektedir. Ancak bu beklentiler, hiçbir zaman İran'ın iç işlerine müdahale olarak algılanmamalı, daha çok kültürel diplomasi ve halklar arası ilişkilerin geliştirilmesi zemininde ele alınmalıdır.</span></span></p>

<p data-sourcepos="21:1-21:547" style="text-align: justify;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Sonuç olarak, İran'ın kadim tarihi, Türklerin bu topraklardaki derin izleriyle bir bütünlük arz etmektedir. İran'da yaşayan Türkler, hem kendi kimliklerini koruma hem de iki ülke arasında güçlü bir kültürel köprü olma misyonunu sürdürmektedir. Türkiye ile olan ilişkileri, sadece siyasi değil, aynı zamanda derin insani ve kültürel bağlarla örülmüş karmaşık bir yapıyı ifade etmektedir. Bu bağların karşılıklı anlayış ve saygı çerçevesinde geliştirilmesi, hem İran hem de Türkiye için bölgesel istikrara ve kültürel zenginliğe katkı sağlayacaktır</span></span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//iran-turkiye-den-sonra-en-fazla-turk-un-yasadigi-ulke/217/</link>
<pubDate>Tue, 24 Jun 2025 20:46:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Eleştiriye Anlam Katmak: Çözüm Odaklı Yaklaşım</title>
<description><![CDATA[<p>Eleştiri, hayatımızın her alanında karşımıza çıkan ve <strong>gelişim için olmazsa olmaz</strong> bir unsurdur. İster bir proje üzerinde çalışıyor olalım, ister bir arkadaşımızla sohbet edelim; eleştiri çoğu zaman bir değerlendirme ve iyileştirme aracı olarak işlev görür. Ancak eleştirinin kendisi kadar, eleştirinin sunuluş biçimi de büyük önem taşır. Sıklıkla gördüğümüz gibi, yalnızca bir işi ya da kişiyi sözle eleştirmek, çoğu zaman yapıcı olmaktan uzaklaşarak basit bir <strong>muhalefete dönüşür</strong>. Bu durum, eleştirinin asıl amacından sapmasına ve hatta karşı taraf üzerinde olumsuz bir etki bırakmasına neden olabilir.</p>

<p>Peki, eleştiriyi nasıl daha anlamlı ve faydalı hale getirebiliriz? Cevap oldukça basit: <strong>alternatif çözüm önerileri sunarak</strong>. Bir eleştiri, sadece bir durumu veya davranışı işaret etmekle kalmayıp, aynı zamanda o durumun nasıl daha iyi hale getirilebileceğine dair somut fikirler içerdiğinde gerçek değerini kazanır. Örneğin, bir siyasetçinin uyguladığı bir politikayı eleştirirken, sadece "Bu politika yanlış" demek yerine, "Bu politika yerine, şu yöntemlerle daha kapsayıcı ve sürdürülebilir sonuçlar elde edilebilir" demek, hem eleştirilen kişinin savunmaya geçmesini engeller hem de <strong>ortak bir hedefe ulaşma yolunda iş birliğini teşvik eder</strong>.</p>

<p>Çözüm odaklı eleştiri, eleştirilen kişinin bakış açısını genişletir ve ona yeni ufuklar açar. Yalnızca eksikleri dile getirmek, ister bir belediye başkanı, ister bir rektör olsun, karşı tarafı sıkışmış hissettirebilir ve motivasyonunu düşürebilir. Oysa alternatif çözümler sunmak, bir yol haritası sunmak gibidir; "Yanlış yaptın" demek yerine, "<strong>Şu yolu da deneyebiliriz</strong>" demek, daha kapsayıcı ve yapıcı bir yaklaşımdır. Bu sayede, eleştiriyi alan kişi kendini suçlu hissetmek yerine, bir öğrenme ve gelişme sürecinin parçası olarak görür.</p>

<p>Ayrıca, çözüm önerileri sunmak, eleştiriyi yapan kişinin de <strong>konuya hakimiyetini ve iyi niyetini</strong> gösterir. Bu, eleştirinin kişisel bir saldırıdan ziyade, bir konuyu geliştirme çabasının bir parçası olduğunu açıkça ortaya koyar. Böyle bir yaklaşım, karşılıklı güveni artırır ve daha sağlıklı iletişim köprüleri kurar. Unutmayalım ki, kamusal alanda yapılan eleştirilerde, özellikle de siyasetçi, vali gibi topluma karşı sorumluluk taşıyan kişilere yönelik eleştirilerde, yapıcı olmak ve çözüm sunmak, o eleştirinin kamuoyu nezdindeki ağırlığını da artırır.</p>

<p>Sonuç olarak, bir işi ya da birisini eleştirirken, sadece kusurları dile getirmekle yetinmeyelim. Eleştirimizin konusuna ilişkin <strong>alternatif çözüm önerilerini de yanına ekleyelim</strong>. Unutmayalım ki, yapıcı eleştiri, yalnızca eksikleri belirlemekle kalmaz, aynı zamanda o eksiklerin nasıl giderileceğine dair ışık tutar. Diğer türlü yapılan her eleştiri, sadece muhalefet etmek anlamına gelir ki bu durum, gelişim ve ilerleme adına hiçbir fayda sağlamaz. Eleştiriyi bir yıkım aracı değil, bir <strong>inşa aracı olarak kullanalım</strong>.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//elestiriye-anlam-katmak-cozum-odakli-yaklasim/216/</link>
<pubDate>Wed, 18 Jun 2025 00:39:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aksaray Üniversitesi'nde Bir Dönüşüm Rüzgarı ve Öğrenci Başarısı Üzerine</title>
<description><![CDATA[<p data-sourcepos="5:1-5:374" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">Aksaray Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Alpay Arıbaş'ın göreve başlamasıyla birlikte adeta bir dönüşüm rüzgarı yaşıyor. Üniversite, yönetimsel ve akademik kadrolarındaki isabetli atamalarla dikkat çekerken, özellikle görevde yükselme sınavlarında başarılı olanların idari kadrolara atanması şeffaf ve liyakat odaklı bir yönetim anlayışının somut göstergesi.</span></p>

<p data-sourcepos="7:1-7:288" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">Bu değişim, öğrenci merkezli eğitim yaklaşımıyla da kendini belli ediyor. Üniversite, öğrencilerine tecrübe fırsatları sunarak onları geleceğe hazırlama konusunda önemli adımlar atıyor. Bu çabaların meyvesi olarak akademik başarı oranlarında gözle görülür bir artış yaşanıyor.</span></p>

<p data-sourcepos="9:1-9:490" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">Ancak bazı öğrencilerin kendi başarısızlıklarını tamamen öğretim elemanlarına atfetme çabaları, hem kamuoyunda hem de akademik camiada şaşkınlıkla karşılanıyor. Derse sadece yoklama için giren ve ders boyunca masada uyuyan öğrenci, derse son kısımda girerek yoklamaya dahil olan öğrenci, üniversiteye gelip akşama kadar kantinde oturup, hiç derse girmeyen öğrenci yada başkalarının ders notu yada başkalarına yaptırdığı ödev ile ders geçmeye kalkan öğrenci gibi çok farklı profillerin bulunduğunu Gazetecilik Bölümü öğrencisi olarak bu duruma defalarca şahit olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Aksaray Üniversitesi öğretim elemanları, öğrencilerinin başarılı olması için büyük çabalar harcıyor. Tabiki bir yüksek öğrenim kurumu olan üniversitelerin asli görevi alanında yeterli ve kaliteli eleman yetiştirmektir. Hiç bir şey öğrenmeden mezun olan öğrenciler yarın hasbel kader akademik yada idari bir göreve geldiklerinde onlara da "seni bu göreve getirenin ellerinden öperim" derler. </span></p>

<p data-sourcepos="11:1-11:305" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">Üniversitemizde, birazcık öğrenme çabası ve ilgisi olan tüm öğrencilere hocalarımız iki adım yaklaşıyor. Onların iyi bir şekilde yetişmesi için tüm bilgi birikimlerini ve emeklerini ortaya koymaktan çekinmiyorlar. Üniversitedeki her akademik stütüdeki tüm hocalar ile iletişimin tüm kanalları açıktır. Hiç bir öğretim elemanı öğrenciye karşı olumsuz bir tavır ve tutum içinde değildir.  Bu özverili yaklaşım, Rektör Arıbaş tarafından da destekleniyor ve teşvik ediliyor.</span></p>

<p data-sourcepos="13:1-13:356" style="text-align: justify;"><span style="font-size:14px;">Kısacası, Aksaray Üniversitesi, Rektör Arıbaş'ın liderliğinde, hem idari hem de akademik anlamda önemli bir ivme yakalamış durumda. Öğrencilerine değer veren, onların gelişimine önem veren bu yapı, gelecekte de adından sıkça söz ettirecek gibi duruyor. Öğrencinin birazcık çabası ve hocaların sınırsız desteği birleştiğinde, başarı kaçınılmaz hale geliyor.</span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//aksaray-universitesi-nde-bir-donusum-ruzgari-ve-ogrenci-basarisi-uzerine/215/</link>
<pubDate>Wed, 11 Jun 2025 21:16:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Son Söz "Ne Mutlu Türküm" Diyene</title>
<description><![CDATA[<div 0px="" _ngcontent-ng-c3851540044="" class="markdown markdown-main-panel enable-updated-hr-color" dir="ltr" google="" id="model-response-message-contentr_a86c5a665decb2bd" margin-top:="" sans="" sans-serif="" style="animation-duration:400ms; fade-animation-function:linear; animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; color: rgb(27, 28, 29); columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; font-size: 16px; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; font-family: ">
<p data-sourcepos="1:1-1:130" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="background-color: rgba(0, 0, 0, 0);">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, sadece devletin temel yapısını ve işleyişini düzenlemekle kalmaz, aynı zamanda bu devlete bağlı olan bireylerin hukuki statüsünü de net bir şekilde çizer. Bu statünün temelini ise "vatandaşlık" kavramı oluşturur. Anayasa'mızın 66. maddesi, Türk vatandaşlığının ne şekilde kazanılacağını ve kaybedileceğini kanunla düzenlerken, aynı maddenin ilk fıkrası hepimizin aşina olduğu o veciz ifadeyi taşır: </span><span style="background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important;">"Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür."</span></span></span></p>

<p data-sourcepos="7:1-7:486" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Bu kısa ama derinlikli cümle, aslında Türkiye Cumhuriyeti'nin kimlik tanımının da temelini oluşturur. Anayasa, "Türk" kavramını etnik bir köken veya soy bağı üzerinden değil, hukuki bir bağ, yani vatandaşlık bağı üzerinden tanımlar. Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her birey, kökeni, inancı, kültürü ne olursa olsun Anayasa nezdinde "Türk" olarak kabul edilir. Bu yaklaşım, Türkiye Cumhuriyeti'nin kapsayıcı ve birleştirici kimliğinin en önemli göstergelerinden biridir.</span></span></p>

<p data-sourcepos="9:1-9:376" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Anayasa'nın bu tanımı, Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle de örtüşür. Milli Mücadele'nin ortak ideali etrafında birleşen farklı köken ve inançlara sahip insanlar, Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında eşit haklara sahip vatandaşlar olarak tanımlanmıştır. Bu vatandaşlık bağı, ortak bir vatana aidiyet, ortak bir tarih ve ortak bir geleceğe yönelik umutlar üzerine inşa edilmiştir.</span></span></p>

<p data-sourcepos="11:1-11:325" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Elbette, "Türk" kavramının tarihsel ve kültürel derinliği yadsınamaz. Ancak Anayasa'nın bu tanımı, bu derinliği yok saymak yerine, onu daha geniş bir çerçeveye oturtur. Vatandaşlık bağı, bu ortak kültürel mirasa katılmanın, bu ülkenin değerlerine sahip çıkmanın ve bu ülkenin geleceğine katkıda bulunmanın en temel koşuludur.</span></span></p>

<p data-sourcepos="13:1-13:533" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Anayasa'nın 66. maddesi, aynı zamanda vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi süreçlerinin de kanunla düzenleneceğini belirtir. Bu, vatandaşlık statüsünün dinamik bir yapıya sahip olabileceği anlamına gelir. Türk vatandaşlığı, doğumla kazanılmanın yanı sıra, sonradan evlenme, evlat edinilme veya yetkili makamların kararıyla da kazanılabilir. Aynı şekilde, kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde vatandaşlık kaybı da söz konusu olabilir. Ancak bu süreçlerin tamamı, Anayasa'nın temel ilkelerine uygun olarak yasalarla belirlenir.</span></span></p>

<p data-sourcepos="15:1-15:578" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Sonuç olarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre "Türk" olmak, öncelikle bu devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmak anlamına gelir. Bu tanım, etnik köken veya soy ayrımı gözetmeksizin tüm vatandaşları eşit bir hukuki kimlik altında birleştirir. Anayasa'nın bu yaklaşımı, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma niteliğinin de bir yansımasıdır. Bu nedenle, Anayasal kimliğimiz olan vatandaşlık ve bu kimliğin temel taşı olan "Türk" kavramını doğru anlamak, Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik ve beraberliğini güçlendirmek adına büyük önem taşır.</span></span></p>

<p data-sourcepos="15:1-15:578" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important; text-align: justify;"><span style="font-size:18px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;">Son cümle " NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" </span></span></p>

<p data-sourcepos="15:1-15:578" style="animation: 0s ease 0s 1 normal none running none; appearance: none; background: none 0% 0% / auto repeat scroll padding-box border-box rgba(0, 0, 0, 0); border: 0px none rgb(27, 28, 29); inset: auto; clear: none; clip: auto; columns: auto auto; contain: none; container: none; content: normal; cursor: auto; cx: 0px; cy: 0px; d: none; direction: ltr; fill: rgb(0, 0, 0); filter: none; flex: 0 1 auto; float: none; font-variant-numeric: normal; font-variant-east-asian: normal; font-stretch: normal; gap: normal; hyphens: manual; isolation: auto; margin-right: 0px; margin-bottom: 16px; margin-left: 0px; marker: none; mask: none; offset: none 0px auto 0deg; opacity: 1; order: 0; outline: rgb(27, 28, 29) none 0px; padding: 0px; page: auto; perspective: none; position: static; quotes: auto; r: 0px; resize: none; rotate: none; rx: auto; ry: auto; scale: none; speak: normal; stroke: none; transform: none; transition: all 0s ease 0s; translate: none; visibility: visible; x: 0px; y: 0px; zoom: 1; line-height: 1.15 !important; margin-top: 0px !important;"> </p>
</div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//son-soz-ne-mutlu-turkum-diyene/214/</link>
<pubDate>Mon, 12 May 2025 20:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gündemin Gölgesinde Unutulanlar</title>
<description><![CDATA[<p>Haftada bir köşe yazmaya karar vermiştim ancak, bu konuyu sıcaklığını yitirmeden ve hızlı gündem değişikliği nedeniyle anlam ve öneminin yitirmemesi açısından yazma ihtiyacı hissettim. Zira güzel ülkemde yaşanan ilginç ve şaşkınlık yaratan olaylar gündemi çok hızlı değiştirmekte.</p>

<p>Türkiye, son günlerde yine karmaşık ve tartışmalı olaylarla sarsıldı. Haftanın gündemi, CHP lideri Özgür Özel'e atılan tokat olayı üzerine yoğunlaşırken, arka planda yaşanan ve göz ardı edilen gelişmeler, ülkenin siyasi ve toplumsal atmosferine dair derin endişeler uyandırdı.<br />
Sırrı Süreyya Önder için AKM'de düzenlenen törende, terör örgütü liderinin nasıl ve hangi kaynakla gönderildiğini anlayamadığım mesajının okunması ve salondaki coşkulu alkışlar, birçok kesim tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Salonda atılan örgüt lideri lehine sloganlar ve aynı günün akşamında İstanbul'un farklı noktalarında düzenlenen benzer yürüyüşler, bu olayın vahametini daha da artırdı. Ancak bu gelişmeler, ana akım medyanın ve siyasetin gündeminde yeterince yer bulmadı yada gündem dışına bile isteye atıldı.<br />
Öte yandan, CHP lideri Özgür Özel'e yönelik saldırı, haklı olarak geniş yankı uyandırdı ve siyasi arenada sert tartışmalara yol açtı. Şiddetin her türlüsü kınanmalı ve bu tür olayların üzerine kararlılıkla gidilmelidir. Ancak bu olayın gölgesinde, terör örgütü propagandası içeren eylemlerin adeta görmezden gelinmesi, adaletin ve eşitliğin sorgulanmasına neden oldu.<br />
Bu çifte standart, toplumda derin bir kutuplaşmaya ve güvensizliğe yol açıyor. Bir yanda şiddetin her türlüsüne karşı duyarlılık gösterilirken, diğer yanda terör örgütü propagandasına sessiz kalınması, adalet duygusunu zedeliyor ve toplumsal barışı tehdit ediyor.<br />
Türkiye'nin, bu tür çelişkili durumlarla yüzleşmesi ve adalet, eşitlik ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalması gerekiyor. Şiddetin her türlüsüne karşı çıkarken, terör örgütü propagandasına da aynı kararlılıkla karşı durulmalı ve tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu bir toplum inşa edilmelidir. Aksi takdirde, gündemin gölgesinde unutulanlar, ülkenin geleceğini karanlığa sürükleyebilir.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//gundemin-golgesinde-unutulanlar/213/</link>
<pubDate>Thu, 08 May 2025 22:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Onlara da karne versek, kaç tanesi başarılı olur?</title>
<description><![CDATA[<p>Sene sonları yaklaştıkça okullarda öğrencilerin heyecanla beklediği karneler, başarı durumlarını gösteren, aslında hayatın her alanında bir muhasebe ve değerlendirme ihtiyacının somut bir ifadesidir. Peki, karne sadece öğrenciye mi verilmeli? Kamu görevlileri, üniversite rektör ve dekanları, siyasiler ve milletvekilleri? Onların da performanslarının şeffaf bir şekilde değerlendirilmesi, başarılarının ve eksiklerinin ortaya konulması gerekmez mi?</p>

<p>Vergilerimizle finanse edilen kamu hizmetlerinin ne kadar etkin ve verimli sunulduğunu bilmek en doğal hakkımız değil midir? Aynı şekilde, üniversitelerimizin bilimsel üretimdeki başarısını, eğitim kalitesini ve yönetimsel etkinliğini de merak ediyoruz. Siyasilerin ve milletvekillerinin seçim vaatlerini ne ölçüde gerçekleştirdiğini, ülke sorunlarına ne tür çözümler ürettiğini takip etmek de demokratik sorumluluğumuzun bir parçasıdır.</p>

<p>İşte tam da bu noktada, bir <strong>"başarı karnesi"</strong> uygulaması hayati bir önem taşıyor. Elbette, bu karne sadece nicel verilerden oluşmamalı. Kamu görevlileri için vatandaş memnuniyeti, proje tamamlama oranları, hizmet kalitesi gibi kriterler değerlendirilebilir. Üniversite yöneticileri için akademik yayın sayısı, öğrenci memnuniyeti, uluslararası işbirlikleri ve üniversitenin topluma katkısı gibi unsurlar ön plana çıkabilir. Siyasiler ve milletvekilleri için ise seçim beyannamelerindeki taahhütlerin gerçekleşme oranı, meclis çalışmalarına katılım, yasama faaliyetlerindeki etkinliği ve halkla ilişkileri gibi göstergeler dikkate alınabilir.</p>

<p>Başarı karnesi uygulaması sayesinde, kamu görevlileri ve yöneticiler performanslarını daha yakından takip etme ve geliştirme fırsatı bulacaklardır. Üniversiteler, rekabet ortamında kendilerini daha iyi konumlandırabilecek ve eğitim kalitelerini artırma yönünde teşvik edileceklerdir. Siyasiler ve milletvekilleri ise verdikleri sözleri tutma konusunda daha fazla sorumluluk hissedecek ve vatandaşların güvenini kazanma yolunda önemli bir adım atmış olacaklardır.</p>

<p>Unutmamalıyız ki, şeffaflık ve hesap verebilirlik sadece yöneticilerin değil, tüm toplumun çıkarınadır. Başarı karnesi uygulaması, kamu hizmetlerinin kalitesini artırmak, üniversitelerimizin bilimsel ve eğitsel düzeyini yükseltmek, siyasilerin ve milletvekillerinin halka karşı sorumluluklarını pekiştirmek için önemli bir araç olabilir. Karne vaktinin sadece öğrenciler için değil, hayal gibi olsa da ülkeyi yönetenler ve kamu hizmeti sunanlar için de gelmesinin zamanı belki de çoktan gelmiştir.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//onlara-da-karne-versek-kac-tanesi-basarili-olur/212/</link>
<pubDate>Wed, 07 May 2025 20:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kıraathaneden Kültür Sanat Evine</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli okurlarım,</p>

<p>Edindiğim bilgiye göre, kültürümüzde geçmişten bugüne önemli bir yere sahip olan kahvehaneler, ilerleyen yıllarda kitaplar, gazeteler, dergiler okunmaya başlanınca kıraathane anlayışını ortaya çıkardı. Toplumsal ilişki içinde bulunan insanlar, fiziki, kültürel, sosyal, ekonomik, siyasi vs. özelliklerine göre toplumsal ayrışma yaşamaktalar. Ayrışmış ve sıralanmış olan gruplardan benzer olanların bir araya gelmesi ve bir sıradüzen (hiyerarşi) oluşturulması, toplumsal tabakalaşma olarak ifade edilir. Kıraathaneler bu ayrışımı engeller; sınıf farkını yok sayarak bilgi ve kültür alışverişini öne alan, önemli şahsiyetler yetiştiren mekanlardı.</p>

<p>Kıraathanelerin isim kökeni, “okumak” anlamına gelen “kıraat ”ten geliyor. Aynı zamanda “okuma salonu” ya da “okuma evi” olarak da anılan kıraathaneler, Osmanlı döneminde halkın bir araya gelerek, gündelik olaylardan haberdar olduğu, sosyalleştiği, sanattan bilime bilgi alışverişi yapmak için buluştuğu yerlerdi. Kıraathanede fenden sanata, ticaretten siyasete her türlü gelişme ve haber, kıraathanelerde ortak konulardan olurdu. Dönemin tanıkları bu yönden kıraathaneleri üniversiteye benzetir; kimi zaman edebiyat eserleri kitlesine ulaşırdı, kimi zaman memleket meseleleri konuşulurdu.</p>

<p>Bu mekanlarda gazetelerin okuryazar olmayanlara okunması sayesinde haberler, toplum tarafından yorumlanır, tartışılırdı. Aynı zamanda okuma kültürünün gelişmesinde kıraathanelerin çok büyük katkıları olurdu. Bu okuma salonlarında sadece gündelik sohbet edilmez, bilgi paylaşılır; şiir ve kitap okumaları yapılırdı. Karagöz, orta oyunu, hokkabaz ve milli oyunlar gibi geleneksel sahne sanatları da kıraathanelerde yer alırdı. Yazar, şair, gazeteci, edip, aşık, meddah... Eski dönemlerden beri edebiyatçıların, siyasetçilerin, sanat erbabının, akademisyenlerin, esnafların, ilim erbabının, din adamlarının, protokolün uğrak yeri olan kıraathaneler; edebiyat, sanat ve müzik alanlarında gelişme yaşanmasını da sağlardı. Burada, şairler şiirlerini yayınlamadan önce dostlarına okurdu; aydınlar gündemle ilgili konulardan konuşur ve fikir paylaşımı yapardı. Edebiyat ve sanat alanında en ünlü yazarlar, ressamlar, ses sanatçıları bu mekanlardan doğmuştur.</p>

<p>Sözün kısası, geçmişte kıraathanelerin büyük bir sosyal ihtiyacı karşıladığı gerçeği saklanamaz. Günümüz kafeleri bu ruhu yakalayamamış, sadece pasta hane, çay, kahve mekanları olarak genele değil bireylere hitap etmektedir. Kıraathanelerin verdiği samimi ruhu yeniden yakalayabilmek için günümüzde kültür sanat evleri oluşturulmuştur. Memleketimize, şehrimize hizmet eden değerli şahsiyetlerin bilgi ve tecrübelerinden faydalanabilecek sohbet salonları; kültürümüzü yaşatacak ve gelecek kuşaklara aktaracak kültürel etkinlik alanları; ilimiz sanatçılarını destekleyecek sanat etkinlikleri yapılıp şehrimizin tanıtılması ve bu alanda sanat üretecek atölyeler oluşturarak üretmeyi teşvik edecek; akademisyenlerimizin bilgilerinin icrası için salon, tarihçilerimizden ilimiz tarihi ve halk ozanlarımızdan söyleyişleri icra edebilecek kültür sanat evleri, kıraathaneler ruhunu yeniden canlandırır diye düşündüm.</p>

<p>Bu mekanlarda dini, milli ve ahlaki değerlerimizin korunarak sosyal ve kültürel kimliğimiz oluşacaktır. Sanatın her alanında yapılacak çalışmalar, üniversite öğrencilerimizin katılabilecekleri, çay ve kahvelerini içip dinlenip ilgi alanlarına yönlenip yeni fikirlerle katkı sağlayacak güvenilir ortam oluşturacaktır. Şehrimizde haftanın yedi günü hizmet verecek böyle bir ortama sahip olmak şehir olmaktır. Her yaş grubunun rahatça sosyalleşebileceği bu mekanlar, değerlerimize değer katmayı sağlayacak ve toplumsal ayrışmayı engelleyecektir.</p>

<p>Siz ne dersiniz?</p>

<p>Saygılarımla, hoşça kalın.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//kiraathaneden-kultur-sanat-evine/211/</link>
<pubDate>Mon, 20 Jan 2025 20:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Neyde nefesim</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ney içinde yürüyen nefesim</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Acım ızdırabım çıkan sesim</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bölünmüş yollarım perde perde</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Parmaklar şahit çaresiz derde</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sonsuz karanlıkta gidiyorum</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Duyun diye feryat ediyorum</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Beni taşıyan yalnız bir kamış</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ateşler dokunmuş karış karış</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ey kamış sandım beni dinlersin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Oysa sen de benimle inlersin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Koparıldın dalından budaktan</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Can buldun dokununca dudaktan</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Aşıkların yolu senin yolun</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Aşk ateşine sarılmış kolun</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Anlıyorum inlemen derinden</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Deldiler gövdeni yedi yerden</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Gök mavisiz güneşsiz yurdunda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Kimleri bıraktın ki ardında</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sırrın görünmez saklı içinde</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Çile derlersin farklı biçimde</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Neden ağlar doğarken bebekler</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Susmak için kavuşmayı bekler</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Üflenecek elbet sûra nefes</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bayramdır uzaklardan gelen ses</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sonbaharda sazlıktan biçildin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bil ki dokuz boğumdan seçildin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ey kamış sen Ney'sin bende nefes</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Birlikteysek çıkar bunca ses</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">İSHAK PEKGÖZ</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">02.12.2024</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//neyde-nefesim/210/</link>
<pubDate>Mon, 02 Dec 2024 22:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>FOTOĞRAFI OKUMAK</title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,

Toplumsal ilişki içinde bulunan insanlar fiziki, kültürel, sosyal, ekonomik ve siyasi özelliklerine göre toplumsal ayrışma yaşarlar. Bundan mı bilmiyorum... Sıkça rastladığımız, bir anlam yükleyemediğimiz fotoğraf karesinde bulunma sevdasının sebebini anlamış değilim. Sosyal medyada aynı kişileri, aynı karede her gün, hatta gün içinde birkaç kez görmek ya da görülmek anlamsız gelmiyor mu?
Oysaki fotoğraf, geçmişteki anları hatırlamanın sihirli bir yolu. Bir kareye sıkıştırılmış, zamanın durduğu bir anı temsil eder. Her baktığımızda, o anın duygularını hissedebiliriz. Fotoğraf sadece bir belge olmanın ötesinde, çıkılan duygusal bir yolculuk aracıdır. Günümüzde cep telefonları ve dijital kameraların yaygınlaşmasıyla birlikte, fotoğraf sadece profesyonellerin elinde değil, her bireyin günlük yaşamının bir parçası haline geldi. Sıkça dile getirdiğimiz yemekli toplantıların fotoğraf yarışı şükür azaldı. Şimdi de aynı yüzlerin aynı karede görünme yarışı arttı. Fotoğrafla verilmek istenen mesaj, o anın anlam ve önemi unutuldu. Aynı kişi ve kişilerin defalarca aynı karelerde yer almak istemesi, fotoğraf karelerini başta Instagram ve Facebook olmak üzere sosyal medyada paylaşma yarışı sağlıklı mı bilmiyorum? Bunu yapabilmek için bunca çaba neden? Ne yaşıyorsunuz? diye sormak gelmiyor mu?
Fotoğraf, görsel tarihimize kaydedilen bir anıdan çok daha fazlasını ifade etmeli; bakıldığı zaman fotoğraf okunmalı, neden? niçin? neyi? kim? kimler? diye sorular sordurmalıdır. Bu kare ne anlam içeriyor, konusu, verilmek istenen mesaj nedir, okunup çözülmelidir. Ne yazık ki, üzülerek ifade ediyorum; yapılan işin, işlenen konunun ehemmiyeti değil, orada paylaşılacak bir kare fotoğraf olması yeterli görünüyor.
Fotoğrafta Ne Var?
Fotoğraftaki görsele bakarak bir fotoğrafı okumaya başlayın. Fotoğrafta hangi insanlar, hangi yerler ve hangi konular ve ayrıntılar var? Yakalanmış herhangi bir etkinlik var mı? Varsa, ilgili kişiler veya etkinlikler kareye alınmış mı? Derler ya, “Sen, ben, bizim oğlan,” başka fotoğraftaki konuların yapılan faaliyetle arasında bir ilişki var mı? Fotoğraf, izleyiciyi düşündürmeye, hissettirmeye ve dünyaya bakışını değiştirmeye davet etmelidir. Bir kare fotoğraf deyip geçmeyin.
Sağlıcakla kalın.
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//fotografi-okumak/209/</link>
<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 23:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Arz Eyledim</title>
<description><![CDATA[<div style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Çaldım makam kapılarını,<br />
Üç İhlas, Felak, Nas ile.<br />
Arz eyledim ahvalimi,<br />
Bin bir zahmet, naz ile.</i></div>

<div style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>İcraatsız laf kalabalık,<br />
Aldatırlar yaldızlı söz ile.<br />
Kör gözler, sağır kulaklar,<br />
Gülümserler maskeli yüz ile.</i></div>

<div style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Dönerken koltuklarında,<br />
Sallayıp geçtiler başlarını,<br />
Dinlemediler derdimi,<br />
Ne çabuk unuttular kışlarını.</i></div>

<div style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Havale ettim Allah’a,<br />
Dertlenmeyeni dert ile.<br />
Ömür biter, makam geçici,<br />
Çarpsan toplasan dört ile…</i></div>

<div style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"> </div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//arz-eyledim/208/</link>
<pubDate>Wed, 02 Oct 2024 22:58:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÖNEMSİZ BULDULAR</title>
<description><![CDATA[<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Değerli okurlarım,</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Son iki yazımda altını çizerek eğitim ve öğretimin öneminden, yok sayılması imkânsı<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> kurallardan ve liyakatten bahsetmeye çalışmıştım. Ne yazık ki ilgililerin dikkatini çekmemiş ya da önemsiz bulmuşlar. Ama gelinen sonuç ortada…</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Amacımı<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>, birimizin göremediği çirkin ya da gü<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el, iyi ya da kötü olan bir şeyi başka birimizin görebilmesi. Bu konuda olabilecekleri ihtimal dahilinde hatırlatsın, çirkinlikler minimum seviyeye indirilsin, gü<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ellikler maksimum seviyeye yükseltilsin diye yazıyoruz.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Aynı derecede eğitim ve öğrenim hakkına sahip olan her bireyin, sosyoekonomik durumu yeterli olsun olmasın, fiziksel engeli bulunsun bulunmasın ister şehirde ister taşrada ikamet etsin, illaki eğitimde fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Her bireyin kaynaklara ulaşma imkanının aynı olması gerekir. Eğitim sürecinde, fırsatların dağılımında ve sonuçlarında herhangi bir adaletsizlik veya ayrımcılık yaşanmamalıdır. Bu bağlamda, eğitimde fırsat eşitliği çocuklar için adil bir dağılımla mümkün olacaktır.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Toplumların oluşumu, devletlerin teşekkülü hep adalet ilkesi ü<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>erine olmuştur. Aksi <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aten düşünülemez. Dinler adaleti ana ilke olarak ele almışlardır. “Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne gü<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” (Nisâ, 4/58).</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Fırsat eşitliğinin sağlanması eğitim sistemi için önemlidir. Çünkü sağlıklı ve nitelikli bir eğitim, ancak fırsat eşitliği çerçevesinde gerçekleşir.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Toplum kendi içerisinde <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>engin ve fakir olarak sınıf ayrışımına maruz kalırken, <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>enginlere hitap eden ö<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el okullar varken, yerleşim bölgesinin eğitim ve ekonomik koşullarına göre farklı fırsatlar sunan devlet okulları yoktur umarım. Tüm öğrencilerimize eşit imkanlar sunulmadığı sürece fırsat eşitliği sağlanamayacaktır. Eğitimde fırsat eşitliğinin son ayağı öğretmenlerdir. Eğitim ve öğretimin kutsal alanı sınıftır. Sınıfta öğretmen hakimdir, etkindir, örnektir. Yönlendirir, merak ettirir, model olur. Ayrımcılık asla yapamaz menfaat kaynağı olarak göremez. Şiddet eyleminde bulunamaz. Öğretmenin söylediği her sö<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> ve yaptığı her davranış çocuğun <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ihninde bir mesaja dönüşür.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"> Adalet ve liyakat her <span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aman güven inşa eder, toplumsal yaşamın olmazsa olmazıdır. Çocuklarımı<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ı emin ellere mi emanet ettik acaba endişesi yaşamamalıyı<span class="mark728tq4in7" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> diyorum.</div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//onemsiz-buldular/207/</link>
<pubDate>Mon, 30 Sep 2024 12:43:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>OKUL FORMASI... SADECE MASRAF MI? YOKSA GEREKLİLİK Mİ?</title>
<description><![CDATA[<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Değerli okurlarım,</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Okullar açılırken her yıl yaşanan hiçbir anlam yükleyemediğim okul forması konusunu dile getirmek istedim.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Kendi öğrencilik dönemlerimi hatırladığımda ben ve ailem için hiç de sıkıntılı bir süreç yoktu. İlkokul döneminde önce siyah ve sonrasında da mavi olan önlükler giydik. Ortaokulda ve lisede de füme rengi pantolona, kravata, lacivert cekete ve beyaz gömleğe terfi ettik. Ne biz ergenler olarak okul formasını gereksiz saydık ne de ailelerimiz lü<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>umsuz ve masraflı bir harcama kalemi gerekçesi ile okul idareleri ile <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ıtlaşıp çekişti.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Bu uygulamanın faydalarını gördük, arkadaşlar arasında eşitliği sağlardı. Statü, sınıf ayrımı, dalga geçme ve alay etme gibi problemlerin çıkmasını engellerdi. Şimdi ise serbest kıyafet adeta bir <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>enginlik yarışı göstergesi haline dönüştü.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Okul üniforması aidiyet hissi uyandırırdı. Okul ruhunun oluşması sağlanırdı. Okul üniforması sayesinde öğrencilerin ve ebeveynlerin hayatı daha pratik bir hale gelirdi. Bu üniformalar sayesinde ebeveynler yeni üniforma satın almak <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orunda kalmazlardı. Ayrıca çocuklar aynı okuldan mezun olmuş abi ve ablalarının kıyafetlerini giyebilir ve maddi açıdan tasarruf sağlarlardı.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Çoğunuz tek çocuk sahibi olsanı<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> da iki ve üç çocuğu olan velilerde var. Durum böyle olunca ister istemez gerek okul idaresi ve okul-aile birliği ile gerekse de evde çocuğunuz ile kıyafetler ve forma ü<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>erine tartışmalar, gerginlikler yaşamış olmanı<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> kuvvetle muhtemel.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Çocukların sınıf ortamında derse odaklanabilmesinin önemi herkes tarafından bilinir. Kıyafetlerin bu konuyla alakası oldukça fazla. Çocukların kendi kıyafetlerini arkadaşlarının kıyafetleriyle kıyaslaması ö<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>enti ve sorunların kaynağı oluyor. Ders başarısı, okul kurallarına uyum, ahlak ölçüleri değil de o gün giyilen yeni kıyafetler ve takılan aksesuarlar öne çıkıyor. Bazı okullar bu karmaşaya sessiz kalıyor çünkü öğrenci ve velileri müşteri olarak görüyor.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Okul kıyafetleri aynı olan öğrenciler dolaylı yoldan ne giyeceğini umursamayacağı için derslerine daha fazla odaklanmış olurlar. Öğrenci sabah acaba bugün hangi kombini yapmalıyım endişesi taşımadan okuluna gider. Kim ne giymiş, kaç liralık, hangi marka, hangi renk, ben ondan daha iyi giyinmeliyim… Endişesi ve stresi kıyafetten ve dış görünüşünden öteye gitmeyen öğrenciler geleceğinin ve sağlığının önemini fark edemiyor.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Ayrıca okul formaları sayesinde öğrenciler, okul dışından gelebilecek herhangi bir güvenlik problemi karşısında ayırt edilebilir hale geliyor.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Çoğu okulda -ister ö<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el ister devlet olsun.- görünürde üniforma <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orunluğu var ve kurallara uyuluyor. Ancak gö<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>lemler sonucu bu kuralın yalnı<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ca bir formaliteden ibaret olduğu anlaşılıyor. Sadece okul açılırken alma <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orunluluğu getirilen forma, çocukların ve gençlerin sürü psikolojisiyle hareket ederek giydiği serbest kıyafetler ile yerini öğrencinin üstünden gardırop askılarına bırakıyor. Günümü<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> ekonomik koşulları ortada... Veliler <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aten çocuğunun eğitimi için gerekli olan masrafı üstlenmeye hazır ancak alınan üniformalar giyilmeyip bir de ü<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>erine öğrencinin arkadaşlarından görerek istediği serbest kıyafetler eklenince bu masraf katlanarak artıyor.</div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">Bir uzun kollu bir kısa kollu olmak ü<span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ere iki tişört fiyatı yaklaşık 3000 TL. Pantolon, gömlek, süveter… Eşofman takımı ve ayakkabıyı hiç söylemiyorum. Sorarım size； forma uygulaması <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orunlu olmayacaksa, katı bile açılmadan bir kenara atılacaksa bu kadar masrafın ne anlamı var. Velilerimiz kime neden para kazandırıyor？ “Forma <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orunludur.”  Deyip uygulamayan okullara sorulduğunda “Veliler böyle istiyor.” ifadesi kullanılıyor.  Hangi veli avuçla para verdiği formaya “Gerek yok.” der ？ Yoksa kuralları uygulayamayan okul idareleri mi var ？ Söylemler eyleme geçmedikçe, kurallarda taviz verildikçe işin saygınlığı kalmaz. Orada güven ortamı oluşmaz. Küçük gibi görünen ihmaller, geleceğe ilk adımlarını atan gençlerimizin <span class="markfmkio6f8p" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aten yeterince stresli olan okul hayatını büyük ölçüde etkilemektedir.  </div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//okul-formasi-sadece-masraf-mi-yoksa-gereklilik-mi/206/</link>
<pubDate>Tue, 10 Sep 2024 20:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>OKULLAR AÇILMADAN</title>
<description><![CDATA[<div class="x_elementToProof" style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Değerli okurlarım,</i></div>

<div class="x_elementToProof" style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Okulların açılmasına az bir <span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aman kalırken liyakatli okul idarecileri ve rol model öğretmen olmanın önemini hatırlatmak istedim.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Çocuğun hayatındaki ilk öğretmen her ne kadar anne baba olsa da ebeveynin bir eğitimci gibi davranmasını beklemek çocuğun gelişim süreci için yeterli bir yaklaşım değildir. Öğrencinin dünyasında öğretmen oldukça etkili bir yere sahiptir. Pedagojik bilgisi olmayan ebeveynler çocuğunda bıraktığı hasarı fark etmeyebilir. Davranış bilimleri ile ilgili yapılan çalışmalar öğrencilerin öğretmenin tutum ve davranışlarından etkilendiğini göstermektedir. Bu sebeple, veliler çocuğun gelişimi için doğru yönlendirilmesinde öğretmenlerin büyük bir öneme sahip olduğunu bilirler.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Genel olarak, öğrencilerle ilk ilişkilerin kurulmasında öncelikle görünüş, giyim kuşam, ikinci olarak ses tonu ve üçüncü olarak da söylenen sö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ler yapılan espriler önem taşımaktadır. Bir iletişim süreci olan eğitimde, beden dilinin etkin kullanımı ayrı bir öneme sahiptir. Bu dil öğretmenler ve okul idaresi açısından vazgeçilmezdir.  </i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Unutmayın ki, çocukların karşısına çıkarken bıraktığını<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> ilk izlenimi oluşturmak için ikinci bir şansını<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> asla ve asla olmayacaktır. Başta öğretmenin ve okul idaresinin çalışkanlığı, ö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>enli ve dü<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>enli olması, görsel olarak güven verici izlenim bırakması öğrenci davranışlarını ve sınıfın öğrenme ortamını da etkilediği biliniyor. Saç baş dağınık paspal görünümlü kişi olumlu izlenim bıraka bilir mi güven duygusu sağlaya bilir mi elbet sağlayamaz hatta korkutur. Elbette öğrenciler, öğretmenin söylemlerinden etkileniyor “ne yaptığı ve nasıl yaptığını” modelliyor. Bu nedenle öğretmenlerin çocuklara rol model olmadaki etkisi büyüktür.  </i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Her işte olduğu gibi liyakat ve samimiyet eğitim camiasında dahada önem arz eder. Okul idaresi ve öğretmenler davranışlarıyla öğrencilere iyi birer model olmaları, öğrencilerin davranışlarını da etkileyerek gelecek hayatlarının şekillenmesinde de temel oluşturacağından, öğretmenlerin rol model olarak görüldüklerine dair farkındalıkları oldukça önem taşımaktadır.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Bir çocuk anne babaya verilen ö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el bir emanettir. Ebeveyn olmakta ö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el bir statüdür. Okullarımı<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> evimizden sonra güven duyduğumuz mekanlardır öyle de olmalıdır. Öğretmenlerimiz çocuklarımı<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ın öğretimlerini olduğu kadar eğitimlerini de emanet ettiğimiz peygamber mesleği diyebileceğimiz ö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>el statülü kurumsal kimliğe sahip bireylerdir. Öğrencilerimiz öğretmenlerimize emanet ettiğimiz gö<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> nurumuz, geleceğimizdir. Sizin bizim çocuklarımı<span class="markb90732sq0" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> değil bütün çocuklar kıymetlidir. Başarılar diliyorum.</i></div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//okullar-acilmadan/205/</link>
<pubDate>Wed, 28 Aug 2024 10:18:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DERT EDİNMEK</title>
<description><![CDATA[<div class="x_elementToProof" style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Değerli okurlarım,</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“El, elin eşeğini türkü çağırarak arar.” atasö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ü dikkatimi çekti. Meğer ne kadar yerinde bir sö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>müş, bir daha anladım.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“El elin eşeğini türkü çağırarak arar” atasö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ü, bir kişinin kendi sorunu dışında başkasının sorunlarına ciddi şekilde yaklaşmamak, hafife almak veya alay etmek anlamına gelir. Bu atasö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ü, birinin <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orluklarını veya kayıplarını dikkate almayıp, onları önemsememek veya gülünç bir şekilde karşılamak durumunu eleştirir. İnsanların karşılaştıkları sorunlara duyarsı<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span> kalmalarını veya dalga geçmelerini, empati eksikliği olarak yorumlar.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Atasö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>ü aynı <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>amanda, başkalarının yaşadığı <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>orluklara gerçekten yardım etmek yerine, sadece yü<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>eysel veya görüntüde bir yardım gösterisinde bulunmanın yetersizliğini de vurgular. Bu nedenle, insanların karşılaştıkları sorunlara samimi bir şekilde yaklaşıp, gerektiğinde yardım etmeleri gerektiğini ifade eder. Başkasının sıkıntısına çare olacağına inanılan makama, kişiye ya da kişilere sıkıntı arz edilir, sıkıntı sahibi durumun ciddiyeti anlaşıldı <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>annederek ümitle bekler. Ancak başkasının derdini kendisine dert etme gibi bir derde sahip olamayan kişi ya da kişiler, ne yazık ki kendi işlerine canla başla sarıldıkları gibi başkalarının mağduriyetlerini giderme çabası içine girmezler. Bunu yüreğinde acı duyarak sorumluluk yüklenmezler, aksine eğlence ve <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>evkinden geri kalmadan gerçekleştiriyor gibi görünen rol üstlenirler. Oysaki empati kurarak, gerekiyorsa bire bir muhatabını dinleyerek karşıya değer verdiğini hissettirip, kendileri güven ve değer kazanabilirler. Bilmelidirler ki hiçbir makam, unvan, mal mülk, sağlık kalıcı değildir. Ne oldum dememeli ne olacağım demeli.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın”, “Benden Sonra Tufan” ve “Önce Can, Sonra Canan” gibi atasö<span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>leri de birbirini destekler.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Bir gün Nasrettin Hoca bağında bahçesinde çalışırken, bir kalabalığın kendine doğru geldiğini görmüş. “Hayırdır, bir şey mi oldu?” diye sormuş. “Aman sorma,” demiş içlerinden birisi, “Ağanın eşeği kaybolmuş. Etrafa salındık, eşek arıyoruz. Sen de bağında, bahçende arar mısın?”</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Ee, ararım tabii,” demiş Hoca.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Tamam, biz de aşağı bağlara bakalım,” diyen köylüler dağılmışlar.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>Aradan biraz <span class="markwwkghzk2f" data-markjs="true" data-ogab="" data-ogac="" data-ogsb="" data-ogsc="" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">z</span>aman geçmiş, köylüler hocayı bağının içinde türkü çağırıp gezerken görmüşler.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Hocaaam, hocaaam,” diye bağırmış biri. “Ne yapıyorsun hocam?”</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Eee! Dediniz ya, eşek arıyorum, işte,” demiş Hoca.</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Aman hocam, türkü çağırıp geziyorsun. Allah aşkına eşek böyle mi aranır?”</i></div>

<div style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);"><i>“Eeeee!..” demiş Hoca, “El, elin eşeğini türkü çağırarak arar.”</i></div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//dert-edinmek/204/</link>
<pubDate>Tue, 23 Jul 2024 12:32:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sabah Aydınlığında</title>
<description><![CDATA[<div class="x_elementToProof" style="border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 12pt; line-height: inherit; font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif; margin: 1em 0px 0cm; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: rgb(0, 0, 0);">
<p><em>Yürüyordum gecenin, sonsuz derinliğinde</em></p>

<p><em>Karşılaştık seherin, dingin serinliğinde</em></p>

<p><em>Kimseler bakamadı, sen gibi gözlerime</em></p>

<p><em>Cümleler kifayetsiz, sen bakma sözlerime</em></p>

<p><em>Kayboldum varlığında, sabah aydınlığında</em></p>

<p> </p>

<p><em>Aynı kelimelerle yazılmış kaderimiz</em></p>

<p><em>Geride kaldı onca, derdimiz kederimiz</em></p>

<p><em>Sen bana gelmesen de ben sana geliyorum</em></p>

<p><em>Sonunda yanmak var, inan ki biliyorum</em></p>

<p><em>Kayboldum varlığında, sabah aydınlığında</em></p>

<p> </p>

<p><em>Nasıl girdin sevgili, gözlerimden içeri</em></p>

<p><em>Doldurdun kalbimdeki sana ayrılan yeri</em></p>

<p><em>Silindi yollarında, yazılarla çizgiler</em></p>

<p><em>Seni sesleniyor, tüm türküler ezgiler</em></p>

<p><em>Kayboldum varlığında, sabah aydınlığında</em></p>

<p> </p>

<p><em>Sessizce yükselirken, karanlıklar kaçıyor</em></p>

<p><em>Bülbüller heyecanlı, tek tek güller açıyor</em></p>

<p><em>Boyadın bulutları, turuncuya sarıya</em></p>

<p><em>Beyaz kattın indirdin, mavileri yarıya</em></p>

<p><em>Kayboldum varlığında, sabah aydınlığında</em></p>

<p> </p>

<p><em>Senle geçen zamanı, almak isterim geri</em></p>

<p><em>Unutma ne olursun, buluştuğumuz yeri</em></p>

<p><em>Şahit olur mu bilmem, serin esen rüzgârın</em></p>

<p><em>Gelecek misin çıksam, aynı vakitte yarın</em></p>

<p><em>Kayboldum varlığında, sabah aydınlığında</em></p>

<p>                                            İshak PEKGÖZ</p>

<p>                                   (telif hakkı bulunmaktadır)</p>
</div>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sabah-aydinliginda/203/</link>
<pubDate>Thu, 18 Jul 2024 20:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GÜVEN</title>
<description><![CDATA[<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><b><i>Değerli okurlarım,</i></b></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Güven, insan ilişkilerinin olmazsa olmazıdır. Ailemizden başlayarak, arkadaş çevremize, iş yerimize ve hatta devlet yönetimine kadar her alanda güven ararız. Güven, sosyal dokumuzun en kritik bağlarından biridir. Peki, bu kadar önemli olan güven nasıl inşa edilir ve nasıl sürdürülebilir?</i></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Güvenin temelinde, karşılıklı saygı ve dürüstlük yatar. Bir kişiye güvenmek, onun sözlerine ve eylemlerine inanmak demektir. Güven, zamanla ve tutarlı davranışlarla inşa edilir. Bir kez sarsıldığında ise, onu yeniden kazanmak oldukça zordur.</i></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Toplumsal güven, bireylerin birbirleriyle ve kurumlarla olan ilişkilerinde belirleyici bir faktördür. Güvenli bir toplumda insanlar, birbirlerine ve sisteme daha fazla güvenirler. Bu, iş birliğini ve toplumsal uyumu artırır. Güvenin olduğu yerde, insanlar risk alır, yenilikçi olur ve toplumun ilerlemesine katkıda bulunurlar.</i></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Ancak güven, kırılgan bir yapıya sahiptir. Yalan, dolandırıcılık, adaletsizlik gibi unsurlar güveni kolayca zedeler. Güvenin zedelenmesi, toplumsal çatışmalara ve huzursuzluğa yol açabilir. Bu nedenle, güveni korumak ve güçlendirmek, her bireyin ve kurumun sorumluluğundadır.</i></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte, sanal ortamda da güven meselesi ön plana çıkmaktadır. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerden, sosyal medya etkileşimlerine kadar her alanda güven arayışı devam etmektedir. Sanal güven, gerçek dünyadaki güven kadar önemli hale gelmiştir.</i></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"><i>Sonuç olarak, güven, toplumun sağlıklı işleyişinin anahtarıdır. Güvenin olduğu yerde, toplumlar gelişir, ekonomiler büyür ve insanlar huzur içinde yaşar. Güveni inşa etmek ve korumak, her birimizin üzerine düşen en önemli görevlerden biridir.</i></p>

<p aria-hidden="true" class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);"> </p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Güven</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Sessiz bir sözleşme, görünmez bir köprü,</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Kalpten kalbe uzanan.</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Bir şarkıdır yürekten söylenen,</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Her nota bir duygu, her ses bir dokunuş,</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">Melodisi huzur, sözleri sevgi olan …</p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 12pt; font-family: Aptos, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36);">                                          İshak Pekgöz</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//guven/202/</link>
<pubDate>Mon, 15 Apr 2024 11:37:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MUM MİSALİ </title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;"><em>Değerli okurlarım,</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Hepimiz mum ve mum ışığını yakinen biliriz. Mum kullanmayı hayatımızın olağan bir parçası olarak algılamışızdır ki fitiline bir kibrit çaktığımızda onun nasıl yandığını, yandıkça katı kısmının nereye gittiğini düşünmeyiz bile. Tarihi çok eskiye uzanan mum ışığının adeta büyülü bir gücü vardır. İnsanda romantik duygular uyandırdığı gibi, tüm dinlerde ruhani bir yeri vardır. Ayin ve adakların vazgeçilmez malzemesidir. Edebiyatımızda şairlerin şiirlerine konu olmuş sevdalar onunla anlatılmıştır. Mum, tarihin ilk icatlarından biridir. Mumun yapısında iki ana eleman vardır: Birincisi yakıt görevini gören bir çeşit balmumu, ikincisi de emici özelliği olan bir çeşit sicim, yani fitil. Fitilin emici özelliği çok önemlidir. Çünkü mumun yanma sırrı burada gizlidir işte fitil de mumun üst kısmında alevden dolayı eriyen bal mumunu emerek üst kısmına taşır ve bu bölgede yanmanın devamını sağlar, yani burada asıl yanan ve ışığı veren fitil değil bal mumunun kendisidir. Bizi doğrudan ilgilendiren karanlığı aydınlatan ışığı olmuştur, olmayanda devam etmektedir.</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em> Mum konusu ne alakadır dediğinizi duyar gibiyim. Bizim açımızdan mum ve ışığı budur. Lakin mumun açısından bakacak olursak durum hiç de bu kadar hafife alınacak, romantik bir hal olmadığını fark edeceğiz. Kendisini oluşturan kendi içerisinde en önemli bir parça olan fitiline sarılarak ayakta kalma mücadelesi verse de ne yazık ki yine kendi fitilinden yanarak erimeye mahkûm kalmaktadır. Yandıkça kendisini yakan yaktıkça kendi yok olan bir nesne. Yanışını dikkatli seyrederseniz göz yaşları gibi akan mumun yok olmamak yanmamak için fitiline sarıldığını hissedersiniz. En belirgin tepkisi alevinin titremesidir. Öyle bir derde düçar olmuş ki kendini oluşturan yine kendisini yok eden durumdadır.  Derler ya “mum dibine karanlıktır " gerçekten doğru bir söz. Etrafı aydınlatır mutlu eder ama dibine ışığı düşmez. Kendi açısından tükeniş sonu karanlıktır. Mum feryadını, yalvarışını, ızdırabını, dışarıya sessizce siyah is atarak anlatır. Aydınlatmak için yanması gerekir bunu kendisi de bilir. Sonunda diz çökmüş boynu bükük siyah uçlu fitili yerle bir olmuş bedenine bakmaktadır.</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>MUM MİSALİ</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Ben beni yakar gördüm</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Sarıldım içimdeki özüme</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Engel olamadım </em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Göz yaşı gibi eriyen akan yüzüme</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Yâ Rab</em>!<em> nasıl bir sınav ki bu</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Beni benle bitiren</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Doymaz aydınlığıma</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Mutlu olmak için ellerde götüren</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Ne sırlar yüklendi üzerime</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Nelere şahit oldum bu halde</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Dualarım duvarlara boyandı</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Bunca çabam nafile</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Sessiz feryadımı siyah is ettim </em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Yâ Rab</em>!<em> kimseye verme böyle bir acı</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Karalar bağladım, ben bittim, pes ettim</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>İster isimle yazın ismimi ister duvarlara çizin resmimi.</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>                                                        İshak Pekgöz</em></span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//mum-misali/201/</link>
<pubDate>Tue, 09 Apr 2024 18:30:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞEHİR DEYİNCE </title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Değerli okurlarım,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Özlemini çektiğimiz mekanların başında, uzun bir geçmişe sahip kıraathaneler ve sanat evleri gelmektedir. Belirli bir sürekliliğe sahip olan kıraathaneler, toplumun geleneksel kurumlarından birisi olmuştur. Kıraathaneler kendi özelliklerine sahip içinde bilimi, sanatı, eğitimi yetiştiren kültürel bir değerler toplamıdır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Bu mekanlar tarih boyunca sanatçının yaşam biçimi haline gelmiş ve toplumsal gerçekliğin öznesi olarak sanatçı için önemli bir rol oynamıştır. Topluma yön veren kıymetli sanatçılarımız bu mekanlarda iz bırakmışlardır. Sanatçılar; resimlerinde, şiirlerinde, müziklerinde ve hatta performans sanatlarında bu ortamlardan esinlenerek eserler üretmişlerdir. Ressamlar ve fotoğrafçılar için ilgi çekici yerler haline gelmiştir. Kafe ve kıraathaneler, sanat ve sanatçılar için önemli bir sosyal ve kültürel altyapı sağlamaktadır. Sanatı, sanatçıyı, sanat sevenleri bir araya getiren; sanatı yaygınlaştırarak, koruyarak ve destekleyerek toplumun kültürel zenginliğini artıran nadide mekanlardır. Sanatçılar arasındaki alışverişi ve iş birliklerini teşvik ederek yeni eserlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunmuştur. Bununla birlikte, teknoloji ve yaşam biçimleri değiştikçe kıraathanelerin ve kafelerin rolü de zaman içinde değişmiştir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Bu kültürel mekanlar sanatın desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu mekanlarda zaman geçirmek, yeni fikirlerin doğmasına ve sanatsal ilhamın artmasına yardımcı olmaktadır. Sanatçılar çeşitli insanlarla etkileşime girmek, farklı kültürlerden gelen insanları gözlemlemek ve onların hikayelerini dinlemek, sanatçılar için yeni perspektifler ve ilham kaynakları sunmaktadır. Bu mekanlar yerel sanatçıların eserlerini sergileyebileceği veya küçük performanslar düzenleyebileceği mekanlar olarak yapılmalıdır. Sanatçılar bu mekanlarda eserlerini geniş bir kitleye tanıtma ve geri bildirim alma fırsatı yakalamalıdır. Sanatçılar, diğer sanatçılarla veya sanata ilgi duyan insanlarla birlikte üniversitemiz başta olmak üzere tüm kurumlarla bilgi alışverişi içerisinde olmalılar. Akademisyenlerimizin engin bilgilerinden, kültür elçilerimizin hoş sohbetlerinden yararlanılmalıdır. Öğrencilerimizin bilgiye ve kaynağına kolayca ulaşması eser sahibiyle birebir sohbet etmesi yeni ufuklar açacaktır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Bu mekanlar, edebiyat ve bilgiye erişimi arttırarak okuma alışkanlığının yaygınlaşmasına katkıda bulunacaktır. Birçok sanatçının yetişmesine vesile olacaktır. Burada yapılan sohbetler, fikir alışverişleri ve tartışmalar kültürel zenginlik kazandıracaktır. Bu sayede bireylerde sanat ve estetik haz olgusu ortaya çıkmaktadır. Bu mekanlar sakin ve huzurlu bir atmosfer sunarak yoğun bir çalışma temposuna ara verip zihinsel olarak dinlenme ortamı sağlayacaktır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Şehir kültürünü en çok etkileyen faktörlerin başında o kentin fiziksel, sosyo-ekonomik, kültürel ve tarihsel özellikleri gelmektedir. Medeniyetin yansımalarına daha çok şehirlerde rastlanır. Sanat ve edebiyat ürünlerinin üretildiği mekânlar öncelikle şehirlerdir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">“Nâgehân ol şâra vardım</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Ol şârı yapılır gördüm</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Ben dahi bile yapıldım</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Taş u toprak arasında”</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Hacı Bayram-ı Veli, bu dörtlüğünün yer aldığı şiirinde inşa edilmekte olan bir şehre ansızın vardığında, bir yandan şehir yapılırken kendi varlığının da yeniden yapılanıp varlık kazandığını söyler. Şehrin mimarisinde mabetler, hanlar, kervansaraylar, iskân yerleri, pazar alanları, caddeler, sokaklar ve benzeri daha nice yapılar yer alırken sanat ve edebiyat ürünleri, bu ürünleri oluşturan değerler ve oluştuğu mekanlar yok sayılamaz.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sehir-deyince/199/</link>
<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 23:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ŞİİR VE ŞAİR</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Şiir; şairin duygularında, zihninde, kendi öznel dünyasında imgeler vasıtasıyla oluşturduğu gerçekliği yaşamın içine kendine özgü dili ve söyleyiş özelliğine sahip kelimeler aracılıyla iletilen bir söz sanatıdır. Bu sanata şiir iletene şair denir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Şiir insanda coşku uyandırır ve duygularına hitap eder. Şiir için en önemli parçalar imge, çağrışım ve sezgidir. Şiirde etkili söyleme ve ahenk önemlidir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Hangimiz hayatımızda hüzünler, ayrılıklar, özlemler, yalnızlıklar yaşamadık ki? Muhakkak hayatın bizi yorduğu, bunalttığı zamanlar olmuştur.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Nasıl ki sıcağın bizi yaktığında serinlik, soğuktan üşüdüğümüzde sıcak bir ortam ararız ya; hayat inat edercesine çaresiz bıraktığı anlarda tutunacak bir şey ararız: İşte o şey şiirdir.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Hayatımızda yer eden alışkanlıklarımızdan dolayı, yanından geçip de göremediğimiz; varlığını fark edemediğimiz ayrıntılara, küçük detaylara şair dikkatimizi çeker. Çünkü şiir yaşadığımız dünyanın güzelliklerine yeni güzellikler katmakta, yaşamı bizim için daha renkli, daha güzel ve daha anlamlı kılmaktadır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium; text-align: justify;">Bazen bir hayvanın rengini, sesini, yaşadığı acısını; bazen bir çiçeğin rengini kokusunu, birbirinden farklı dokusunu; bazen çocukluğumuzda altında oynadığımız, yer yer saklanıp ağladığımız bir ağacın kesilmesini, mahallemizdeki binaların, sokakların, yürüdüğümüz yolların, ahşap harap penceresinden bakan amcanın sesini… vs. kısaca içinde bıraktığımız hatıraların, anıların, dostların ve dostlukların, aşkların kaybolduğunu bize şiir haber verir. Bazen hayatın bu telaşı, bir yabancı gibi olduğumuz şehirde, kalabalıklar içinde yalnızlaşarak varlığımızı yitirdiğimizi haber verir... Yalnızlık demişken Günümüzün Yalnızlığı isimli şiirim paylaşmak isterim.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"><strong>GÜNÜMÜZÜN YALNIZLIĞI</strong></p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Yüksek katlarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Tüm şehir apartmanlarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bedenler görülmez sokaklarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sel olmuş akan, baştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sen kimsin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Binler içinde birsin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Girdap içinde dönüyorum dersin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Endişeden, korkudan örülü duvarlar</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ruhu alınmış, taştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bir damlasın düşen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">İnsan olmak için pişen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Hiçliğini bilmek mi endişen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Merhaba, günaydın, selam, yoktur başka kelam</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Dört mevsimin dördü de kıştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet…</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Hayatımızda her şey sıradanlaşırken, bırakın küçük detayların kaybolmasını, çok büyük felaketleri bile görmez oluruz. Bombalar altında ölen onca insanlar, inleyen yaralılar, sadece birer sayıdan ibaret gelir. Şiir bunların birer sayı olmadığını haber verir. Kısaca şiir, okuyucusunu silkeleyip uyandırır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Şairin sezgisi ve dilin gücü şiirin kendisidir. Şairi var eden, dokunulmaz kılan, etkileşim alanını sınırsızlaştıran dilidir. Şair bir söz söyler ama çok söz anlaşılır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Şair bir şeyi anlatmaz. Şair duyurur, hissettirir. Şair insana dokunur. İnsanla temas kurmanın yolunu arar. Okuyucu karşısında öyle bir iç dünya yaratır ki; okuyucu o dünyaya girmekle kalmaz, o dünyayı yaşar ve kendisinden de birçok detay bulur. Yahya Kemal Beyatlı’nın “Şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır.” Sözü işin özü. Hoş çakalın.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//siir-ve-sair/198/</link>
<pubDate>Thu, 16 Nov 2023 21:17:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>TİMUR SARRAFOĞLU İLKOKULUNDA ŞİİR İKLİMİ</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Değerli Okurlarım,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bugün beni çok mutlu etmiş olan yaşadığım bir güzelliği sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle okula beni davet edip kültür ve sanat adına şiir sohbeti yapmak için öğrencilerle buluşturan başta çok değerli okul müdürü Sayın Atila Şenol Bey ve müdür yardımcısı Sayın Ayşe Atak hanımefendi olmak üzere, birbirinden kıymetli Sayın Mustafa Baymış, Sahire Dinç ve Hayriye Kutlu öğretmenlerime büyük bir içtenlikle teşekkür ediyorum. Bu güzelliği yaşamama sebep olan çok değerli öğrencilerimize de şükranlarımı sunarım.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bir şair için dinleyicileriyle buluşmak şüphesiz çok önem arz eder ama pırıl pırıl öğrencilerin böylesine heyecanlı ve şiire meraklı olduklarını görmek mutluluğumun yanında beni gerçekten çok onore etti.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Şüphesiz her sanat dalında olduğu gibi şiirde kültürel ve entelektüel bir faaliyettir. Muhakkak ki okullarımızda bu faaliyetlerin yapıldığı en önemli yerlerdir. Öğrencilerle yaptığım şiir sohbetinde şiirin yeşermesi için gerekli iklimini öğrencilerin sorularında, heyecanlarında ve gözlerindeki neşede gördüm. Bu güzel iklimi oluşturan öğretmenlerimizin olması bende de şiir adına yeni ümitler yeşertti. Bu buluşma sonunda ilham kaynağı oldukları şiirimi kendilerine hediye ediyorum. Hoşça kalın, şiirle kalın.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">(…)</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sonbaharda gördüm kelebekleri,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Uçuşan turuncu mavi renkleri,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Belli ki dokunmuş şefkatli eller,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sevgiyle beslenmiş küçük gönüller,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Çiçekler sundular sınıf dolusu,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Her bir çocuk birer şiir doğrusu.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">08.11.2023</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//timur-sarrafoglu-ilkokulunda-siir-iklimi/197/</link>
<pubDate>Fri, 10 Nov 2023 18:28:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SONBAHARDAN İZLER</title>
<description><![CDATA[<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">Değerli okurlarım,</p>

<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify;" times="">Tabiat, yılın bu ayları yeşilin tonlarıyla bezenmiş sıcak ve hareketli bir görselden; kızıl, kahve, sarı renklere ve canlılığını kaybetmiş suskun, üzgün bir hale dönüşür. Bu bana iki gerçeği hatırlatır: ayrılık ve ölüm. Bugün sizlere unutamadığım bir ayrılıktan bahsetmek istiyorum.</p>

<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify;" times="">Henüz on yaşındaydım. Babamın gurbetten memlekete izinli gelişi evimizde bahar havası estirirdi. İçimdeki heyecan uçan kuşa benziyordu. Tamir edilen avlu duvarları, süslenen odalar, boyanan kapı ve pencereler, mutfaktan gelen koku ve sesler… Babamın gelmesiyle her tarafı saran mutluluk ve neşe içinde herkes bir yere koşturuyordu. Eş dost ve akrabaların ziyaretleri, baharı yaza dönüştürüyordu.</p>

<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify;" times="">Nitekim sayılı gün biterken, ortam durgun ve suskun bir hale dönüşüyordu. Yarın o gündü: baharın yaza, yazın ise yerini sonbahara bıraktığı gün. O günün gecesi asla uyku tutmazdı, başımı yorganımın altına gizleyerek yarını yaşardım. Hıçkırarak, iç çekerek ağlardım. Sabah olmuştu ve gün aydındı ama bizim evde her şey sönük… Hareket saati belli, zaman son hızla koşuyor inat edercesine; boyunlar bükük, saate bakıyor gözler, akrebine yelkovanına sövercesine… Hazırlandı valizler kahve ve sarı renklerde, uğurlamak için gelenler suskun, kuşlar ötmüyordu direklerde. Büyük sessizliği bozan o ses: “Yolcu yolun da gerek…" Omuzlarımız düşük, başımız eğik, hazanda dalından dökülen yapraklar misali gözler yerde. Umudumuzdu gelecek yıl yeniden kavuşmak. Bir ayrılık daha başlamıştı arabanın geride bıraktığı toz bulutunda saklanarak. Duyduğum tek ses rüzgarla birlikte kayıp giden yaprakların sesiydi, yüzümde hissettiğim babamın nefesiydi.</p>

<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); text-align: justify;" times="">Bunun için sonbahara hüznün ve ayrılığın mevsimi demişler. Ben de öyle diyorum. Sonbahar rüzgârının yerlerde sürüklediği dalından kopmuş sararan bir yaprak gördüğümüzde, hangimize ölümü ve ayrılığı hatırlatmaz ki? Her mevsimin tadını alın.</p>

<p font-size:="" new="" style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: " times="">Hoşça kalın.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sonbahardan-izler/196/</link>
<pubDate>Tue, 31 Oct 2023 20:36:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Resim Sanatı-1</title>
<description><![CDATA[<p><em>Değerli okurlarım,</em></p>

<p><em>Birçoğunuzun bildiği üzere şiirle birlikte resim sanatıyla da meşgulüm. Birçok kez sanat galerilerinde bireysel ve karma resim sergileri açma imkânı buldum. Siz değerli okurlarıma, resim nedir ve resim ne anlatır sorularını kendimce cevaplama gereği hissettim.</em></p>

<p><em> Resim: herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, hemen her tür malzemenin kullanılabildiği bir anlatım tekniğidir. Resim yapma sanatıyla meşgul kişiler “ressam” olarak adlandırılırlar. Bende alaylı bir ressamım.</em></p>

<p><em><a href="/images/395568671_987082965698159_6592152383758432128_n.jpg"><img alt="" src="/images/395568671_987082965698159_6592152383758432128_n.jpg" style="width: 800px; height: 243px;" /></a></em></p>

<p><em>Resim sanatı kişinin hem duygularını hem düşüncelerini hem de hayallerini farklı renk tonları ile estetik noktaları da dikkate alarak çeşitli zeminlere kalem ve boya çeşitleri ile aktarmasıdır. Resim sanatı tarih öncesi çağlardan bu yana insanların kendini ifade etme biçimidir.</em></p>

<p><em>İmgelerle kurduğumuz ilişki ilk çağlardaki mağara resimlerine kadar dayanmaktadır. Resimler özellikle insanların okuma-yazma bilmediği dönemde iletişim için kurdukları başlıca yol olmuştur. İncil’in herkes tarafından okunamadığı dönemde İncil’in emirleri kilise duvarlarına yapılan resimlerle anlatılmıştır. Uygarlık tarihi boyunca resimle iletişim kurmak, duyguları ifade etmek, algı operasyonları yapmak insanlara daha kolay gelmiştir. Resim sanatının gelişmesi de bu durumla ilgilidir. Görsel iletişim insan için yaşamsal öneme sahiptir. Çağdaş yaşamda karmaşık bilgiler hızlı algılanabilir görüntülere ve işaretlere dönüşmüştür. Günümüzde rastlamamamızın imkânsız olduğu reklam, trafik levhaları ve işaretler bize sürekli komutlar verir ve davranışlarımıza yön verir. Çevremizdeki sayısız imgeler gibi resim sanatının da insanın bilinçaltı üzerinde göz ardı edilemeyecek bir etkisi vardır. Resim sanatı insanın iç dünyasındaki gizli duyguları harekete geçirebilir, fark etmesini sağlayabilir. İnsan psikolojisi üzerinde terapi görevi görebilir. Bu özelliği ile resim psikolojik danışmanlıkta çok kullanılan bir yöntem olmuştur.</em></p>

<p><em>Sonuç olarak, hayatımıza daha bilinçli uyarlandığında bize pek çok olumlu fayda sağlayacaktır. Bu konuda farkındalığımızı arttırmalı ve resim ile daha yakın ilişkiler kurmalıyız. Resim bize göremediğimiz, fark edemediğimiz gerçekleri fark etmeye sürükler ve haber verir. Sanattan uzak toplumlar da sosyal sorunlar büyüyerek artmaya devam edecektir…</em></p>

<p><em>Pablo Picasso’nun “Sanatın amacı, ruhumuzu, gündelik hayatın tozlarından temizlemektir.” Sözü çok şey anlatır. </em></p>

<p><em>Sanat dolu günler diliyorum. </em></p>

<p><em>Hoşça kalın.</em></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//resim-sanati-1/194/</link>
<pubDate>Thu, 26 Oct 2023 20:07:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aksaray'da Taşlar Yerine Oturuyor</title>
<description><![CDATA[<p>Aksaray'da güzel şeyler oluyor,</p>

<p>Bunlardan bazılarından haberimiz oluyor. Bazılarını ise icracıları basınla ve kamuoyu ile paylaşmıyorlar, </p>

<p>Aksaray Cumhur ittifakı Ankara'da olduğu gibi Aksaray'da da büyük bir uyum içerisinde çalışmalarını yapıyorlar. Ak Parti Milletvekilleri MHP Milletvekili Ramazan Kaşlı'yı takdir ederlerken, Ramazan Kaşlı tarafından da Ak Parti Milletvekilleri takdir ediliyor. </p>

<p>Son zamanlarda Aksaray'ın yönetiminde yapılan değişiklikler de takdire şayan</p>

<p>Sayın Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu, olağanüstü samimi, işine odaklanmış, iyi işler yapma çabasında yapmacık tavırları olmayan bir idareci.Umuyorum ki çok güzel işler başaracak.</p>

<p>Aksaray İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevini vekaleten yürüten Vali Yardımcısı Sayın Hakan Kılınçkaya'da geçmişi başarılarla dolu, geleceğinde de başarılı işler yapacak bir mülki idare amiri. </p>

<p>Göreve başlamasından bu yana çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen Aksaray'ın önemli meselelerini yerinde görmüş ve çözümü noktasında gerekli çalışmaları başlatmış. </p>

<p>Yıllardır kimsenin kapağını kaldırmadığı Zığa Kaplıcalarında yarım kalmış olan Termal otel inşaatını yerinde incelemiş ve meselenin çözümü konusunda çalışmalara hemen başlamış, takdir, tebrik ve teşekkür ediyorum. </p>

<p>Sayın Vali'den ve Sayın Genel Sekreter'den benim bir talepim daha var. </p>

<p>İhtiyaç yokken hangi mantıkla yapıldığını da bir türlü anlayamadığım ve hemen hemen hergün önünden geçtiğim "İl Özel İdaresi Yurt Binası" nın da bir an evvel kurtarılması, kurtarılması diyorum çünkü bina dıştan viraneye dönmeye başlamış, görenlerin yalancısıyım iç tefrişatının yatak, çalışma masası gibi mobilyaların ise çoktan çöp olduğu ifade ediliyor. </p>

<p>Çözümü noktasında en kısa sürede çalışmaya başlanılacağına inancım tam.</p>

<p>Bu ekip siyasetçisi ve idarecisi ile milletin parasının heba olmasına göz yummaz. </p>

<p>Güzel işlerin devamı ve milletin kalbine imzanızı atmanızı temenni ediyorum.</p>

<p>Hoşçakalın </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//aksaray-da-taslar-yerine-oturuyor/193/</link>
<pubDate>Sun, 22 Oct 2023 21:44:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Plastikleşen İnsan</title>
<description><![CDATA[<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Değerli okurlarım,</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Yaşadığımız şu zamanda insanın insanla ve toplumla tamamen samimiyetsiz ilişkileri yüzünden git gide daha da yalnızlaştığı bir gerçektir. Vekilimiz Cengiz Aydoğdu Beyefendinin siyasi yönü yanında ilmi çalışmaları ve eserleri de dikkat çekmektedir. “Yalnızlık Muhatab İster” adlı kitabında bahsettiği gibi “Ne var ki belirli bir ceht ve gayret sonucu şahsiyetini inşa etmiş insanların, gündelik gidişatın plastikleştirdiği insanlarla iletişim kurması çok zor, belki de imkansızdır.”i sözleri plastik insanlar tanımını ondan ödünç alarak en güzel izahı yapmış oluruz.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">İçinde yaşadığımız toplumda ne yazık ki ikili ilişkiler bozuldu, sahteleşti ve insanların birbirine güvenleri kalmadı. Hatta kalabalıklar birçok korkuyu beraberinde getirdi. Oysa kalabalıklar içinde yalnız olmak, kalabalıklar arttıkça yalnızlaşmak şehir hayatında kaçınılmaz bir gerçektir. Bu yalnızlık bazılarını olumlu bir şekilde etkileyebilir… Belki de bir sanat eserinin doğuşuna vesile olabilir. Bireyin yalnızlıkla kendi varlığını, varoluşunu sorgulayarak kendisini tanımasına vesile olabilir. Ancak olumsuz etkilediğinde kendisine, çevresine ve topluma zarar verme potansiyeli doğacaktır. Toplumsal değerlerimizi hiçe saydığında plastik insan olma sonucu kaçınılmazdır.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Yalnızlığın beni sardığı bir anda yazdığım bir şiirimi siz değerli okurlarımın beğenisine sunmak istiyorum.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">YALNIZLIK</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Yüksek katlarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Tüm şehir apartmanlarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bedenler görülmez sokaklarda</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sel olmuş akan, baştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Sen kimsin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Binler içinde birsin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Girdap içinde dönüyorum dersin</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Endişeden, korkudan örülü duvarlar</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Ruhu alınmış, taştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;"> </p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bir damlasın düşen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">İnsan olmak için pişen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Hiçliğini bilmek mi endişen</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Merhaba, günaydın, selam, yoktur başka kelam</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Dört mevsimin dördü de kıştan ibaret</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Bu ne yalnızlık bu ne rağbet</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">21.10.2023</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">Öncelikle insan olabilmek, insan kalabilmek ve insan olarak ölebilmek için ilişkilerimizin gerçek, samimi ve güzel olması dileklerimle. Allaha emanet olun.</p>

<p style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: &quot;Times New Roman&quot;; font-size: medium;">i Yalnızlık Mubatab İster, Cengiz Aydoğdu, s.23</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//plastiklesen-insan/192/</link>
<pubDate>Sun, 22 Oct 2023 21:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Teşekkürler Evren Başkan</title>
<description><![CDATA[<p>Değerli Okurlarım,</p>

<p>Aksaray Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği ve her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi buluşturan Aksaray Kitap Günlerinde yazar olarak ben de vardım. Söyleşime başlamadan önce fuar alanına girdiğimde oradaki atmosfer bana baharın gelişiyle yeniden canlanan, rengarenk bezenmiş ve misler gibi kokan bir çiçek bahçesini hatırlattı. Duyduğum uğultu ise stanttan standa koşan çocukların heyecan dolu sesleri… Bu sesler çiçekten çiçeğe uçan kelebekleri, arıları, kuşları hatırlattı. Oldukça güzel bir tabloydu.</p>

<p> </p>

<p>Susamış gönüllere su gibi gelen bu hizmete imza atan başta Başkanımız Dr. Evren Dinçer Bey olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu vesileyle Yunus Emre’yi yad edelim.</p>

<p> </p>

<p>YUNUS’UN YOLUNDA</p>

<p>Toprağımda izin gördüm,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p>Nurla kaplı yüzün gördüm,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>Sen gönlünü açar oldun,</p>

<p>İnci mercan saçar oldun,</p>

<p>Sırdan sırra uçar oldun,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>Hacı Bektaş yolun açtı,</p>

<p>Taptuk Emre kolun açtı,</p>

<p>Ay kalbinde dolun açtı,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>Şairlerin pîrisin sen,</p>

<p>Hak yolunun erisin sen,</p>

<p>Erenlerin birisin sen,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>Halkın varı yoku sensin,</p>

<p>Heybemdeki doku sensin,</p>

<p>Alıçtaki koku sensin,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>Gönüllerde bir Yunus var,</p>

<p>Derya değil okyanus var,</p>

<p>Bilinecek bir husus var,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>İbrik suya koşar gördüm,</p>

<p>Asa elde yaşar gördüm,</p>

<p>İlim irfan taşar gördüm,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p> </p>

<p>İshak der ki pîrim Yunus,</p>

<p>Gidilecek yerim Yunus,</p>

<p>Allah birdir derim Yunus,</p>

<p>Yolumuzdur senin yolun.</p>

<p>Devam eden kitap günlerini bir fırsat bilelim. Kitaplarla tanışarak göremediğimizi bize haber veren kelimelerin sırrına erelim. Sağlıcakla kalın.</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//tesekkurler-evren-baskan/190/</link>
<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 21:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HAZANDA HÜZÜN</title>
<description><![CDATA[<p><span style="font-size:16px;">Sizler de bilirsiniz bir hüzün kaplar ya insanın içini, geceden artarak gelen bir hüzün, belki sonbahardandır, belki de yitirdiğimiz hayallerimiz, tükenen ümitlerimiz, ömür diye akan zamandandır belki, belki sıcak bir çayın üşüyen buharındandır…</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Sevgili okurlarım, bugün sizlerle bir şiirimi paylaşmak istedim, yalnızlığın ve çaresizliğin beni sardığı bir anda yazdığım…</span></p>

<p><strong><span style="font-size:16px;"><em>YÜRÜYORUM</em></span></strong></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Yürüyorum yalın ayak</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Yıldızlara tutunarak</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Gök ağlıyor yer ıslak</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Dökülüyor üzerime hazan yaprakları</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Örtüyor bastığım toprakları</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Karanlıkta kayboldu izlerim</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Gün doğumunda gözlerim</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Açılsın gökyüzü perde perde</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Kaybolan ümidim nerde</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Bak Ne ses var ne duman </em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Alıp götürmekte zaman</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Dur gitme de geri döneyim</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Fırsat ver bir daha deneyim</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Topladım solmuş gülleri</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Seni anlatıyor dilleri</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>İsterim bir yetim duasında ansın </em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>İçimi aydınlatan bir ışık yansın</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Baharın ruhundan üfleyin kışıma</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;"><em>Bakmayın kışa benzeyen yaşıma.</em></span></p>

<p><span style="font-size:16px;">                                             11.10.2023</span></p>

<p> </p>

<p><span style="font-size:16px;">Yalnızlıklarla karşılaşırız hayatımızın bir yerinde, hüzünlü geçse de günlerimiz, bize çorba sunup elimize bir çatal verse de hayat yine de ümidimizi kaybetmemeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:16px;">Kalan ömrünüzün, geçenden güzel olması dileğimle.</span></p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//hazanda-huzun/188/</link>
<pubDate>Thu, 12 Oct 2023 10:58:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>HA BUGÜN, HA YARIN </title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,

 

Osmanlı Devleti’nin kudretli padişahı Kanunî Sultan Süleyman, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde, bir gün dolaşırken meyve ağaçlarından birkaç tanesinde çürüme fark eder. Dikkatli inceleyince ağaçların karıncaların istilasına uğradığını görür. Aklına ağaçları ilaçlayıp karıncalardan kurtarmak gelir. Ancak karınca da can taşıyordu. Bunun vebali olacağını düşünerek hocası Ebussuud Efendi’ye danışmak ister. Hocasını odasında bulamayınca edebi üslupla bir soru yazıp odasına bırakır.

Sanatkâr ruhlu bir hükümdar olan Sultan Süleyman, mahir bir kuyumcu olmasının yanı sıra Muhibbi mahlasıyla şiirler de yazardı. Onun ince bir üslupla yazdığı sualini Ebussuud Efendi odasına döndüğünde görür ve tebessümle okur. Sonra Kanuni’nin yazmış olduğu satırların altına sualin cevabını yine şairane bir üslupla yazar. Kanunî hocasına şöyle sormuştu:

Meyve ağaçlarını sarınca karınca / Günah var mı karıncayı kırınca?

Hocası Ebussuud Efendi ise şöyle cevap veriyordu:

Yarın Hakk’ın divanına varınca / Süleyman’dan hakkın alır karınca. Diye cevap verir. Bizlerde hak konusundaki adaletin varlığına inanırız.

Kur'an'da Cenab-ı Hak buyurur “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır…” (Nisâ, 4/135)

Muhakkak ki duymuşunuzdur bu hikâyeyi, Bir gün, Süleyman Peygamber, bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da “Bir buğday tanesi yerim.” şeklinde cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen Hz. Süleyman karıncayı, bir buğday tanesi ile bir şişeye koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapatır, sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca, şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tanesinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Hz. Süleyman karıncaya buğday tanesini tamamen neden yemediğini sorar. Karınca da: “Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c.) verirdi. Ben de O’na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim; çünkü O, beni asla unutmaz ve ihmal etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca, doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek güvenemedim. Belki, beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin yarısını yiyerek diğer yarısını ertesi yıla bıraktım.” şeklinde cevap verir. Kıssadan hisse alalım, sağlıcakla kalalım. “Mevla görelim neyler, neylerse güzel eyler.”

 ]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//ha-bugun-ha-yarin/187/</link>
<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 13:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KUR'AN'DA RENKLER </title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,

Bu yazımda siyaseti, ekonomiyi, yerel seçimleri ve yapılan, yapılamayan hizmetleri kaleme almadan Allah’ın Tekvin sıfatının eserinden bahsetmek, renkler ve resim sanatıyla ilgilenen biri olarak bu kıymetli bilgiyi sizlerle paylaşmak isterdim.

Renkler, evrenin ve üzerinde yaşadığımız yer kürenin en ayrılmaz elemanlarından birisidir. Hayatımıza anlam katan, iç ve dış dünyamızı canlandıran renkler olmasaydı, insanların bugün yaşamakta oldukları kültür ve medeniyet ortamını yakalamaları zor olurdu. Renkler hem insanların çevreyi tanımaları hem de diğer canlıların yaşamlarını sürdürmeleri için önemli unsurlardan biridir.

Eşya ve nesneleri tanıma, tanıtma ve bildirmede kullandığımız renkler, varlık dünyamızın en belirleyici unsurlardandır. Allah, doğadaki her şeyi yerli yerinde, bir düzen ve ahenk içinde yaratmış, bunları insanın hizmetine ve istifadesine sunmuştur.

Kur’an’ı Kerim’e baktığımızda yer yer renklerin ve renk ifadelerinin geçtiğini görürüz. Renkler, bazen Allah’ın sonsuz kudretine, engin rahmetine ve tabiatta zuhur eden eşsiz sanatına delalet eder. Bazen de renklerle hayat ve ölüm, umut ve hayal kırıklığı, hidayet ve dalalet, iman ve küfür, sevinç ve keder gibi durumlar ima edilir. Ayetleri incelediğimizde, bazen siyah, beyaz, sarı ve yeşil gibi doğrudan temel renklerin, bazen de gündüz-gece, ışık-karanlık gibi dolaylı olarak renk ifade eden kelimelerin kullanıldığını görürüz.

Kur’an-ı Kerim’de beyaz, siyah, yeşil, sarı, kırmızı ve mavi olmak üzere altı temel renk geçmektedir. Bu temel renkler dışında renk anlamını veren bazı farklı ifadeleri de görmekteyiz. Beyaz ve siyah, Kur’an’da en fazla yer alan renklerdir. Bu renkler bazen tek başına bazen de bir karşıtlık havası içinde zikredilmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de doğrudan zikredilen ve bildiğimiz renk kelimelerinden ayrı olarak, renk ifade eden veya renk çağrıştıran başka kelime ve ifadeleri de görmek mümkündür.

Mavimsi gökyüzü, rengârenk çiçekler, yemyeşil ağaçlar ve otlar, geceleyin karanlık içindeki dünyamızı aydınlatan ay ve yıldızlar ve daha pek çok varlık ve güzellik, Allah’ın varlığının ve sanatının yansımalarıdır. Sinek ve böceklerden kuşlara, bitkilerden ağaçlara, sudaki balıklara kadar, tüm canlılarda mükemmel bir sanat sergilenmiştir. Şüphesiz bu sanat, tüm varlıkların yaratıcısı olan Allah’ın Tekvin sıfatının eseridir. Bakmayı, bakıp görmeyi, görüp düşünmeyi, düşünüp öğüt almayı bilelim… Sağlıcakla kalın.]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//kur-an-da-renkler/186/</link>
<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 10:05:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"MIŞ GİBİ"</title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,

Bulunduğumuz çevreye dikkatli bir gözle baktığımız zaman ne kadar çok ‘mış gibi’ olan, ‘mış gibi’ yapan insanları göreceksiniz.

 

Ne demek ‘mış gibi’ yaşam? Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, özü, davranışı birbirine uymayan, olmayanı var gösteren, gerçek konumundan uzaklaşmış insanların yaşamı demek.

"Böyle insanlar var mı?" diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin alışıp artık yadırgamadığı ‘mış gibi’ bir yaşam içerisindeyiz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor. Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak, ‘mış gibi’ yaparak aldatmak, aldanmak…

 

‘Mış gibi ’yapanlar çoğunlukla olduğun gibi davranmazlar. Davranan için de, davranılan için de zordur, bir kere bu insanlar usta birer oyuncudur. Yüzlerini ve bedenlerini o kadar iyi kullanırlar ki, kayıtsız şartsız kapılırsınız büyülerine. Peşlerinden gidersiniz, inanırsınız, belli etmezler ama korkaktırlar, yalnız kalmayı göze alamazlar, öylece hayata direnmeye çalışırlar.

Hayatımızdan ‘mış gibileri’ çıkarttığımızda geriye ne kalır acaba. Mış gibi yaşamak gerçeklikten uzak yapmacık sahte bir rol üstlenmek değil midir? Kişinin kendisini öz benliğini yok sayıp hayalindeki karakterin kimliğine bürünerek hayatını idame ettirme gayreti değil midir? ‘mış gibi’ yaparak yaşamak yalanlarla örülmüş bir hayattır. Kimsenin kimseye güven duyamadığı, karşısındaki yüzün sahte olduğunu bilip, arkasında hangi yüz onun gerçek yüzüdür diye sorgulama ihtiyacı hissederek yaşar hale gelmedik mi. Geriye kalan kendisinin asıl kimliğidir.

Kendi elimizle, kendi dilimizle kendimizi ‘mış gibi ’yaparak kandırmayalım. Yansımaların asıl olmadığını, asıl olanın aynanın dışında kalan olduğunu unutmayalım. Sağlıcakla kalınız.

 ]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//mis-gibi/185/</link>
<pubDate>Tue, 11 Jul 2023 18:26:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ENGEL OLMA!</title>
<description><![CDATA[
Değerli okurlarım,
Toplumda sıkça rastlanan, bilerek ve isteyerek yapılan yanlışların biri de otoparklarda engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıran düzenlemelerin engellenmesidir.  
Engelli arkadaşlardan sıkça duyduğumuz serzenişlerden biri olan oto park konusuna değinmek istedim. Umumi bina ve bölge otoparkları ile genel otoparkların giriş-çıkış ve asansörlerine en yakın yerlerinde birden az olmamak şartıyla, her 20 park yerinden birinin engelli işareti konularak engelliler için ayrılması zorunlu olduğunu biliyorum. Yol üstü otoparklarda engelliler için yapılacak düzenlemeler, trafik güvenliği esas alınarak yapılır. İlgili birimler gerekli işaretleri koyarak engelli aracına ait park ayarlamış olsa da bu durum engelsiz vatandaşlar tarafından işgal edildiği görülmektedir. İlimiz Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde yeterli sayıda engelli araç park alanı olmasına rağmen engelsiz araçların park ettikleri bir gerçektir. Engellinin mağdur olmaması için gerekli önlem alınmalı ve vatandaşlarımız duyarlı olmalıdır. İlimiz çarşı merkezinde yeterli sayıda engelli otoparkı olmadığı ve gerekli ihtiyacı karşılamadığı ve ciddi zorluklar yaşandığının altı çiziliyor.
Günlük hayat içerisinde engellilere ayrılmış olan kısımların yalnızca engelliler tarafından kullanılması gerekmektedir. Aksi takdirde bu durum engelli olan bireyin daha kısıtlı olmasına yol açmaktadır. Engelli yoluna kesinlikle park gerçekleştiril memesi, bu konu üzerinde oldukça dikkatli davranılması ve her bireyin kendine dikkat etmesi gerekmektedir. Bundan dolayı da engelli yerine park etmekte olan diğer araçlara çeşitli cezai işlemler uygulanmalıdır.  Hepimiz birer engelli adayıyız bunu bilelim. Empati yaparak hayata bakmayı öğrenelim. Bilelim ki sevgi ve saygı bütün engelleri aşar.
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//engel-olma/184/</link>
<pubDate>Fri, 23 Jun 2023 11:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şehir ve Kültür Sanat </title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,
Kültür, bir toplumu diğer toplumlardan farklı kılan, geçmişten beri değişerek devam eden, kendine özgü, sanatı, inançları, örf ve adetleri, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır. Topluma bir kimlik kazandıran, dayanışma ve birlik duygusu verdiği toplumda düzeni de sağlayan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Sanat ise bir duygunun, tasarımın, güzelliğin dışa vurumudur. Kültür ve sanat birbiri ile içi içe geçmiş faaliyetler ve birikimlerdir. Bu noktada önceliğin “kültür” olduğunu, kültürün ekonomik ve sanatsal faaliyetlerde belirleyici olduğunu söyleyebiliriz.
Dünya genelini incelediğimizde, kültür ve sanata önem veren, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin etkin olduğu ülkelerde, şehir yaşamının mutluluk seviyesinin de yüksek olduğu görülmektedir. Kültür ve sanata olan duyarlılığın erozyona uğramasının, kültürel bilinç kaybının bir tezahürü olup, gelecekle olan bağı koparmaktadır. Oysa kültürün taşınması gerekmektedir.
Şehir gelişiminin en önemli faktörleri arasında; eğitim, kültür, sanat, ekonomi, demografik ve coğrafik yapılar gelmektedir. Tüm bu faktörler sosyolojik unsurlar olup, toplum düzenini ve işleyişini sağlayan yapı taşlarıdır. Bu unsurlar toplumsal yaşam biçimini oluşturarak, kültürel birikimi sağlar ve devam ettirir.  
Şehir kültürü, yaşanılabilirliğin ya da yaşam kalitesinin tamamının cevabını içinde saklayan temel kavramın ismidir. Kurulu şehirlerin, iletişim, etkileşim ve gelişimini sağlayan ana unsurlar; kültürel, birikim, sanatsal bilinç ve faaliyetlerdir. Şehrin huzurunu sağlamanın en temel yolu; şehirli kültürünü benimsetmek ve o kültürü şehirde yaşayanlara yaşatmaktır. Konuyla ilgili ilimizde gerekli çalışmaların yapılıyor olması mutluluk verirken, ihmal edilmemesi de üzer.
Hep birlikte mutlu olalım mutlu kalalım.





]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sehir-ve-kultur-sanat/183/</link>
<pubDate>Fri, 21 Apr 2023 13:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MUTLU MUSUNUZ? </title>
<description><![CDATA[
Değerli okurlarım,
Yaşanan deprem felaketi ardından çok şeyler konuşuldu halen konuşuluyor. Birlik ve beraberliğimizden ödün vermeden, yaşanan durumdan ders çıkarıp ne yapılmalı, nasıl olmalı, bir daha böyle bir durumla karşılaşılmadan önce nasıl tedbirler alınmalı konuları bizi düşündürmelidir.  
Bizler normale dönünce yaşananı çabukça unutan bir milletiz. İnsan tabiatla ilişkisinde Allah’ın koyduğu kanunlara uygun hareket etmek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Yerleşim yerlerinin inşa ve imarında doğal afet riskini hesaba katmak, zemin, malzeme ve inşa teknikleri başta olmak üzere gerekli tüm iş ve işlemleri söz konusu kurallara göre planlamak bu sorumluluğun kaçınılmaz bir gereğidir. Zira tabiatın işleyişini dikkate almayan yapılanmalar afet risklerini beraberinde getirmektedir. İnsanoğlu dünyada ebedi hayatına hazırlanacağı bir imtihan sürecindedir. İnsanın bilme ve irade etme özgürlüğü gibi kabiliyetlerine binaen muhatap olduğu bu süreç, aynı zamanda, ona anlamlı bir hayat sürdürme imkânı sunmaktadır. İnsan yaşadıklarını doğru değerlendirerek başına gelen hadiselerden ibret almalıdır. Doğal afetlere maruz kaldığında da dersler çıkarmalı, sorumluluklarını hatırlamalı, maddi ve manevi alanda yapması gerekenlere yönelmelidir.
Muhakkak ki işini doğru yapan müteahhitler vardır onları tenzih ediyorum, ama on binlerce insanımızı ve millî servetimizi kaybetmeye sebep olan hırsız müteahhitlere, küçük menfaate tav olan sağlam olmadığı halde sağlam raporu veren denetimcilere ve senin benim adamım diye verilmemesi gereken müsaadeyi verenlere soruyorum mutlu musunuz?
İlimizde acilen binaların depreme dayanıklı olup olmadığının durum tespitinin yapılarak gerekli önlemlerin alınması gerekir. Allah bir daha böyle acılar yaşatmasın.
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//mutlu-musunuz/182/</link>
<pubDate>Sun, 19 Feb 2023 11:17:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>YÜREĞİMİZDEKİ DEPREM</title>
<description><![CDATA[<p>Yaklaşık bir asır önce binlerce kadın, erkek ve çocuğun kanı ile kurtarıldı bu topraklar. Bu gün ise yine bu topraklarda binlerce insan can verdi, şanlı bir zafer ile kazanılmış toprakların altında kaldı. Ve o gün savaştığımız tüm ülkeler bu gün kurtarmak için yardıma geldiler.</p>

<p>Kabul ediyorum çok büyük bir deprem vurdu ülkemizi ama bu canların hepsini deprem almadı. Bizim aç gözlülüğümüz aldı canları. Daha çok kâr elde etmek isteyen müteahhitler, arazisi daha değerli olsun beklentisi ile çarpık yapılaşmaya göz yumanlar, falanca büyüğe iyi görünmek için her istenilene evet diyen yetki sahipleri. Ve daha aklıma gelmeyen ahlaki çöküşümüzün bir çok figüranı nedeniyle can kayıpları bu kadar yüksek oldu. Artık “Vatan, Millet, Sakarya” sosyal medyada paylaşılan birer ütopya haline geldi. Kurtuluş savaşında vatan için savaşan Türk Milleti değiliz artık. Bunu bu depremde de gördük, bundan önceki depremde de. Hatta deprem olunca yağma yapılırken, fırsat bu fırsat deyip ekmeğin, suyun fiyatını üçe çıkartırken, ne zaman kriz olsa bunu fırsat olarak görürken de gördük. Dolar yükselince stok yapan marketlerde gördük, ev kiralarını fahiş oranda artıran ev sahiplerinde gördük, işçinin emekçinin parasın göz diken patronlarda gördük.</p>

<p>Gördük oğlu gördük te hala ders almadık. Zamanında ülkemizi işgal etmeye gelen ülkeler bu gün bize yardım ediyorlar. Onlar farkında artık kurtuluş savaşındaki inanca ahlaka erdeme sahip bir millet olmadığımızı. Bu gün kendi kendimize yaptığımız düşmanlığı, hiçbir ülkenin yapamayacağının farkında. Her felaket olduğunda bu bize ders olsun bir daha böyle bir şey yaşamayacak diyoruz ama yine vicdan kefesinde ahlakımız yerine yine cüzdanlarımız öne çıkıyor.</p>

<p>Bu kelimeleri yazmak inanın canımı çok yakıyor ama kendi kendimize vicdan muhasebesi yapalım. Bir konuda kazanç sağlamak için hiç araya birini sokup sokmadığımızı düşünelim. Bir iş için, ihale için, hibe için. Deprem sırasında herkes canıyla uğraşıyor sen neden bahsediyorsun diyenleri duyar gibiyim. Depreme, sele, doğal afete engel olmayız ama bunlar olduğunda bizi koruyacak etik tedbirleri yapmak bizim elimizde. 6 Şubat’taki deprem kaçınılmaz bir olay fakat şehirlerimizdeki yapılar sağlam olsaydı bu gün belki can kaybı yüzde biri kadar olurdu.</p>

<p>Televizyonlara bakamıyorum, felaketin boyutuna yüreğim dayanmıyor. Geçmiş olsun ve başın sağ olsun Türkiye’m. Ama vicdanımızdaki büyük depreme artık dur diyelim ki son kez bir doğal afetten vicdan azabı.</p>

<p>Güvende ve Esen kalın….</p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//yuregimizdeki-deprem/181/</link>
<pubDate>Wed, 15 Feb 2023 20:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aksaray ve Vekil Adayları</title>
<description><![CDATA[<p>Ha bugün ha yarın derken sonunda seçim dönemi geldi çattı. Tabi aday olmak isteyenlerde bir bir yüzünü göstermeye, (kendi tabirleriyle) halka inmeye başladılar.</p>

<p>Ülke gündeminde cumhur ittifakı ve millet ittifakı olmak üzere iki merkezli bir seçim atmosferi olmakla birlikte, Aksaray’da bireysel bir yarış başladı. Partiler arası bir yarış olduğu kadar her partinin kendi içinde de kim aday olacak yarışı da oldukça dikkat çekiyor. Tabi bu benim aklıma bu seçimin, seçmen yararına değil de, daha bireysel fayda için olduğu fikrini getiriyor. Tıpkı şarkı bitene kadar sandalyenin etrafında dönerek oynan oyun gibi. Ortadaki sandalye ya da koltuğu kapmak, kazanmak için yapılan bir yarış var.</p>

<p>Farkındaysanız tüm seçmenler insanların duymak istediklerini, beklentilerini vaat ediyor ki sadece seçim zamanı duymaya alışık olduğumuz konular. Seçim bittikten sonra muhalif <strong>körü körüne</strong> muhalif olmaya, iktidarsa halkın sesine<strong> sağır</strong> olmaya devam edecek. Nerden mi biliyorum, geçen seçimden, ondan önceki seçimden biliyorum. Ama ben bu yazımda politikayı değil adayları değerlendireceğim.</p>

<p>Gözlemlediğim kadarıyla Aksaray’da üç tip aday çıkıyor. Birincisi vekil olmayı ütopya haline getiren ve hayatının büyük bir kısmını partiye adamış <strong>Taraftar Vekil Adayları.</strong></p>

<p><strong>Taraftar Vekil Adayları, </strong>partinin il teşkilatında başkanlık yapmış ya da partide görev almış adaylarda oluşuyor genelde. Ben isim vermesem de eminim sizlerin aklına bir iki örnek geliyordur. Bu adaylar partisinin veya ideolojisinin adına yıllarını harcadığı için vekilliği doğal hakları olduklarını düşünüyor. Ve mutlaka o adaylara (sadece yüzüne karşı) destek veren kişiler olduklarından seçileceklerini garanti gözüyle bakıyorlar.</p>

<p>İkinci aday türü ise <strong>Doğal Vekil Adayları. </strong> Bu adaylar genelde işi gücü ile uğraşan ama nedense vatandaşları vekil olarak yakıştırdığı adaylardır. Yani bir başka değişle milletin gazına gelenler. <strong>Doğal Vekil Adayları </strong>sürekli olarak bir partiden davet gelmesini bekler ya da partilerinin kendilerinin hakkını yediğini düşünürler.  Bazıları ise daha önceden koltuğun tadını almış olup yeniden önemli hissetmek için o koltuğun peşine düşenlerdir. Bu adayların rakibi karşı parti değil kendi partisinin içindekilerdir.</p>

<p>Üçüncü aday türü ise benim hiç anlam veremediğim <strong>Müdavim Adaylar</strong>dır.</p>

<p><strong>Müdavim Adaylar, </strong>genelde seçilme umutları olmasa da aday olmayı gelenek haline getirmiş adaylardır. Bunun birkaç sebebi var; Bir kısmı partisine veya partisinin genel başkanına fanatik bağlı olduğu için destek verdiklerine inanmaları. Ya da bir kuruluşun başkanı olduğu için konumunu sağlamlaştıracağına inandıkları veya politik çizgisini vatandaşlar kanıtladıklarına inandıkları için aday olurlar. Tabi bu adayların en yaygını ise, seçilmeseler bile seçim sürecinde adaylığın verdiği önemli biri olma hissini yaşamak için aday olanlardır.</p>

<p>Yani anlayacağınız yeni seçim, Aksaray’da yine aynı seçim. Etkili konuşanın, ağzı güzel laf yapanın, vekil olmaya yetecek parası olanın seçildiği bir seçim olmamasını umarak adaylara bir sorum var Aksaray için seçilmekten başka ne yapacaklarını sormak istiyorum. Çalışmış yapılabilirliği ispatlanmış ve en önemlisi ayağı yere basan bir projeleri olduğunu umut ediyorum.</p>

<p>Bu belgesel tadındaki yazıma son veriyorum ve bir sonraki yazımda seçimlerimiz ve sonuçları üzerine yazacağımı belirtmek istiyorum.</p>

<p>Esen Kalın… </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//aksaray-ve-vekil-adaylari/180/</link>
<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 16:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İĞRENÇSİNİZ !</title>
<description><![CDATA[<p>Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda epey düşündüm</p>

<p>Ama yazmaktan kendimi alamadım</p>

<p>Evet yazmalı, konuşmalı, haykırmalı </p>

<p>Dağlar, Taşlar duysun diye avazımız çıktığı kadar bağırmalı</p>

<p>Hepimizin çocukları var, kimisi erkek, kimisi kız</p>

<p>Onlar bizim en değerli varlıklarımız, canımızdan bir parça,</p>

<p>Ya hangi insan diyeceğim ama sanıyorum ki hangi canlı demek doğru olur</p>

<p>6 yaşında bebek sayılabilecek bir çocuğu evlendirir ve</p>

<p>Nasıl bir yaratık bu 6 yaşındaki bebek ile evlenir.</p>

<p>İğrenç Yaratıklar</p>

<p>Bunun ne insanlıkla, ne akılla ve ne dinle ve ne de  inançla izahı olamaz, olmamalı.</p>

<p>Bu bir olayın sizlerin "hayvan" diye tabir ettiği, diğer canlılarda bile bu gelişmişlikte bir yavruya yapılmadığını biliyorum</p>

<p>Olay iğrenç ötesi bir olay ve hayvanlar dünyasında bile yaşanmayacak bir olay</p>

<p>Bu olayı savunanlar yada sessiz kalanlar da en az bu olayı gerçekleştirenlerle aynı </p>

<p>Ha bir de diyorlar ya bu haberi yapan gazeteci terör sevici imiş.</p>

<p>Ya güzel kardeşim, kim kimi severse sever o aynı bir konu incelenmesi araştırılması gerekir</p>

<p>Ama Allah aşkına bu olayın savunulacak bir yeri, tutulacak bir dalı var mı?</p>

<p>Siz nasıl bir yaratıksınız ya....</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//igrencsiniz/177/</link>
<pubDate>Mon, 12 Dec 2022 19:07:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sahtecilik Hayatımızın Her Yerinde!</title>
<description><![CDATA[<p>Evet, sahtecilik hayatımızın her yerinde, aldığımız her ürünün orijinalliğini kontrol ihtiyacı hissediyoruz.</p>

<p>Yetkili satıcılarından aldığımız ürünlere bile acaba sahte midir gözüyle bakıyoruz.</p>

<p>Kılık kıyafet ürünleri sahte</p>

<p>Orijinal diye aldığımız bir takım sağlık ürünleri sahte</p>

<p>Kitaplar, ses CD’leri sahte,</p>

<p>İnsanlar sahte</p>

<p>Sevgiler sahte, samimiyetler sahte, gülmeler sahte, ağlamalar sahte, </p>

<p>Yetmedi,</p>

<p>Kendisini hâkim, savcı, polis olarak tanıtan insanların yaptıkları dolandırıcılıklar</p>

<p>Doktorlar sahte,</p>

<p>Evet, doktor bile sahte</p>

<p>En son Tekirdağ’da ortaya çıkan sahte doktor,</p>

<p>Ya sen ne kadar zeki bir insansın ki</p>

<p>O kadar insanı bu kadar kolay kandırabiliyorsun</p>

<p>Okulun, kimliğin, diploman hepsi sahte ve o kadar akıllı insan! Sana sorgusuz inanıyor</p>

<p>Yapılan suç mu? Tabi ki TCK’da tanımı bulunan bir suç</p>

<p>Öngörülen ceza yeterli mi? Bence kesinlikle yetersiz</p>

<p>Ameliyata girmemiş, muayene yapmamış deniliyor</p>

<p>Ya bir de ameliyata girse imiş!</p>

<p>İnsan sağlığı bu kadar ucuz m?</p>

<p>“Türk İnsanı Çalışkandır, Türk İnsanı Zekidir”</p>

<p>Lütfen çalışkanlığımızı ve zekiliğimizi doğru işlerde ve bu millete hizmet için kullanalım.</p>

<p>Esen Kalın……</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sahtecilik-hayatimizin-her-yerinde/176/</link>
<pubDate>Wed, 30 Nov 2022 18:57:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sn. Jülide Sarıeroğlu</title>
<description><![CDATA[<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="font-size:18px;"><strong><em>Değerli Okurlarım, </em></strong></span></span></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"> </p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="font-size:18px;"><span style="color: inherit; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: inherit; border: 0px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline;"><i><span style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 22.6133px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">Belediye başkanı Dr. Evren Dinçer </span></i></span><i style="font-size: 11pt;"><span style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 22.6133px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">tarafından hayata geçirilen kitap konağı projesinin üçüncüsü olan Tapduk Emre Kitap Konağı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sn. Jülide Sarıeroğlu'nu katılımıyla açılışı gerçekleşti. Sn. Jülide Sarıeroğlu<a name="x__Hlk120447768" style="border-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline;">' </a>nun konuşmalarındaki samimiyeti hissetmemek mümkün değildi. Şehrimiz ve şehrimizdeki çalışmalar hakkındaki bilgileri, halkla olan içten teması taktire şayandı. Kendilerini tanımayan biri Adana milletvekili değil doğma büyüme Aksaraylı Aksaray milletvekili olarak görür.</span></i></span></span></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="font-size:18px;"><i><span style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 22.6133px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">Bırakmış olduğu bu intibadan dolayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Sosyal Politikalar Başkanı ve Adana Milletvekili Sn. Jülide Sarıeroğlu<a name="x__Hlk120354673" style="border: 0px; font: inherit; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline;">'</a>na teşekkür ediyorum.</span></i></span></span></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="font-size:18px;"><i><span style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 22.6133px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">Okuma alışkanlığı ve okuma kültürü edinme, okuma kültürüne süreklilik kazandırması adına kitap konakları büyük önem taşıyor. Gençlerin ders çalışabilmeleri, kitap okumaları ve araştırma yapabilmeleri amacı ile hizmete açılan kitap konaklarının amaçlanan hedefe varmasını temenni ederiz. Her yaş grubuna hitap edebilecek kitap çeşitliliği ile ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine hitap eden kitap konağını, ders çalışılabilecek uygun bir ortam olarak görüyor bu maksatla kitap konaklarının doldurulmasını bekliyoruz.</span></i></span></span></p>

<p class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255); line-height: 15.5467px;"><span style="font-family:times new roman,times,serif;"><span style="font-size:18px;"><i><span style="border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; font-stretch: inherit; line-height: 22.6133px; margin: 0px; padding: 0px; vertical-align: baseline; color: inherit;">Her işte olması gereken liyakat, kitap konaklarında görevlendirilecek kişilerin seçilmesinde de önem arz eder. Kitap seven, okuyucuları yönlendirebilen model kişilerin olması verimliliği daha da artıracaktır. Hizmetlerinden dolayı Sn. Dr. Evren Dinçer Bey'e de teşekkür ederiz.</span></i></span></span></p>

<p aria-hidden="true" class="x_MsoNormal" style="margin: 0cm; font-size: 11pt; font-family: Calibri, sans-serif; color: rgb(36, 36, 36); background-color: rgb(255, 255, 255);"> </p>
]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//sn-julide-sarieroglu/175/</link>
<pubDate>Sun, 27 Nov 2022 20:43:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BEŞ İSİM VEREBİLİR MİSİNİZ? </title>
<description><![CDATA[Değerli okurlarım,

Çok bildiğimizi iddia ettiğimiz hatta çokluğuyla öğündüğümüz tanıdık, arkadaş ve dostlarımız kimlerdir. Bana bir çırpıda beş tane dost ismi söyleye bilir misiniz desem ne dersiniz. Bu basit gibi görünen sorunun cevabı oldukça zor bir cevaptır.

Tanıdık, günlük hayatımızda fiziksel ortamlarda gözümüzün aşina olduğu, hakkında sınırlı bilgiye sahip olduğumuz kişilerdir. Her gün onları görseniz bile, aynı yerde çalışanlar gibi, sizinle yüzeysel olarak konuşan insanlardır.

Arkadaşlık, sevgi, dürüstlük, güven, empati, şefkat ve karşılıklı anlayış gibi çok çeşitli nitelik ve özellikleri içerir.  Arkadaş, daha derin bir etkileşim veya iletişim seviyesi paylaşan bir kişidir. Derin iletişim imkânsız değildir. Aslında, en gerçek arkadaşlar, mesafeye rağmen, bir zamanlar birbirlerine yetişmeyi ve sanki zaman geçmemiş gibi konuşmayı başaranlardır.

Ne tanıdık ne de arkadaş dost gibi değildir.

Dostluğun tanımını soranlar birçok farklı cevap bulabilmektedir. Bireylerin bir kan bağı olmadan koşulsuz ve şartsız şekilde sevdikleri, özel paylaşımlarda bulundukları, dertlerini ve mutluluklarını kendilerine dert edindikleri insanlara dost denmektedir.

Bu durumda beş dost ismi verebiliyor musunuz? Dostum diye biliyor musunuz? Farklı ortamlarda bulunmuş sayısız kişilerle iletişim kurmuş olabilirsiniz bu sizin dost sayınızı artırmayacaktır.

Mevlâna derki

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya... Kalp durur... Akıl unutur...
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur ne de unutur.

En küçük toplumsal birim olarak kabul edilen aile toplumun temelini oluşturan önemli bir kurumdur diğer toplumsal kurumlarla iletişimi sosyal, kültürel belirleyiciliğe sahiptir. Bireyin ilk ve en kalıcı nitelikteki eğitimini aldığı önemli bir toplumsallaşma ortamı olarak ailenin korunması toplumun geleceği açısından önemini hala korumaktadır. Aile olabilmenin arkasından arkadaş eş dost ve tanıdık çevresi olacaktır. Aile olmadığı yerde bireyselleşme olur ki yalnızlığın çığlığını duymaya başlarsınız. Ne arkadaşlık ne de dost ne de sosyal ilişkiler kalır. Toplumda görürsünüz her şeyi biliyormuş, anlıyormuş havasında yüksek sesle konuşanlar aslında fark edilmek yalnızlık korkusundan kurtulma çabasın da olanlardır.

Aksaray’ı bildiğini iddia edenler herkesi tanıdıklarını büyük bir çevreye hâkim olduklarını, dostlarının sayısının bir hayli çok olduğunu söyleyenlere, siyasete yön verenlere, millet vekili olması gereken beş isim söyleyin desek ya da Aksaray’a hizmet etmiş akıllarda kalan beş isim söyle desek, hatta beş dostunuzu söyleyin desek bir çırpıda söyleye bilirler mi bilmiyorum.

Sözün özü kişi önce kendini bilmeli sonra bildiğini zannettiklerini bilmeli, en azından bilmediğini bilmeli.

Sağlıcakla kalınız.]]></description>
<link>https://aksarayajans.com/yazarlar//bes-isim-verebilir-misiniz/174/</link>
<pubDate>Sun, 23 Oct 2022 21:36:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>